07 Nisan 2009 Salý 09:40
Türkeþ ve Yazýcýoðlu'ndan sonra gelenler ancak genel baþkan olur, lider olamaz.Yazar Hakký Öznur'a göre Yazýcýoðlu'nun ölümü ile birlikte bir gelenek de noktalandý... "Alp, kahraman, bahadýr, yiðit, “eren”, ermiþ, veli, irfan sahibi demektir. Alperen, zalime “alp”, mazluma “eren” olan Türk'tür. Sahabe ruhlu bir horasan derviþidir. Türkistan'da baþlayan iman hareketini Anadolu'ya, Viyana'ya taþýyan gazidir. Ýlayý kelimetullah için Nizam- ý Alem'i ülkü edinmiþ dava adamýdýr. Mevlana misali hoþgörülü, Yunus misali merhametli, Yavuz misali bir yiðittir.
Vefalý bir arkadaþ, sadýk bir eþ, iyi babadýr. Kula kulluðu reddeden, kuvvet karþýsýnda boyun eðmeyen insandýr. Alperen, “namlusunu millete dönmüþ tanklara selam durmam” diyen liderdir. Menfaatini deðil, milletini düþünen, düz yaþayan, dik duran siyasetçidir.
Alperen, Muhsin Yazýcýoðlu'dur." Hakký Öznur ülkücü hareketin hafýzasýdýr. Yýllarca Yazýcýoðlu'nun yanýnda siyaset yaptý. Yazýcýoðlu'nun helikopteri düþünce yüzlerce ülkücü gibi o da kendisini daðlara vurdu. Yazýcýoðlu'nun hayatýndan kesitleri Bugün Gazetesine anlattý.
Yazar Hakký Öznur'a göre Yazýcýoðlu'nun ölümü ile birlikte bir gelenek de noktalandý..
ÜLKÜCÜ HAREKETTE LiDERLiK DÖNEMi BiTTi
“Ülkücü hareketin hafýzasý” olarak tanýnan Hakký Öznur, “45 yýllýk ülkücü hareketin siyasal tarihinde iki büyük lider çýkmýþtýr. Türkeþ ve Yazýcýoðlu... Her iki liderin yerine geçen kiþiler ancak genel baþkan olur, lider olamaz” diye konuþtu...
Muhsin Yazýcýoðlu ile nasýl tanýþtýnýz?
Rahmetli Genel Baþkanýmýz ile 1987'de baþýna geçtiði SOGEV'de tanýþtým. Ben o zaman MÇP de görev yapýyordum. SOGEV, þehit ailelerimiz, gazilerimiz ve cezaevlerinde yatan ülkücü arkadaþlarýmýz için kurulmuþtu. Rahmetli Genel Baþkanýmýz cezaevinden çýktýktan 3 ay sonra 15 Temmuz'da SOGEV Baþkaný oldu. O, herkesin “Muhsin Baþkaný”, ülkücülerin hamisiydi.
ÞOKE OLDUK, ÝNANAMADIK
Helikopterin düþtüðünü nasýl duydunuz?
Genel Baþkan Yardýmcýsý arkadaþým Mehmet Karabacak ile birlikte Amasya mitingindeydim. O mitingden Yerköy Mitingi'ne giderken yolda duyduk. Sarsýldýk, þoke olduk, inanamadýk. Tam bir bilgi kirliliði vardý. Kayseri Valisi'nin açýklamalarýnýn ardýndan, Genel Baþkanýmýz'ýn Kayseri'ye hastaneye getirildiði söylentileri üzerine Yozgat Ýl Baþkanýmýz'la Kayseri'ye doðru yola çýktýk. Ama Kayseri'ye vardýðýmýzda burada olmadýðýný, enkaza ulaþýlmadýðýný öðrendik.
Vali ile görüþtünüz mü?
Derhal Kayseri Valisi ile görüþmeye gittim. Kendisine Anadolu Ajansý'nda ve televizyonlarda yer alan “Muhsin Yazýcýoðlu yaralý ve Kayseri de” açýklamasýný neden yaptýðýný sordum. Böyle bir açýklama yapmadýðýný söyledi. Bunun üzerine Göksun'a gittik. Daðlara çýktýk. Ama, ne yazýk ki büyük bir organizasyon bozukluðuyla karþýlaþtýk. Asýlsýz haberler çýkmamýþ olsaydý belki köylü vatandaþlarýmýz enkaza zamanýnda ulaþabilirlerdi.
