Çocuk terbiyesinde doðru sanýlan yanlýþlar
Çocuklarýmýzýn eðitim ve terbiyesinde birçok yanlýþý doðru gibi biliyor ve uygu-luyoruz�
Çocuðumuz var ve canýmýzdan daha kýymetli. Ve en büyük amacýmýz çocuðumuza iyi bir eðitim ve terbiye verebilmek. Çünkü o üzerine titrediðimiz, masum yüzlü, sevimli yavrularýmýz büyüdükçe üzüntülerimizin nedeni olabilir. Bu sebeple onlarýn zihinsel ve karakteristik geliþimlerinin ilk dönemlerini çok iyi tahlil etmemiz ve tüm büyüme evrelerinde yerinde ve doðru müdahaleler yapmamýz gerekir. Peki bu doðru müdahaleler nelerdir, ne zaman ve nasýl yapýlýr?
Son yýllarda çocuk eðitimi üzerine bir hayli kafa patlatýlýyor. Konu ile ilgili yazýlan makaleler ve yayýnlanan kitaplar, çocuðunun eðitimi konusunda endiþe ve kaygý duyan ebeveynler için adeta bir rehber niteliðinde. Ancak yayýnlanan bu çoðu kaynak kitap ve makaleler maalesef kendi kültür mecramýzýn bir hayli dýþýnda. Özellikle batý toplumlarýnýn çocuk eðitimi konusundaki çalýþma ve tecrübelerine dayanan bu yaklaþýmlar maalesef çoðu zaman parlak ve tatmin edici sonuçlar vermiyor. Bunun yaný sýra çocuðumuza kendi kültür deðerlerimiz çerçevesinde uyguladýðýmýz eðitim ve terbiye de toplumsal geliþim ve etkileþimlerine nazaran geri ve yetersiz kalabiliyor. Ýþte bu iki nedenden ötürü süreç içerisinde çocuk eðitimi konusunda birçok yanlýþý doðru olarak sistemleþtirmiþ bulunuyoruz. O zaman bu doðru bilinen yanlýþlarý nasýl tespit edecek ve uygulama sahasýndan arýndýracaðýz? Ýþte bu soruya Pedaðog Adem Güneþ yanýt bulmaya çalýþmýþ ve “Çocuk Eðitiminde Doðru Bilinen Yanlýþlar” adlý bir kitaba imza atmýþ.
Adem Güneþ’in Nesil Yayýnlarý’ndan çýkan kitabýnda ilginç tespitler yer alýyor. Örneðin “çocuk baðýmlýlýðý.” Yazara göre çoðu anne baba çocuklarýna karþý besledikleri yoðun sevgi nedeni ile baðýmlý hale geliyor ve bu farkýnda olunmayan baðýmlýlýk çocuðun geliþim evresinde riskli bir takým kalýtsal sorunlara neden oluyor. Tabi biz bunun farkýnda bile olmuyoruz.
Ýþte kitaptan birkaç çarpýcý bölüm�
Hiçbir çocuk bir diðeri ile ayný deðildir. Nasýl ki gökyüzünden dökülen milyarlarca kar tanesi birbirine benzediði halde, hiçbiri birbirinin ayný deðilse her bir çocuk da bir diðe*rinden farklýdýr. Hepsi ayrý karaktere sahiptir. Bu kardeþ bile olsa.
Eðer çocuklarýn bu farklýlýklarý göz önüne alýnmadan, karakterleri tanýnmadan çocuk terbiyesine soyunulur ise þahin karakterli bir çocuk, bir süre sonra korkak bir kargaya dönüþme riski taþýr. Nasýl mý?
Yaralý þahin kuþu, bir yaþlý kadýnýn bahçesine kondu. Yaþlý kadýn periþan görünümlü þahine acýdý, merhamet etti ve ya*nýna aldý.
Aç þahinin önüne çocuklarý için hazýrladýðý hamur bulamacýný koydu. Þahinin birden önüne konan tasa gagasýný daldýrmasýyla baþýný sallayarak geri çekmesi bir oldu. Çünkü þahin et yerdi; bu yüzden de hamur bulamacýný yiyemedi.
Yaþlý kadýn, þahinin bu halini görünce üzüldü; “Vah!” dedi. “Gagan uzamýþ, kývrým kývrým olmuþ. Yumuþacýk bir ha*mur bulamacýný bile yiyemez olmuþsun. Senin önceki sahibin hiç mi Allah’tan korkmazdý ki þu gaganý düzeltmemiþ” dedi ve eline aldýðý kör makas ile þahinin gagasýný kes*me*ye çalýþtý.
Þahin yaþlý kadýnýn elinden kurtulmak için çýrpýnsa da nafile, kaçamadý. Sonunda yaþlý kadýn þahinin gagasýný kesti.
