Türkiye Cumhuriyeti nasýl kuruldu? Atatürk'e Samsun'a gidiþ vizesi kimden? Haritalar nasýl belirlendi? Kürt meselesi temelleri nasýl atýldý? Tarihle yüzleþ...
Özellikle Cumhuriyetçi ve laik çevrelerin en büyük korkusu, Türkiye'nin üniter yapýsýný koruyamayýp bölüneceði. Hem yurtiçinde hem yurtdýþýnda giderek artan Kürt lobisinin etkinliði, hýz kazanan Anayasa tartýþmalarý (ki en önemli ilk dört madde tartýþýlýyor) ve hemen yaný baþýmýzda kurulan Kürdistan korkulu rüyamýz oldu. Ama iþ bununla sýnýrlý deðil! Ermenistan ve Ermeni diasporasýnýn taleplerinin, sýrf soykýrýmýn kabulüyle sýnýrlý olmadýðý artýk sýr deðil. Bir de giderek artan Pontus faaliyetlerini ve soykýrým taleplerini de ekleyin, koca Anadolu coðrafyasýný öyle düþünün.
Peki, nasýl oluyor da 85 yýl sonunda Türkiye bitmek tükenmek bilmeyen taleplere muhatap oluyor? Tam 85 yýldýr büyük oranda barýþ içinde yaþamýþ, küçük sürtüþmeler hariç hiçbir ül***le savaþmamýþ bir ülke, bu kadar kolay bölünme hesaplarýna dahil ediliyor.
Tamam mikro milliyetçilik çaðýndayýz, tamam kimse bu önemli bölgede bu kadar büyük güçlü ve üniter bir yapýyý istemiyor ama bir ülkenin bölünmesi bu kadar rahat telaffuz edilebilir mi?
MECLÝS BASKININA DÝRENMEDÝLER
Önce kuruluþumuzdan baþlayalým. Türkiye Cumhuriyeti, Ýngilizlere raðmen kurulmadý. Ýngilizlerle uzlaþýlarak kuruldu. Ýdris Küçükömer bunun iþaretlerini kitabýnda verir. Dikkatli bir üslupla Doðan Avcýoðlu da bundan bahseder. Ýngilizlerin Ýstanbul'u iþgalinde ve sonrasýnda, Ýstanbul'u terk etmelerinde tek kurþunun atýlmamasý hiç merak etmediðimiz bir konudur. Neden Rum ve Ermeni çetelerine karþý örgütlenen direniþ, Ýngilizlere karþý yapýlamadý?
Son Osmanlý Meclis-i Mebusan'ý basýldýðýnda, Ýngilizlere hiçbir direniþ sergilenmedi. Hatta, 16 Mart 1920'de, Fýndýklýdaki Meclis baskýnýnda milli mücadelenin önde gelen isimleri Kara Vasýf ve Rauf Bey kaçma imkanlarý varken kaçmadýlar ve teslim oldular. Çünkü Ýngilizlerle uzlaþarak, varlýklarýný koruyacaklarýný biliyorlardý. Malta'ya sürüldüler.
Ýttihat ve Terakki'nin ve o yok olduktan sonra kurulan Karakol Cemiyeti'nin iki büyük temsilcisinin, bu tavrýný anlamak için Ýngiliz faktörüne bakmak gerekir. Onlar, Ýngilizlere raðmen politika üretilemeyeceðini düþünüyorlardý. Bütün yazýþmalar Ýngiliz istihbaratýnýn eline geçiyordu. Ýttihatçý büyük þefler, Almanya'ya sýðýnmýþlardý. Ve Osmanlý'nýn büyük bir borcu vardý. Bu borçla, Ýngiltere'nin izni olmadan idare edilemeyeceðini hesaplýyorlardý.
