Hayvanlarýn ilginç özellikleri
Sual: Hayvanlarýn yaratýlýþý hakkýnda bilgi verir misiniz?
CEVAP
Allahü teâlâ, sayýsýz hayvan yarattý. Bir kýsmýnýn zararýndan emin olmak, bir kýsmýnýn da insanlara itaat etmesi için, onlara akýl vermedi. Mesela bir çocuk, bir koyun sürüsünü güdebilir.
Et yiyen hayvanlarýn kolay avlanabilmeleri için, onlara sýçrama kabiliyeti, parçalayýcý diþler ve pençe ihsan etti. Av veya polis köpeðini insanlarýn menfaatine uygun kabiliyette yarattý. Bazý hayvanlarý binmeye ve yük taþýmaya elveriþli, bazýlarýnýn etinden, sütünden, derisinden, yününden, yumurtasýndan, kemiðinden, diþlerinden istifade edilecek özellikte yarattý. Nesillerini devam ettirebilmeleri için her hayvanýn cinsine göre en uygun þekilde üreme organlarýný da yarattý.
Fil, hortumu sayesinde yerden bir þey alýp aðzýna götürür. Filin hortumu su içmeye mahsus bir kap, yiyeceklerini toplayýcý bir el, nefes alacak bir burun, sýrtýna yük yükleyecek bir kol, aðýrlýk kaldýrýcý bir vinçtir. Allahü teâlâ, fili binicilerinin faydalanacaðý bir vasýta olarak yaratmýþ, ayrýca özel anlayýþ kabiliyeti de vermiþtir. Bu sayede ehlileþtirilip yük taþýr ve harpte kullanýlýr.
Zürefa, yüksek yaylalarda, kayalýk, aðaçlýk yerlerde yaþar. Cenab-ý Hakkýn kendisine ihsan ettiði uzun boynu sayesinde diðer hayvanlarýn yetiþemediði, çýkamadýðý yüksek yerlerdeki otlardan, aðaçlarýn tepesinden rýzkýný temin eder.
Balýk suda yaþar. Allahü teâlâ, balýklarýn suda kolayca gidebilmeleri için yüzgeçler yaratmýþtýr. Suda boðulup ölmemeleri için akciðer yaratmamýþtýr. Su içindeki oksijeni alabilecek solungaçlar yarattý. Balýðýn ayaðý olmadýðý halde suda çok süratli hareket edebiliyor. Deniz üzerinde uçan kanatlý balýklar da vardýr. Mürekkep balýðý tehlikeyi sezdiði zaman, derhal bir boya ifraz ederek görünmez olur, nereye gittiði anlaþýlamaz.
Bukalemun, hareket kabiliyeti az olduðu için düþmanlarýndan kaçamaz. Fakat Allahü teâlâ buna renk deðiþtirme hususiyeti vermiþtir. Çevreye kolaylýkla uyar. Kýrmýzý, yeþil veya sarý renge bürünebilir. Bulunduðu yerin rengine uyarak, kamufle olur, düþmanlarýndan korunabilir. Gözleri her tarafa dönebilecek þekilde yaratýlmýþtýr. Bir gözüyle karþýsýna bakarken, öteki gözüyle de arkasýný görebilir. Öyle ki, avýný veya düþmanýný baþýný çevirmeden görebilir. Vücudunun uzunluðu kadar dili vardýr. Arkasýndaki avýna kolayca ulaþabilir, dilini bir ok gibi fýrlatýr. Dilinin ucu yapýþkan olduðundan avýný hemen yakalar. Dilin ucundaki yapýþkan kýsma isabet eden avýn kurtulma ihtimali yoktur. Her hayvana rýzkýný ve düþmaný için silahýný yaratan Allahü teâlânýn kudreti sonsuzdur.
Karýnca, topladýðý tanelerin yerdeki nem sebebiyle yeþerip bitmemesi için taneleri parçalar. Islanan tanelerin çürüyüp bozulmamasý için de dýþarý çýkarýp kurutur. Sellerin zarar vermemesi için yuvasýný yüksek yere yapar. Allahü teâlâ, cemiyet halinde yaþamayý, yardýmlaþmayý, kýþ için azýk toplamayý karýncaya ilham etmiþtir. Bu ilhamý veren cenab-ý Hakkýn þaný çok yücedir.