Þahin çýrpýnýrken yaþlý kadýn, þahinin kanatlarýný gördü. “Vah” dedi. “Senin eski sahibin sana hiç bakmamýþ, þu kanat*larýn ne hale gelmiþ? Kimi uzun kimi kýsa kalmýþ�”
Bu düþünceyle eline makasý alarak þahinin güzelim kanatlarýný düzeltmeye baþladý. Þahin acý ile kývrandý, çýrpýndý... Çaresizce pençelerini kadýnýn koluna attý ve týrnaklarýný kadýnýn koluna geçirdi. Yaþlý kadýn þahinin kanatlarýný �güya� düzeltirken koluna batan týrnaklarý gördü. “Vah, vah! Önceki sahibin ne kadar merhametsizmiþ. Bir kere bile týrnaklarýný kesmemiþ. Týrnaklarýn ne de çirkin olmuþ” dedi ve elindeki makas ile þahinin av avlamakta kullandýðý pençelerini söktü attý.
Cahil, yaþlý kadýnýn elinde rezil olan þahinin gözleri doldu.
Yaþlý kadýn, þahinin bu hali görünce hiddetlendi:
“Kimseye iyilik yaramýyor ki� Ben iyilik yapýyorum, kuþ aðlýyor” dedi ve elindeki kuþu “Git hadi bildiðin yere” diyerek kaldýrdý, havaya attý.
Þahin çýrpýndý uçmak için; ama kanatlarý kesilmiþti bir kere, uçamadý. Acý ile yere inmek istedi, týrnaklarý sökülmüþtü ye*re de konamadý. Kendini yan üzeri bir kulübeciðin arkasýna attý.
Koca koca avlarý, gökyüzünde süzüle süzüle avlayan cesur þahin kuþu, cahil kadýnýn elinde korkak bir kargaya dönüþ*müþtü�
Ýþte birçok anne baba da �bu bilgisiz kadýn gibi� çocuklarý*ný yeterince tanýyamadýklarý için ellerindeki “þahin” bakýþlý ço*cuklarý, kargaya çeviriyorlar ve bunu fark etmiyorlar. Hâl*bu*ki ço*cuk terbiyesinin birinci ve en önemli maddesi çocuðu taný*mak*týr.
Çocuðu tanýmada, “baþarý” mý “baþarýsýzlýk” mý ölçü* olma*lý?
Çocuðunun eðitimi konusunda tavsiyeler isteyen bir anne:
� Kýzým Tarih ve Ýngilizcede çok zayýf. Ýstemeye istemeye özel derse gönderiyorum. Bu da onu çok yoruyor. Onu motive edebilmem için ne tavsiyelerde bulunursunuz, diye sormuþtu�
Bense bu kýz çocuðunun hangi derslerde iyi olduðunu merak etmiþ ve sormuþtum. Anne:
� Matematikte çok baþarýlýdýr kýzým, demiþti.
� Peki, neden kýzýnýzý matematikte özel derse yazdýrmýyorsunuz, diye sorduðumda ise anne, omuz silkerek:
� Gerek görmüyoruz, çünkü kýzým çocukluðundan beri matematik dersinden hep on üzerinde on alýr, demiþti�
Þaþýrmýþtým annenin “Gerek görmüyoruz” deyiþine� Çünkü bu anne, kýzýnýn baþarýsýz olduðu derslere verdiði önemi, baþarýlý olduðu derse göstermiyordu. Hâlbuki bu çocuðun kabiliyeti, matematik sahasýnda ayan beyan ortaya çýk*mýþtý. Anne kýzýnýn bu baþarýsýný “Gerek yok” diye geçiþtiriyordu�
Hem kendinize hem de etrafýnýzdaki ebeveynlere bakýn, ayný örnekteki bu anne gibi davrandýðýnýzý fark edersiniz. Genelde çocuklarýn baþarýsýz olduklarý alanlarda daha fazla yardýma ihtiyaç duyduklarý düþünülür ve bu sahalar takviye edilir. Oysa asýl önemli olan baþarýlý olduðu alanlarda destek görmesidir.
Ne yazýk ki günümüz eðitim sistemi, her þeyden bir þey öðretmeye yönelik olduðu için bir þeyden her þeyi bilmeye yönelik kabiliyet taþýyan çocuklar arada kaybolup gitmekteler. Hâlbuki anne babalar, çocuklarýnýn baþarýsýzlýðýna dikkat çektiði ve özen gösterdiði kadar (ve hatta daha da fazla) çocuklarýnýn baþarýlý olduklarý sahalara da eðilmeli, onlarýn meyillerini takip etmeli, o konularda yollarýný açmalý, destek vermeliler�
Çocuklara “Kendine Güvenmeyi” Öðretmek Doðru mu?
Anne-babalarýn en büyük isteðidir geride kalan çocuklarýnýn kendi ayaklarýnýn üzerinde durabilecek kabiliyete eriþ*me*si. Kimi zaman “öz güven” kimi zaman da “kendine güven” diye tarif edilen bu terbiye yöntemi ne kadar doðrudur? Birçoðu yabancý eser olan, “Kendine güvenen çocuk nasýl yetiþtirilir?” konulu kitaplar, bizim terbiye metodumu*za ne kadar uygundur? Ya da soruyu farklý bir biçimde sorar*sak kendine güvenen çocuk yetiþtirmek doðru mudur?