ATATÜRK'E VÝZE VEREN ÝNGÝLÝZ
Biraz öncesine gidelim ve asýl tarihsel yanýlgýmýza gelelim. Ýngilizlerle büyük mücadelemiz olan Çanakkale'ye... Çanakkale'de büyük bir direniþ ve insanlýk dramý yaþandý. Sayýsý halen tartýþmalý olsa da yüz binlerce þehit verildi. Ýngilizler, büyük askeri güçlerine raðmen Çanakkale Boðazý'nda sulara gömüldü. Ama bu savaþýn Kurtuluþ Savaþý'yla bir alakasý yoktur. Arada 4 koca yýl vardýr. Bu basit gibi gözüken ayrým aslýnda herkesin aklýnda karmakarýþýktýr. Kronolojik düþünme ne yazýk ki eðitim sistemimizde bizlere verilmiyor. 1915 ile 1919 birbirine giriyor.
Ondan sonra Atatürk'e ve 36 arkadaþýna Samsun'a gitmek üzere vize veren kiþinin bir Ýngiliz Ýstihbarat subayý olduðunu öðrendiðimizde þaþýrýyoruz. John Bennet bir Ýngiliz subayýydý. Atatürk ve yakýn arkadaþlarýnýn, Ýstanbul Boðazý'ndan ayrýlmasý için gerekli vizeyi bizzat o hazýrladý. Bu iþlem için özellikle de Ýngiltere Dýþiþleri'nin baský yaptýðýný anýlarýnda anlattý. Anýlarýný 'Tanýk' isimli kitapta topladý. Yakýn bir zamanda yaþamýný yitirdi.
MUSUL VE KERKÜK
Milli Mücadele yýllarýnda Ýngilizlerle hep masa baþýnda karþý karþýya geldik. Cephede deðil. Ýngilizler izin vermeselerdi Cumhuriyet kurulabilir miydi acaba? Emin deðilim. Lozan'da hakem rolündeydiler. Ama asýl büyük oyunlarý hep Musul ve Kerkük üzerine oldu.
Musul Misak-ý Milli sýnýrlarý içerisindeydi ama Lozan'da çok kolaylýkla býraktýk. Asýl büyük zenginlik, haritamýzýn dýþýna býrakýlmýþtý. Referandumla da olsa güzel kent Hatay, yýllar sonra bünyemize katýldý. Ama petrol deposu ve hayati önemdeki Musul'da neden ýsrar etmedik? Ve neden bu kadar kolay býraktýk? Ýngilizlerin kurduðu oyun týkýr týkýr iþledi. Ýtiraz edemedik. Peki, o yýllar için yeni bir plan mýydý bu?... Hayýr sanmýyorum.
SIRADA MÝ KÜRTLER VAR?
Bakýn buraya dikkat. Sadece tesadüflerden hareket etmiyorum. Yunanlýlarýn özgürlüklerini kazandýklarý yýl 1829'dur. Onlarý Osmanlý'ya karþý baþkaldýrmaya teþvik eden ise elbette Ýngilizler'di. Tam 90 yýl sonra yani 1919'da Osmanlý parçalanýrken, onlarý Anadolu'ya çýkmalarý için tahrik eden yine Ýngilizler olmuþtu. Tam 90 yýl sonra dayaðý yiyen Yunanlýlar hayal kýrýklýðýyla evlerine döndüler.
Aradan tam 90 yýl geçti. Þimdi Kürtlere ayný þey yapýlýyor. Yani 1829'da Yunanistan'ýn, 1919 da (baþlayarak birkaç yýl içinde) Türkiye'nin ve aradan doksan yýl geçtikten sonra yani 2009'da da Kürdistan'ýn kurulmasýna izin veriyorlar. Eðer kurulmayý becerebilirlerse onlarýnda ömrü herhalde 90 yýllýk olacak. Hesap ne kadar açýk deðil mi?