KAR VE SÝS GEÇÝT VERMEDÝ
Enkazýn bulunduðu bölgeye gittiniz mi?
Enkazýn olduðu yere ulaþamadýk, kar, sis ve fýrtýna geçit vermedi. Herkes büyük bir gayret ve çaba sarfetti. Genel Baþkanýmýz'ýn enkazdan çýkartýlan naaþý Kýzýlca'daki kriz merkezine helikopterle getirildi. Liderimizin aðabeyi Yusuf Yazýcýoðlu ve kriz merkezinde görevli Kemal Yavuz teþhis etti.
SAÐ ELÝ GÖÐSÜNDEYDÝ
Siz gördünüz mü?
Arkadaþlarýmýzla birlikte Kahramanmaraþ Devlet Hastanesi'ne gittik. Ahmet Þanverdi, Remzi Çayýr, Mehmet Efe ve bazý yönetici arkadaþlarýmýzla Genel Baþkanýmýz Muhsin Yazýcýoðlu'nun yüzünü son bir kez gördük. Duygularýmý tarif etmem mümkün deðil. Allah bir daha böyle bir acý yaþatmasýn.
Yüzünde darbeden kaynaklanan bir yaralanma var mýydý?
Yüzünde o her zamanki mahzun ve nurani ifade vardý, her hangi bir darbe izi, yara yoktu. Sol kulaðýnýn arkasýnda bir kan pýhtýsý vardý. Beyaz gömleði üzerindeydi. Sað eli göðsünün üzerindeydi. Bizden sonra eþi, kýzý ve yakýnlarý gördü. Üzerindeki elbiseler ailesine teslim edildi. 20 yýldýr parmaðýndan çýkarmadýðý alyansý eþine teslim edildi.
Suikast iddialarý var.
Kamuoyunda bu yönde þüpheler var. Parti olarak olayýn takipçisiyiz. Çok yönlü araþtýrma yaptýrýyoruz. Bütün varsayýmlarý dikkate alarak deðerlendiriyor ve takip ediyoruz. Söz konusu olan Muhsin Yazýoðlu'dur. 40 yýllýk siyasi yaþamý boyunca emperyalizmle, iç ve dýþ karanlýk odaklarla, ülkemizi kaosa sürüklemek isteyen oligarþik güçlerle, çetelerle mücadele etmiþ bir siyaset ve devlet adamýnýn her zaman hedef haline geleceði aþikârdýr. Þu anda elimizde bilgi ve belge yok. Ama, karanlýk nokta kalmayana kadar gerçeklerin peþinde olacaðýz.
YAÞADIÐI GÝBÝ ÖLDÜ
Yazýcýoðlu'nun cenazesine büyük katýlým oldu.
Yaþadýðý gibi öldü. Cenaze töreni fikriyatý ile bütünleþti. Hayatý boyunca devlet- millet bütünleþmesini saðlamak için uðraþtý. O da cenaze töreninde gerçekleþti. Her zaman milletin deðer ve inançlarýný savundu, mazlumlarýn, ezilenlerin yanýnda oldu. Kamil bir Müslüman'dý. Bir Horasan ereniydi. Sahabe ruhluydu. Ahlak, karakter, dava ve gönül adamýydý. Ýnandýðý gibi yaþadý. “Sonsuzluðun sahibine ulaþmak istiyorum” diyordu, istediði oldu, çok sevdiði Rabbi'ne kavuþtu.
Bundan sonra BBP'de ne olacak?
Rahmetli genel baþkanýmýzýn vefatý ile ülkücü harekette liderlik dönemi sona ermiþtir. 45 yýllýk ülkücü hareketin siyasal tarihinde iki büyük lider çýkmýþtýr. Biri rahmetli Türkeþ, diðeri de rahmetli Yazýcýoðlu'- dur. Her iki liderin yerine geçen kiþiler ancak genel baþkan olur, lider olamaz.
TÜRKEÞ "KAÇ" DEDÝ, AMA O REDDETTÝ
12 Eylül'den sonrar rahmetli Türkeþ bile yurtdýþýna çýkmasýný istedi. Ama “Arkadaþlarým idam sehpasýndayken, iþkence altýndayken yurtdýþýna çýkmam” dedi ve teklifleri geri çevirdi...
Yazýcýoðlu 12 Eylül 1980 günü neredeydi?
12 Eylül günü Sivas'ta yakýn arkadaþý MHP Gençlik Kollarý üyesi Hasan Bölücek'in evindeydi. Darbe olduktan hemen sonra bir arkadaþýnýn yardýmýyla, teþkilatýn arabasýyla Ankara'ya geldi. Sýkýyönetimin sokaklara astýðý aranan isimler arasýnda en baþtaydý.