Batý kaynaklý pedagoglar, terbiye açýsýndan saðlýklý bir çocuðu tarif ederken “kendi ayaklarý üzerinde durabilen ve hayatýnýn geri kalan kýsmýný kimseye muhtaç olmadan yürütebilecek cesareti kendinde bulan çocuk, saðlýklý yetiþtirilmiþ çocuktur...” diye tarif etmektedir.
Ne yazýk ki günümüzdeki çocuk terbiyesinin hedefi de bu mantýk üzerine þekillenmekte!
Otonom çocuk yetiþtirmek, bela yetiþtirmektir
Anne babalar çocuklarýný en iyi þekilde yetiþtirmeye çalýþýrken bir yandan onlarý kendi ayaklarý üzerinde durmaya teþvik ettikleri gibi diðer yandan da onlarý otonom (baðýmsýz) olmaya yönlendirmektedirler.
Uzun yýllar üniversitelerde ders vermiþ bir psikolog, otonom çocuk yetiþtirmeyi “baþa bela” yetiþtirmekle eþ deðer görüyordu. “Hayatý benmerkezci olarak algýlayan çocuklarýn ne zaman, ne yapacaðý ve kimin baþýna hangi belayý açacaðý bilinmez” diyordu.
Böylesi bir çocuk için hayatýn anlamý, zevktir.
Hayatýn anlamý, özgürlüktür.
Hayatýn anlamý, “ben”dir.
Ona göre, “problem çözmek ve baþkalarýnýn derdi ile dertlenmek bir ahmaklýktýr.”
Belki çocukluklarda, bebeklik yýllarýndaki o sempatik ve sevimli hal, bu davranýþýn çirkinliðinin görünmesine engel olabilir. Ancak yetiþkin olmaya baþladýkça ve ergenliðe doðru adýmlar attýkça otonom çocuklar, anne ve babalarý için birer kâbus halini alabilirler.
Örneðin trafikte arabalar her ne kadar birbirinden baðým*sýz hareket ediyor olsalar da her bir trafik kuralý, her bir sürücüyü bir diðerine baðlý hale getirmektedir. Siz; trafikteki bir araba sürücüsü olarak ben baðýmsýzým ve kim*seye uymak zorunda deðilim, diyerek dönüþlerde sinyal vermeden dö*nebilir misiniz? Kýrmýzý ýþýklarda durmadan yolunuza de*vam edebilir misiniz? Hýz sýnýrý konulmuþ yollarda “hiç umu*rumda bile deðil” diyerek sürat yapabilir misiniz? Tabii ki yapamazsýnýz. Yaparsanýz trafik canavarý olursunuz. O hal*de nasýl ki trafikte baðýmsýz olunamýyorsa sosyal yaþantýda da baðýmsýzlýk diye bir þeyden söz edilemez. Eðer bir ço*cuk bu düþünce ile yetiþtirilmeye çalýþýlýrsa týpký trafik canavarýnýn trafiði kâbusa çevirdiði gibi, böylesi bir çocuk da sosyal yaþantýyý kâbus haline getirebilir. Bundan da en baþta, anne ve babalar zarar görür.
O halde, anne-babalar çocuk terbiyesinde hedef olarak otonomiyi ve baðýmsýzlýðý deðil, vicdan kültürünü ve baðlýlýðý seçmelidirler.
Kendine güvenen çocuk yetiþtirmeyin
Güçlünün her zaman kazanacaðý düþüncesi ile hayata alýþtýrýlan çocuklar, genellikle kendilerinden güçlü kiþilerin gücü altýnda ezilmeye de mahkûm olmaktadýrlar. Her þeyi güç ve kendi baþarýsý ile elde ettiðini düþünen çocuklar, bunun böyle olmadýðýný ve olamayacaðýný anladýklarý an, büyük bir ruhî çöküntü ile karþýlaþmaktadýrlar.
Hayat zordur. Ýnsan ise zayýf. Bu zayýf insanýn ihtiyacý sýnýrsýzdýr. Sýnýrsýz ihtiyaç sahibi insanýn imkânlarý ise sýnýrlýdýr.
Tüm bu zafiyet içindeki insanýn kendi sýnýrlý güç ve kuvvetine güvenerek deðil, Allah’a güvenerek yaþamasý onu ruhen daha da mutlu edecektir.
O halde, anne ve babalar, kendine güvenen deðil, Allah’a güvenen çocuklar yetiþtirmelidirler. Tüm prensip ve terbiye yöntemlerini bu doðrultuda kullanmalýdýrlar.
Çocuk üzerine daha birçok farklý görüþ, deðerlendirme ve öneriyi kitapta bulacaksýnýz�
Kitapla ilgili teknik bilgiler ve internet üzerinden sipariþ þartlarý için bu linki kullanabilirsiniz
(Haber 7)


Teþekkur:
Beðeni: 


Alýntý

Yer imleri