Arý da cemiyet halinde yaþar. Her grup kendisine bir baþkan seçer. Eðer ikinci bir baþkan çýkarsa onu öldürürler. Arý dýþkýlarýný balýn içine koymaz. Dýþarýya býrakýr. Uzak yerlere gidip dolaþtýktan sonra þaþýrmadan kovanýný bulur. Balýn imalini, yapýsýný, faydalarýný, bal mumunu, peteklerin altýgen þeklinde yapýlýþýný anlatmak için kitap yazmak gerekir. Akýllarý durdurucu duygularý arýya ilham eden Allahü teâlânýn hikmetlerini anlamak ve anlatmak mümkün müdür?
Karasinek, altý ayaklý olarak yaratýlmýþtýr. Dördü ile yürür, ikisi yedektir. Yürüdüðü ayaklarý çamurlanýrsa yedek ayaklarý ile bunlarý silip kurular.
Örümcek, yuvasýný yapmak ve avýna tuzak kurmak için að deposu ile yaratýlmýþtýr. Kurduðu að, sineklerin ve bazý böceklerin ayaklarýna takýlýr. Örümcek, tuzaða yakalanan haþereyi, sývý bir madde ile etrafýný sararak, her an taze yiyebilmek için onu konserve haline getirir. Acýkýnca biraz yer, sonra yediði yeri mumyalar. Bütün bu iþleri örümceðe ilham eden Allahü teâlânýn kudreti sonsuzdur.
Ýpekböceði gibi hangi modern fabrika, aðaç yapraðýndan saðlam kumaþ imal edebilir? Ýpekböceðine dut yapraðý yemesini, ondan ipek imal etmesini ilham eden Allahü teâlâ, insanlarýn istifadeleri için neler yaratýyor. Ýpekböceði, zamanla kelebek olur. Eðer kurt [larva] halinde kalsalardý, üremeleri mümkün olmazdý. Bunlar tesadüf mü?
Ayaksýz yürüyen yýlan, su içer, inek de su içer. Ayný su, birinde zehir, birinde süt olur. Kaplumbaða tehlike görünce büzülüp taþ haline gelir, kirpi de keven dikeni gibi büzülür. Ateþ böceði ýþýk saçar.
Tahtakurusu, kan emmek için duyargasýnýn ýsý ve koku alma yolu ile kan emeceði insaný tanýr. Çünkü böceðin duyargasý hassas bir antendir. Bununla, hafif bir ýsýnýn yol açtýðý hava dalgasýný fark eder. Kanýný sevdiði bir insanýn etrafýna birkaç sýra kanýný sevmediði kiþilerden barikat kurulsa, tahtakurusu hepsini geçip kanýný sevdiði insana gelir. Kiminden kaçar kimine koþar. Küçücük böceði böyle bir hisle yaratan Allahü teâlânýn kudreti sonsuzdur.
Çölün þartlarýna en uygun hayvan
Her hayvan ve her vasýta çöldeki kuma batmadan kolaylýkla gidemez. Çölde her zaman su bulmak güçtür. Kavurucu sýcaklar su kaybýna, terlemeye sebep olur. Allahü teâlâ, çölün þartlarýna uygun bir hayvan yaratmýþtýr. Bu acaip hayvan devedir. Ayaklarýnýn tabaný yastýk gibi yumuþak olduðundan, diðer hayvanlarýn aksine kuma batmaz.
Deve, uzun müddet yiyip içmeden yaþayabilen bir hayvandýr. Çölde aç kalan deve, vücudundaki yaðlarý yakarak lüzumlu gýdasýný temin eder. Hörgücü yað deposudur. Uzun çöl yolculuðunda yedek gýda deposu olan hörgücünün yavaþ yavaþ azaldýðý görülür. Böylece kendi kendini besleyebildiði için açlýk deve için bir mesele sayýlmaz.
Devenin, ikinci mühim hususiyeti de susuz yaþayabilmesidir. Kýzgýn kumlar üzerinde aðýr yükün altýnda bir hafta su içmeden yol alabilir. Bu þaþýlacak bir özelliktir.
Devenin yað deposu olan hörgücü ayný zamanda bir su kaynaðýdýr. Bilim adamlarýnýn aklýnýn alamadýðý kimyevi hadiseler neticesinde, hörgüçteki yað suya da dönmektedir. Yað, hem gýda, hem de su ihtiyacýný karþýlamaktadýr.
Nemli bir yere çöken deve, ihtiyacý olan suyu, yerin neminden alýr. Tüyleri, güneþin sýcaklýðýný yansýtabildiðinden, sýcaðýn yakýcý tesirinden korunarak su ihtiyacý hissetmez. Devenin baþka bir özelliði de, vücuttaki suyun kaybolmamasý için hemen hemen hiç terlemeyecek þekilde, kum fýrtýnasýnda kumlarýn burnuna kaçmamasý için burnu hemen kapanacak þekilde yaratýlmýþtýr.