LOZAN'DAN YOUTUBE'A
Bu arada kurucu doktrinimizin yýpranma dönemi de geldi. Atatürk için yapýlan seviyesiz ve ahlak dýþý saldýrýlar, son bir iki yýlda ne kadar arttý. YouTube'un yasaklanmasýna kadar varan seviyesiz saldýrýlarýn, hemen tamamý Gazi'nin özel yaþamýna iliþkin. Evet, internetin yaygýnlaþmasý ve YouTube'un hayatýmýzý daha etkin bir þekilde girmesini kabul ediyorum ama her þey bu kadar kýsa sürede nasýl bir saldýrýya dönüþtü. Bu yazýnýn konusu deðil ama Lozan görüþmeleri bir kez daha incelenmelidir. Musul'dan vazgeçip neyi kazandýðýmýz net olarak sorgulanmalýdýr.
Kürt meselesinin Osmanlý'dan bu yana dallanýp budaklanmasýnda Ýngilizlerin rolünü bilmeyen yok. Ama Ermeni olaylarýndan dolayý kurulan Divan-ý Harp'te Ýngilizler, kendilerine karþýt kim varsa daraðacýna veya hapse yollamaktan çekinmediler.
1918 sonrasýnda Berlin'de sýkýþan Ýttihatçý þeflerin adresleri, Ermeni suikastçýlara Ýngiliz istihbaratý tarafýndan verildi. Ýngilizlerin kurduðu plan hep týkýr týkýr iþledi. Mustafa Kemal ve arkadaþlarýný da Musul ve Kerkük'ü býrakmaya zorladýlar.
Evet yazdýklarým determinist tarih çýkarsamalarý... Ama bir düþünün lütfen! Ýngilizler her iþin içinde olup da neden bu kadar az hedef oldular. Neden antiemperyalist eylemler hep Amerika'ya yöneldi? Neden Türkiye-Ýngiltere iliþkileri hiç ayrýntýlarýyla incelenmedi ve belgeler süresi geldiði halde açýlmadý?Benden Selam Söyle Anadolu'ya
Yazar Dido Sotiriyu'nun kitabý her ne kadar bir insanlýk dramýný anlatsa da anlatým ve içerik olarak çokça tartýþýlan bir kitaptýr. Kitabýnda anlattýðý tüm Türk karakterler olumsuz, Rumlar ise daha görgülü seçkin ve iyi tiplerdir. Ama ben iþin orasýnda deðilim. Kitabýn 80'inci sayfasýnda bir yerinde kitabýn kahramanlardan biri 'Kemal 90 yýllýðýna anlaþtý' diyor.
ÝSMET PAÞA BÝLMEDÝÐÝMÝZÝ MÝ BÝLÝYORDU?
Ýki küçük soruyla bitirelim. Neden Güneydoðu'ya yatýrým yapmýyorsunuz sorusuna, eski Baþbakan Þükrü Saracoðlu 'Ýleride ne olacaðý belli olmayan topraklara niye yatýrým yapalým' cevabýný verdi mi? Ýsmet Paþa Lozan çýkýþýnda 'Bir doksan yýl daha kazandýk' dedi mi? Acaba o dönemin devlet adamlarý, bizim bugün bilmediðimiz þeyleri mi biliyorlardý. Her ne olursa olsun kendi tarihimizle yüzleþmeliyiz. Sonucu her ne olursa olsun gerçeði öðrenmeliyiz. Ama bunu art niyetli araþtýrmacýlara, fonlardan beslenen gazetecilere ve AB kuyrukçusu popülist aydýn bozuntularýna býrakmamalýyýz... Gelin bu paranoid yazýyý komik bir tesadüfle bitirelim. Büyük bir gururla kutladýðýmýz 23 Nisan 1920 bizim Meclisimiz'in açýlýþ tarihidir. Ama 23 Nisan ayný zamanda Ýngilizlerin de Ulusal Günü'dür. William shakespeare'in de doðum günü olarak kabul edilir.
GÜRKAN HACIR/Akþam


Teþekkur:
Beðeni:

Alýntý



Yer imleri