Nasýl ve nerede yakalandý?
POL-DER'li polisler ve sýkýyönetimde görev yapan solcu askerlerin baþ hedeflerinden birisiydi. 28 Ocak 1981'de Ankara'da Necatibey'de bir evde, Ankara dýþýna çýkmak üzereyken, bir ihbar neticesinde yakalandý. Ülkücü düþmaný Zeki Kaman ve Dürüst Oktay yönetimindeki solcu polis timi kapýyý kýrmýþlar. Baþkanýmýz içeri giren onlarca polise tek baþýna direnmiþ. Sýkýyönetim görevlileri ve emniyet güçleri Yazýcýoðlu'nu çok sýký tedbirlerle önce emniyete, ardýndan Mamak'taki meþhur iþkence merkezi C-5'e götürmüþ.
Yurtdýþýna çýkmayý hiç düþünmemiþ mi?
12 Eylül'den hemen sonra isteseydi yurtdýþýna çýkardý. Teklifler de geldi. Rahmetli Türkeþ bile bazý aracýlar göndererek yurtdýþýna çýkmasýný istedi. Ama, reddetti. “Arkadaþlarým idam sehpasýndayken, iþkence altýndayken ben yurtdýþýna çýkmam” dedi. Aranýyordu, hakkýnda “vur” emri vardý.
DEVLET HÝÇ KÜSMEDÝ
Mamak'ta büyük iþkenceler gördüðünü anlatmýþtý.
C-5'de ülkücü düþmaný ve dönemin iþkenceci, POL-DER'li emniyet mensuplarý tarafýndan sorgulandý. 26 gün askýda iþkence gördü. Ser verdi, sýr vermedi. Bütün olaylarý onun üzerine yýkmaya çalýþtýlar. Amaçlarý Yazýcýoðlu'nu bir suç makinesi gibi gösterip, daraðacýna göndermekti. 5.5 sene hücrede olmak üzere 7.5 sene cezaevinde yattý. 219 ülkücü ile birlikte hakkýnda idam istendi. Ýddianameyi, sol çevrelerin el üstünde tuttuklarý askeri savcý Nurettin Soyer hazýrlamýþtý. Hiç ceza almadan beraat etti. Bütün yaþadýklarýna raðmen devletine hiç küsmedi.
Ýlk duruþmadaki olaylarýn aktörlerinden olduðu ifade edilir.
MHP Ülkücü Kuruluþlar Davasý 19 Aðustos 1981'de Mamak Cezaevi'nde bulunan bir mahkemede baþladý. Duruþma öncesi Muhsin Baþkan, 12 Eylül cuntasýnýn bütün zulümlerine karþý ülkücülerin ayakta ve dimdik olduðunu göstermek için Türkeþ mahkeme salonuna gelirken tutuklu bütün ülkücülerin “Ýstiklal Marþý'ný” okumalarý mesajýný göndermiþti.
Türkeþ salona girdikten hemen sonra bütün ülkücü tutuklular ayaða kalkýp, hep bir aðýzdan Ýstiklal Marþý'ný söyledi. Ülkücüler Ýstiklal Marþý'ný söyledikleri için toplu olarak dayak yemiþlerdi, ama seslerini her yere duyurmuþlardý. Ýstiklal Marþý'yla tarih yazdýlar, 12 Eylülcülere meydan okudular.
Cezaevindeyken tahliye isteminde bulundu mu?
Aksine, “En son ben çýkayým” diyordu. Ülküdaþlarý oradayken mahkemeden bir tahliye isteminde bulunmasýnýn doðru olmadýðýný düþünüyordu.
Genellikle Türkeþ ile Yazýcýoðlu kýyaslamasý yapýlýr.
Her ikisi de liderdiler. Onlar bütün yaþamlarý boyunca vatanýn ve milletin bölünmez bütünlüðünü savundular.
REFAH-YOL'A BÝLÝNÇLÝ OLARAK DESTEK VERDÝ
ANAP'la ittifak yaparak Meclis'e girdi, hükümet arayýþlarýnda fikri neydi?