Otlarken dilini çýkarmadýðý için su kaybý daha az olur. Az idrar çýkarýr. Ýdrardaki ürenin çoðu yeniden protein yapýlarak hem gýda, hem de su kazanmak için karaciðerinden geçer. Bütün bunlarý yaratan Allahü teâlânýn kudreti sonsuzdur.
Kendilerine mahsus silahlarý var
Her hayvan neslini devam ettirecek þekilde yaratýlmýþtýr. Düþmandan korunacak, avýný yakalayacak silahý vardýr. Mesela bir cins çekirge düþmaný saldýrýnca, çok kötü kokulu ve zehirli köpük fýþkýrtýr. Düþmaný saldýrmaktan vazgeçmek zorunda kalýr. Bir cins hamamböceði de, düþmanýna karþý çok sýcak bir sývý fýþkýrtýr.
Memeli hayvanlar içinde uçabilen tek hayvan yarasadýr. Ses dalgalarýna karþý muazzam hassastýr. 200 bin frekanslý sesleri rahatlýkla duyar. Halbuki insan, azami 20 bin titreþimi ses olarak duyar. Karanlýk gecede rahatlýkla bir yere çarpmadan uçar. Uçarken, kanat çýrparken insanlarýn duyamayacaðý yüksek frekanslý sesler çýkarýr. Bu sesler bir cisme çarpýnca hemen yarasaya geri akseder. Yarasa bu cisimlerin hareketli veya sabit olduðunu anlar. Ona göre vaziyet alýr. Bu sayede avýný yakalar, düþmanýndan kaçar.
Yarasa, dinlenirken baþ aþaðý durur. Kanatlarý ile vücudunu öyle örter ki, yaðan yaðmurlar kanatlarý üzerinden aþaðý akarak vücudu ýslatmaktan korur. Kapalý yerlerde de tavana yapýþýp baþ aþaðý durur.
Yarasa, bazý hayvanlar gibi, kýþlýk yiyeceði koyacak yer bulamaz. Kýþýn aç kalmamak için Allahü teâlâ bu çeþit hayvanlara kýþ uykusu ihsan etmiþtir. Yarasa, kýþ uykusu esnasýnda vücudundaki yaðý azar azar tüketir. Yað tabakasý ayný zamanda hayvanýn üþümemesini saðlar.
Yarasanýn bir kýsmý sivri sinek ve mahsule zarar veren böcekleri yer. Bir kýsmýnýn gübresinden istifade edilir. Gübresi ziraat dýþýnda, barut yapmak için güherçile imalinde kullanýlýr. Her hayvanýn yaþamasý için çeþitli imkanlar yaratan ve hayvanlardan çeþitli þekilde istifade saðlayan hikmet sahibi Rabbimize hamd olsun!
Kuþlardaki ilginç özellikler
Allahü teâlâ, her kuþun kolayca uçabilmesi, gýdasýný toplayabilmesi, soðuktan, sýcaktan korunmasý, kendini savunmasý ve üremesi için muhtaç olduðu her þeyi en uygun þekilde yaratmýþtýr. Mesela, yerde yürüyebilmesi, uçuþ için yerden yukarýya yükselmesine ve yere konmasýna yardýmcý olmasý için kuþlarý iki ayaklý yaratmýþtýr.
Fazla soðuk ve sýcaktan etkilenmemesi için kuþun vücudunu tüylerle kaplý olarak, ayak derilerini de kalýn ve dayanýklý olarak yaratmýþtýr. Kuþlarýn ayak derileri de tüylü olarak yaratýlsaydý, çamura girince çamur tüylere yapýþýp uçuþa mani olurlardý. Uçuþ esnasýnda tüylerin kolay kopup kuþlarýn çýplak kalmamalarý için deriye çok saðlam raptetmiþtir. Bunun gibi, yaðmurdan etkilenmeyecek biçimde tüyleri kaygan bir özellikte yaratmýþtýr.
Kuþlardaki kanatlarýn hikmetini düþünmeye çalýþmalýdýr! Kalýn tüyleri tutan kemiðimsi çubuk olmasaydý, tüyleri bütün vücutta kýl gibi bitseydi, rüzgara karþý mukabele edemezdi. Tüyleri tutan çubuk kalýn olduðu halde içi boþ olduðundan uçuþa mani deðildir. Ýçi boþ olduðu için de kolay kolay kýrýlmaz.
Leylek gibi uzun ayaklý kuþlarýn suda kolayca gýdalarýný almalarýný saðlamak için boyun ve gagalarýný da uzun yaratmýþtýr. Ayaklar uzun olduðu halde boynu kýsa olsaydý veya ayaklarý kýsa olduðu halde boynu uzun olsaydý gýdalanmalarý mümkün olmayacak kadar zor olurdu. Mesela gagasý kýsa olsaydý, su içinde boðulabilirdi.
Allahü teâlâ, her cins kuþa, beslenmelerine uygun þekilde gaga yaratmýþtýr. Gaga, keskin olduðu için býçak vazifesini görür. Gaga ile parçalanýp yenen þeyler, karýndaki yüksek ýsý sayesinde gayet ufak olarak öðütülür, böylece diþlere lüzum kalmaz.
Cenab-ý Hak, kuþlarýn üremesini yumurta ile yarattý. Eðer yavrusunu karnýnda yaratmýþ olsaydý, bu hâl, kuþun uçmasýna mani olurdu. Kuluçka müddeti boyunca yumurtalarýn üzerinde yatmasý kuþa ilham olunmuþtur. Güvercinler, kuluçkadaki yumurtalar soðuyup bozulmasýn diye biri çýktýðý zaman diðeri ona vekalet ederek kuluçka müddetince nöbetleþe yumurtalar üzerinde yatýyorlar. Sanki bu tedbir kalkýnca yumurtalarýn bozulacaðý kendilerine öðretilmiþtir. Kuþlara bunlarý kim öðretmiþtir? Bütün bunlar tesadüfi þeyler deðildir. Cenab-ý Hakkýn kudretinin tezahürüdür.
Leylekler, Anadolu’dan kalkýp Afrika’ya göç ediyorlar. Göç sadece leylekler arasýnda deðil, baþka kuþlar arasýnda da meydana gelmektedir. Turna ve kýrlangýç gibi Amerika’da ötleðen denilen kuþlarý, Kanada’daki yazlýk yuvasýný terk ederek, dað, orman ve nehirler aþarak 4-5 bin km.lik bir seyahatten sonra Güney Amerika’daki kýþlýklarýna ulaþýrlar. Üç gün, geceli gündüzlü hiç durmadan kafile halinde uçarlar.
Göçmen kuþlar, uygun rüzgarlar bulabilmek için yerden 6 km yukarýlara kadar çýkarlar. Yiyecek bulmak ve soðuktan korunmak için göç ederler. Seyahate çýkmadan önce vücutlarýna yað depo ederler. Yaðýn, ayný miktardaki protein ve karbonhidrata göre iki misli enerjiye sahip olmasý, kuþlar için en iyi bir yakýt olmasýna sebeptir. Kuþlar, eski yuvalarýný bulmak için Güneþi pusula olarak kullanýrlar. Sisli ve bulutlu havalarda ise, yerin manyetik sahasýný, geceleri ise yýldýzlarý pusula olarak kullanýrlar. Ýnsanlar frekansý 16000den az olan sesleri iþitemediði halde, kuþlar rahatça iþitebildikleri için yollarýný kolayca bulabiliyorlar.
Ýnsanlar, mevcut olan yerçekimi kanununu 17. asýrda öðrenmiþken, kuþlarýn, asýrlardan beri yerin manyetik alanýyla çekim gücü arasýndaki açýyý ölçerek yönlerini tayin etmeleri bir tesadüf olamaz. Kâinatta tesadüflere yer yoktur. Her þey kudret sahibi Yüce Rabbimizin yaratmasýyla meydana gelmektedir.
Hayvanlarda akýl yoktur
Sual: Bir arkadaþ, hayvanlarda akýl olmasa, arý bal, ipek böceði ipek yapamaz dedi. Baþka bir arkadaþ da at akýllý, tilki zekidir dedi. Hayvanlarda akýl var mýdýr?
CEVAP
Akýl, anlayýcý bir kuvvettir. Hakký batýldan, iyiyi kötüden, faydalýyý zararlýdan ayýrýr. Akýl sadece insanda, cinde ve melekte vardýr. Bunlara akýl verildiði için yaptýklarý iþlerden sorumlu olur. Ýnsaný hayvanlardan ayýran en önemli özelliði, aklý ve konuþmasýdýr. Hayvanlarda akýl yok, zeka vardýr. Zekalarý sayesinde birbirleriyle anlaþýrlar. Allahü teâlâ, hayvanlara akýl vermediði için, onlara hiç bir þeyi yasak etmemiþ, dilediklerini yiyip içmekte, diledikleri gibi yatýp kalkmakta serbest býrakmýþtýr. Hayvanlarý yaptýklarý iþlerden sorumlu tutmamýþtýr. Hayvanlarýn þehvetlerine uymalarý suç olmaz. Ýnsanlara akýl verildiðinden nefislerine uymalarý, doðru yoldan sapmalarý suç olur.