1995'te ANAP'la ittifak yaparak Meclis'e girmiþ, sonra da 7 milletvekili arkadaþýyla BBP'ye geri dönmüþtü. RP ile ANAP arasýnda bir koalisyon hükümeti kurulmasý için çaba harcamýþtý. Ama, askerler ve egemen güçler bu koalisyona karþý çýkýyordu. Yýlmaz'ý baskýyla vazgeçirdiler. RP - ANAP Hükümeti bu yüzden kurulamadý. Muhsin Baþkan bir sohbetinde ANAP liderinin kendisine “Askerlerin RP ile hükümet kurmamasý için baský yaptýðýný, bu baskýlara dayanamadýðýný” söylediðini anlatmýþtý.
Meclis'te koalisyonlar dönemi baþladý ve 7 arkadaþýyla kilit parti oldu.
RP - ANAP koalisyonu olmayýnca, ardýndan oligarþik güçler DYP - ANAP Hükümeti'ni kurdurdu. Bu da 3 ay sürdü. Muhsin Baþkan bu hükümetin fazla uzun ömürlü olmayacaðýný en baþta söylemiþti. BBP Meclis'te kilit parti oldu. Demokrasi ve milli iradeye baðlýlýðýn gereði olarak Temmuz 1996'da kurulan Refah- Yol Hükümeti'ne güvenoyu verdi. Bu yüzden büyük baskýlarla da karþý karþýya kaldý.
KARANLIK ODAKLAR BASKI YAPTI
Ne tür baskýlarla karþýlaþtý?
BBP'nin hükümete güvenoyu vermemesi için iç ve dýþ karanlýk odaklar baský yaptý. BBP üzerine karanlýk oyunlar oynadýlar, bir çok kirli yollara baþvurdular. Milletvekillerimizin peþine düþtüler. Bazý aracýlar vasýtasýyla onlara para pul, makam, mevkiler vaat ettiler. Ama, Yazýcýoðlu ve arkadaþlarý bunlara, dünya nimetlerine itibar etmediler, baskýlara, þantajlara boyun eðmediler. Oligarþik güçlerin Meclis'teki odasýna gönderdiði 2 kiþiyi, “Sizi gönderen patronlarýnýza söyleyin, hiçbir güç odaðý Muhsin Yazýcýoðlu'na milletin aleyhine bir iþ yaptýramaz. Bir daha da karþýma çýkmayýn. Defolun” diyerek kovmuþtu.
28 Þubat sürecinde söylediði “Namlusunu millete dönmüþ tanklara selam duramam” sözü hep hatýrlanýyor.
28 Þubat sürecine tek direnen siyasal hareket BBP olmuþtur. 1 Þubat 1997'de Sincan'da tanklar geçerken, Genel Baþkanýmýz bu tarihi sözü sarfetmiþti. Baasçý zihniyete sahip, sol, Kemalist çevreler ve bunlarla iþbirliði yapan Maocu- Marksist bazý gruplarýn, militarist bir darbe peþinde koþtuðu süreçte, “Türkiye Ýran olmayacak, ama Suriye de olmayacak” diyerek, ordu içindeki birtakým derin sol cuntalarýn askeri darbe giriþimlerini deþifre etmiþti.
HAKKI ÖZNUR KÝMDÝR?
Ülkücü fikir adamý, Araþtýrmacý- Yazar Hakký Öznur, 1985'ten bu yana ülkücü hareketin yayýn organlarýnda inceleme-araþtýrma yazýlarý ve makaleler yazdý. Ülkü Ocaklarý'na genç yaþta girdi. Öznur, 1992'nin temmuz ayýnda Yazýcýoðlu ile birlikte MHP'den ayrýldý. BBP'de Genel Baþkan Yardýmcýsý. Birlik Akademisi'nde fikri ve kültürel çalýþmalarýný sürdürüyor.
6 ciltlik “Türk Siyasi Hayatýnda Ülkücü Hareket” isimli eseri 1999'da, “Seyyid Ahmed Arvasi” ve “Osman Yüksel Serdengeçti” isimli eserleri 2002'de yayýnlandý. Cahþlarýn Savaþý isimli eseri ile 2003 Hamdullah Suphi Tanrýöver Kültür Ödülü'nü, 2 ciltlik “Derin Sol” isimli eseri ile de 2005 GAP Kitap Ödülü'nü aldý. TRT'de yayýnlanan “Þahlarýn Labirenti Belgeseli”nin Konsept Danýþmanlýðý'ný yaptý. “Darbeler. Muhtýralar. Cuntalar” ve 5 ciltlik “1980-2008 Ülkücü Hareket” isimli eserleri kýsa bir süre sonra yayýnlanacak. (Seda ÞÝMÞEK/Bugün)


Teþekkur:
Beðeni: 

Alýntý

Yer imleri