Ýpek böceðinin ipek, arýnýn bal yapmasý gibi hayvanlardaki harika iþler, içgüdü denilen ilham sayesinde olur. Hayvaný aþýrý soðuk veya sýcaktan uzaklaþtýran basit reaksiyon veya temas neticesi olan daha hýzlý refleks hareketleri hep bu ilham iledir. Sevgi veya nefret, yavru bakýmý ve yýlýn bazý mevsimlerinde göç etmek mecburiyeti gibi daha girift hisler de ilhamdýr.
Ýlham, bir kuþa yuvasýný ne zaman ve nerede kuracaðýný haber verir. Fakat aslýnda kuþun, yuvasýný nerede kurduðundan haberi yoktur. Yuva içindeki ötücü kuþ yavrularý bir yabancý gördüðünde korkup, kaçmaya kalkmazlar. Fakat tüylenmiþ ve yuvayý terk etmeye hazýr olan ayný yavrular, korkma kabiliyetini ve tehlikeden kaçma hissini de elde etmiþ olurlar.
Yeni doðmuþ memeli hayvan yavrusuna annesinin göðsünden süt emzirten, yeni yumurtadan çýkmýþ ördek yavrusunu suya çeken de bu ilhamdýr. Ýlham, hayvaný bulunduðu þartlara gerektiði gibi karþý koyacak þekilde hazýrlýklý tutar. Mesela, aniden düþmanýyla karþýlaþan hayvan, kaçmak gibi rasgele bir teþebbüs yerine, bütün avantajlarýný en iyi þekilde kullanacaðý bir metot tatbik eder. Bütün bunlarý yaparken hayvan, niçin böyle hareket ettiðini bilmediði gibi, hareketinin neticesini de kestirebilmekten acizdir. Çünkü aklý yoktur.
Hayvanlarýn anlaþmasý
Sual: Hayvanlar nasýl anlaþýr, papaðandan baþka konuþan hayvan var mýdýr?
CEVAP
Papaðan konuþmaz, teyp gibi, konuþulan bazý kelimeleri tekrar eder. Ýnsaný hayvanlardan ayýran en mühim hususiyeti, aklý ve konuþmasýdýr. Hayvanlarda akýl yoktur. Zeka vardýr. Zekalarý sayesinde birbirleriyle anlaþtýklarý bilinmektedir.
Ayrý bölgelerde yaþayan iki ayný kuþ, aralarýnda lehçe farký bulunduðundan birbirleriyle anlaþamadýklarý tespit edilmiþtir. Ayný ve ayrý bölgelerin erkek kuþlarýnýn sesleri teybe alýnmýþ, ayrý bölgede yaþayan kuþun sesine hiç alâka duymadýðý, fakat kendi bölgesindeki kuþun ötüþüne alâka duyduðu tespit edilmiþtir.
Sincaplar, düþmanlarýndan korunmak için iki yol takip ederler. Yýrtýcý kuþlarýn geldiðini bildirmek için, yuvanýn giriþ deliðinden içeri girerler. Kirpi gibi hayvanlarýn geldiðini bildirmek için yuvanýn çýkýþ deliðinden kaçarlar.
Maymunlarýn da düþmanýn cinsine göre farklý hareketlerde bulunduklarý tespit edilmiþtir. Aslan, kaplan gibi bir hayvan görünce hemen yüksek aðaçlara týrmanýrlar. Kartal gibi yýrtýcý kuþlarý görünce, tam tersine aðaçlarýn diplerine inerler. Yýlan tehlikesine karþý, arka ayaklarý üzerinde durup otlar içinde gelecek yýlaný gözetlerler.
Maymunun birisi bir suç iþliyor. Diðer maymunlar bunu dövmeye baþlayýnca, dayak yiyen maymun, tehlike sesi çýkarýyor. Bütün maymunlar, hemen aðaçlara týrmanýyorlar. Buradaki tehlike iþareti, harp hilesi olarak kullanýlýyor.
Her hayvanýn kendine göre bir anlaþma þekli bulunmaktadýr. Mesela horozun biri yem bulduðu zaman, tavuklarý çaðýrdýðýna çoðumuz þahit olmuþuzdur. Tavuðun civcivleri çaðýrdýðýný görmüþüzdür.
Her hayvanýn yaþamasý için kâfi derecede zeka ve uygun bir silah yaratan Allahü teâlâ, insanlarýn menfaati için onlara akýl vermemiþtir. Aslan, kaplan, kurt, ayý gibi hayvanlar akýllý olsaydý, insan için çok tehlikeli olurdu.
Leylek, solucan gibi hayvanlarla beslendiði gibi, su içinden, toprak aralarýndan avýný kolay avlayabilmesi için, Allahü teâlâ gagasýný uzun yaratmýþtýr.
Kayalarýn arasýndaki otlarý kolayca alabilmesi için, Allahü teâlâ zürafanýn boynunu uzun yaratmýþtýr. Kaplumbaða yavaþ hareket eden bir hayvan olduðu için diðer hayvanlarýn yememesi için kemikten bir muhafaza içinde yaratmýþtýr. Her hayvanýn yaþadýðý yerin hususiyetine göre, düþmanlarýndan korunacak bir silahý vardýr. Zekasý sayesinde bu silahýný kullanarak hayatýný devam ettirmektedir. Akýlsýz hayvana bunlarý veren Allahü teâlânýn þaný çok yücedir.
Hayvanlarýn yavru sevgisi
Yýrtýcý kuþlar ve bazý hayvanlar yavrularýna hiçbir zarar vermeden uzak yerlere götürürler. Yarasalar emin yer bulana kadar 2-3 gün yavrularýný sýrtlarýnda taþýrlar. Aksilokop hayvaný yumurtladýktan hemen sonra ölür, yavrusunu hiç görmez buna raðmen yumurtadan çýkacak yavrusuna gösterdiði ihtimam dikkate þayandýr. Yavrusu bir sene gýdasýný temin etmeye muktedir deðildir. Bundan dolayý anne, bir aðaç parçasýnda uzunca bir oyuk meydana getirir. Çiçek yapraklarýný ve bazý yumuþak dallarý buraya doldurmaya baþlar ve oraya bir yumurta býrakýr. Sonra aðaçtan çýkardýðý tozlarý hamur haline getirip tavan yapar. Bundan sonra baþka bir yuva yapmaya koyulur. Buraya býraktýðý yiyecekler, bu yavruya tam bir sene yeter.
Eþek arýsý toprakta kazdýðý çukura yumurtasýný býrakmadan önce avladýðý hayvanlarý da yumurtanýn yanýna býrakýr. Sonra üstünü örter.
Yapýlan araþtýrmalarda, bir serçenin yeni çýkmýþ bir yavrusu için günde 1217 kere gýda aramak için sefer yaptýðý tespit edilmiþtir.
Yavrularýnýn kaybolmasý üzerine hayvanlardaki üzüntünün, araþtýrmalara göre insanlardan daha çok olduðu tahmin edilmektedir.
At, yavrusu öldüðünde acý acý kiþner, gözlerinden yaþlar akar, ölüsünün baþýna kimseyi yaklaþtýrmaz. Gömdükten sonra baþýnda bekler. Yemeden içmeden kesilir. Bazýlarýnda bu üzüntü, ölümle neticelenir.
Tavuk, kaz, köpek gibi hayvanlarýn yavrularýný vermemek için insanlara saldýrdýðýný, kedilerin, yavrularýný aðýzlarýna alarak, onlarý incitmeden götürdüklerini görenler çoktur.
Yaban domuzu avýnda, domuzlarýn, yavrularýný býrakýp kaçmadýðý, bilakis, yavrularýný burunlarý ile iterek kaçmalarýný saðladýðý defalarca görülmüþtür.
Kangurunun, tehlike görünce yavrularýný karnýndaki torbaya doldurup kaçtýðý bilinmektedir.
Hadis-i þerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, yarattýðý yüz rahmetten birini mahlukat arasýnda taksim etti. Bu sebeple anne evladýna þefkat eder, hayvanlar yavrularýný sever ve bütün mahlukat birbirine merhamet eder.) [Ebu Ya’la]
Nesillerini devam ettirebilmeleri için hayvanlara da bu sevgiyi veren Allahü teâlânýn kudreti sonsuzdur.
Arýlarýn hayatý
Arýlarda cemiyet hayatý çok düzenlidir. Ýþçi arý 6 hafta, erkek arý 6 ay, ana arý 5 yýl yaþar.
Petekler altýgen prizma þeklinde olup, en az balmumuyla en çok balý depo edebilecek þekilde imal edilir. Yapýlan petekler kuvvet ve hafiflik bakýmýndan birer harikadýr. Altýgen prizma ayný zamanda dýþarýdan zorlamaya karþý en dayanýklý þekildir. Petek hücreleri o kadar muntazamdýr ki, 18. asýrda yaþamýþ Fransýz bilim adamý Remaur, bu hücrelerin çaplarýnýn milletlerarasý bir ölçü olarak kullanýlmasýný teklif etmiþtir. Amerika’daki bir arý ile Türkiye’deki bir arý, ayný ölçülerde, ayný altýgen þeklinde petek yapmaktadýr.
Ýþçi arýlar, düþmanlara iðneleriyle karþý koyarlar. Her arý cemiyetinin kendilerine has kokusu vardýr. Kovan nöbetçileri bu kokuyu taþýmayan arýlarý içeri sokmazlar.
Erkek arýlarýn görevleri ana arýyla çiftleþmektir. Sonbaharda ana arý ile yaptýklarý zifaf uçuþundan sonra artýk kovana yük olmaya baþladýklarý için, iþçi arýlar tarafýndan kovandan atýlýr.
Ana arý, kovanda tektir. Ortalama olarak dakikada 2, günde 2500 ve ömrü boyunca iki milyon yumurta yapabilir. Kendisinin, yumurta ve yavrularýnýn bakýmý, dadý iþçi arýlar tarafýndan saðlanýr. Arý sütü ile beslenir. Kozadan çýktýktan 7 gün sonra kovanýn bütün erkek arýlarýný peþine takarak “zifaf uçuþu” için havanýn çok yükseklerine çýkar. Zayýf, yaþlý, iyi beslenememiþ erkek arýlar yorulup ölürler. Yorulmayan, saðlýklý bir grup erkek arý takip eder. Zifaf uçuþu bittikten sonra eski ana arýnýn yerini almak üzere kovana döner. Eski ana arý, yeni ana arýnýn çýkmasýndan bir hafta önce iþçilerin yarýsýný alarak yeni bir yuva kurmak için kovandan ayrýlýr. Bu toplu halde kovandan ayrýlmaya oðul verme denir. Ana arý, istediði zaman döllenmemiþ yumurta da býrakabilir. Döllenmemiþ yumurtalardan erkek arý, döllenmiþ yumurtalardan ise diþi arý olur. Döllenmiþ yumurtadan çýkan larva, arý sütü ile beslenirse, ana arý olur.
Gözle pek renkli görünmeyen çiçekler bile arýlara mor ötesi ýþýnlarla rengârenk görünür. Arýlar bu kabiliyetleri sayesinde bulut arkasýndaki güneþi bile görür, kovanlarýn ve çiçeklerin yerini hesap ederler. Yeþil ve kýrmýzýyý göremezler. Çünkü yeþil ve kýrmýzýyý görmede onlar için bir fayda yoktur. Görmemeleri iyidir. Arýlar için esas mesele bal özü ile dolu çiçekleri görebilmektir. Öbürleri ile uðraþmasý boþa çalýþmak olur. Bal özü olan çiçekler ortasý sarý olarak netleþir ve arýyý doðruca nektar kaynaðýna çeker.
Arýlar yapacaklarý bütün þeyleri nasýl öðrenirler? Ýþçiler çiçeklerin yerini keþfetmeyi, nektar emmeyi, polen toplamayý, bal petekleri yapmayý, larvalara bakmayý ve düþmanlarý iðnelemeyi nasýl öðrenirler? Bal arýsý mühendis gibi petek yapar. Silindir yapsaydý aralarýnda boþluk kalýrdý. Altýgen prizmalar arasýnda yer ziyan olmuyor. Dörtgen olsaydý hacimleri daha az olurdu. Bunu insanlar okumakla, öðrenmekle anlýyor. Öðrenmeyen kiþi anlayamýyor. Arýya bunu bildiren kim?
Bütün bunlarý, onu yaratan ilham etmektedir. Kur’an-ý kerimde mealen buyuruldu ki:
(Rabbin bal arýsýna, “Daðlarda, aðaçlarda ve çardaklarda kendine ev [kovan] edin. Sonra meyveler [ve çiçekler]den ye ve Rabbinin sana kolaylaþtýrdýðý [bal imalini öðrettiði] yollara gir” diye ilham etti. Arýlar, insanlar için þifalý olan çeþitli renkte bal yapar. Bunda düþünenler için elbette büyük ibret vardýr.) [Nahl 68, 69]
Köpek ve diðer hayvanlar
Sual: Köpek niçin daha çok kötüleniyor?
CEVAP
Din kitaplarýnda hayvanlardan bahsedilmesi genellikle sýfatlarý yüzündendir. Ýnsanlarýn bu sýfatlardan kaçmasý içindir. Yalnýz köpek deðil, birçok hayvan hakkýnda âyet, hadis ve atasözü vardýr. Bunlardan köpek hakkýnda söylenenlerden bazýlarý:
Kötü bir âlim, (Dilini sarkýtýp soluyan köpeðe) benzetilmiþtir (Araf 176)
Hadis-i þeriflerde de buyuruluyor ki:
(Kendini baþkalarýndan üstün tutaný, Allahü teâlâ alçaltýr. Herkesin gözünde küçük olur. Hatta köpekten, domuzdan daha aþaðý görünür.) [Beyheki]
(Canlý resmi, köpek ve cünüp bulunan eve rahmet melekleri girmez.) [Nesai]
Ýslam âlimleri buyuruyor ki:
* Þeytan, köpek gibidir; köpek kovalayýnca kaçar, ama baþka taraftan yine gelir. Nefs, kaplan gibidir; saldýrmasý, ancak öldürmekle biter.
* Hocasýný incitene darýlmayan köpekten aþaðýdýr.
* Kendini, uyuz köpekten üstün bilen, büyüklerin feyzinden mahrum kalýr, hatta kendini Frenk kâfirlerinden üstün bilenin Allahü teâlâyý tanýmasý haramdýr.
* Nefs kâfirdir, köpekten aþaðýdýr, çünkü köpek Cehenneme girmeyecek. Hatta Kýtmir isimli köpek Cennete girecek. [Burada nefsin kötülüðü anlatýlýyor.]
* Daðda yalnýz yaþayan birisine, “Burada ne yapýyorsun” diye sorulunca, (Köpek çobanlýðý yapýyorum) diye cevap verir. “Peki köpekler nerede” dedikleri zaman, (Benim nefsim köpek gibi ýsýrýcýdýr. Kimseye zararý dokunmasýn diye onu insanlarýn arasýndan çýkardým) der.
Köpeðin övüldüðü yerler de vardýr:
Köpek ekmek veren eli tanýr.
Köpek sahibini ýsýrmaz.
Köpek bile yal yediði çanaða pislemez
Komþu iti komþuya ürümez.
Kadýn düþmanlýðýný güler bildirmez
Köpek dostluðunu ulur bildirmez.
Kur'an-ý kerimde, koyun keçi gibi eti yenen, temiz hayvanlar da aþaðýlanýyor. Bu aþaðýlamak, onlar Cehennemliktir anlamýnda deðildir. Onlar akýlsýz, gayesiz anlamýndadýr. Bir âyet meali:
(Kâfirler hayvan [davar] gibidir, hatta daha aþaðýdýr.) [Furkan 44]
Eþek de kötüleniyor:
(En çirkin ses eþek sesidir.) [Lokman 19]
(Onlar kitap yüklü eþeðe benzer.) [Cuma 5]
(Aslandan ürkerek kaçan yabani eþeklere benzerler.) [Müddesir 50,51]
Maymun da kötüleniyor: (Onlara, aþaðýlýk maymun olun dedik.) [Araf 166]
Domuz da kötüleniyor: (Domuz eti haramdýr.) [Maide 3]
Yýlanlar ve zararlý hayvanlar kötülenmiþtir:
(Namaz kýlarken bile yýlan ve akrebi öldürün.) [Tirmizi]
(Yýlan veya akrep öldürmek kâfir öldürmek gibidir.) [Hatib]
(Yýlan, akrep ve kuduz köpeði öldürmekte mesuliyet yoktur.) [Buhari]
Övülen hayvanlar da var, yerilen de var. Akrep yýlan, sokuculuðu ile, tilki kurnazlýðý ile, koyun, kuzu uysallýðý ile, kurt zalimliði ile, domuz pis olmasý ile, keçi ve katýr inadý ile, deve kini ile meþhurdur.
Sonuç olarak, insan hayvana benzememeli, yýlan, akrep gibi sokucu olmamalý, eþek gibi yüksek sesle konuþmamalý, köpek gibi ýsýrýcý, aslan, kaplan gibi parçalayýcý, kedi gibi nankör olmamalý deniyor. Köpek örneðinin çok olmasý aramýzda çok bulunduðu içindir.


Teþekkur:
Beðeni:
Alýntý

Yer imleri