Birinci Bölüm: Atlar ve Sinekler
Dünya çapýnda büyük adam olmak dünya çapýnda sorumluluk duymakla mümkündür. Darwin’in eseri fýrtýnalara sebep oldu. Fakat o eserini ihtiyatlý bir yaklaþýmla kaleme almýþtý. Kitabýnýn sonraki basýlýþlarýnda þöyle der:
“Bazen bir konuyu yýllarca inceledikten sonra gayet delice bir doktrine varan, sonra da bu doktrinin doðruluðuna hem kendilerini hem de baþkalarýný inandýrmaya çalýþan bazý insanlarý düþünüyorum da kendimin de bu manyaklardan birisi olmamdan korkuyorum.”
Böyle bir insan olmak için kendisi bir katkýda bulunmadý. Fakat sonraki yýllarda bilhassa Allah’sýz bir cemiyet peþinde koþan yarým akýllý bir çok yarým aydýn O’nu “O manyaklardan biri haline getirdiler.”
Darwin’in ilmi çalýþmalarý için gösterdiði çalýþma, yaptýðý araþtýrmalar, katlandýðý zorluklar, bugün bize araþtýrmalarý sonunda vardýðý neticeden daha doðru ve güzel þeyler söylüyorlar.
Darwin’in teorilerinin yanlýþlýðý bugün tamamen ispat edilmiþtir. Bu ispatý yapanlar da din adamlarýndan çok ilim adamlarý olmuþtur.
“Bir gün bir aðacýn kurumuþ kabuðunu gördüm. Orada iki tane hiç rastlamadýðým böcek buldum. Derhal birini bir elimle, diðerini de diðer elimle yakaladým. Fakat tam o sýrada baþka bir cinsten seyrek rastlanýr üçüncü bir böcek daha gördüm. Bu böceði kaybedemezdim. Onu yakalayabilmek için hemen sað elimdeki böceði aðzýma attým. Fakat böcek dilimi soktu. Dilim yanmaya baþladý. Çaresiz böceði tükürdüm. Hem o kayboldu. Hem aðacýn üzerindeki üçüncü böcek kaçtý.”
Þu üç þey: irade, çalýþma ve baþarý, bizim bütün hayatýmýzý kaplar. Ýrade, parlak ve mesut bir mesleðin kapýlarýný açar. Çalýþma, eþiði atlayýp ilerlememize yardým eder. Yolculuðun sonunda eriþeceðimiz baþarý da bütün gayretlerimizi mükafatlandýrýr.
“Allah” inancý, her esere can veriyor, her eseri “büyük” yapýyor. Büyük eseri idrak etmek için büyük olmak gerekir. Büyük dinleyiciler olmasaydý büyük bestekarlar olmayacaktý.
Charles François Gounod en önemli eserinin adýný “Ölüm ve Hayat” koymuþtu. Ölümü hayattan önce düþünmesinin sebebini soranlara þu cevabý veriyordu: “-Ölüm hayat denilen hayal devresinin sonu olabilir ama o gerçek hayatýn baþlangýcý, ruhun ölümsüz hayatýnýn baþlangýcý demektir.”
Bir öðleden sonra masasýnda çalýþýrken baþý öne düþtü. Ölmüþtü. Karýsý hemen ev halkýný susturdu. ‘Aman’ dedi: “-Rahatsýz etmeyin. Ölüm hayatýn baþlangýcý demiþti.
Beethoven yenilik peþinde koþmasýný kýyasýya eleþtirenlere karþý þöyle diyordu: “-Bir kaç sineðin ýsýrmasý, yarýþý kazanmaya azmetmiþ bir atý durduramaz.”
1685-1750 yýllarý arasýnda yaþayan ünlü besteci Johann Sebastian Bach, Avrupa’da büyük besteciler devrinin baþlangýcý olarak kabul edilmektedir.
Bach þöyle diyordu: “Allah herþeyi bir ahenk içinde yaratmýþtýr. O’nun kulu Bach da eserlerini ayný esasa göre vermelidir. Onun için müzikte armoni önemlidir.
Bach’a göre müziðin gayesi þudur: “Müziðin tek gayesi Allah’ýn hoþnutluðunu kazanmaktýr. Dinine baðlý herhangi bir kimse çok çalýþýrsa en az benim kadar baþarýlý olabilir.”
“Allah’a baðlanan kimseler çok çalýþmalýdýr. Ýnsan, yeryüzünde çok çalýþmazsa Allah’ýn huzuruna rahat çýkamaz. Çok çalýþmak ne demektir? Çok çalýþmak aðýr yükü yerden kaldýrýp omuzlara almaktýr. Allah’a dolu omuzlarla gidilmelidir.”
Ýkinci Bölüm: Ýnsanlar ve Fýrýnlarý
Ýnsaný insan eden huzur deðil, gayrettir. Kolaylýk deðil, güçlüktür. Ýyi bir gemici en iyi tecrübesini fýrtýnalar ve dalgalar arasýnda elde eder. Cesaret, güven ve yüksek disiplin ruhu böyle kazanýr.
Dikkatsiz bir insan için Rus atasözü þöyle der: “Ormanda yürür de yakýlacak aðaç göremez.” tünelini yapan Sir Isambard Brunor küçük bir gemi kurdunun hareketlerinden ilham almýþtýr. Sir Brunor bu küçücük mahlukun iyi teçhiz edilmiþ baþýyla tahtayý önce bir istikamette kemirerek tünel açtýðýný, tünel tamamlanýnca da bunun çatýsý ile yan duvarlarýný bir nevi vernikle nasýl cilaladýðýný görmüþ. Ýþte kurdun bu hareketini büyük ölçüde kopya edince Sir Brunor, Thames üzerindeki büyük eserini meydana getirmiþtir.
Günde boþ harcanan saatlerden sadece bir tanesinden faydalanmasýný bilse alelalde kabiliyetteki bir insan bile bilgilerden birine tamamen hakim olabilir.
Zamanýn meyve vermeden geçip gitmesine müsaade edilmemelidir. Mason Good Londra da hastalarýný ziyarete giderken araba içinde Lucretius’u tercüme etti. Dr. Burney müzik dersi vermek için at sýrtýnda bir öðrencinin evinden öteki öðrencinin evine gittiði sýrada Fransýzca öðrenmiþtir.
Robert Southey diyor ki:
“Hastalýða karar vermiþ olanlar için tedavi yoktur. Görevini yapan hiç kimse dünyanýn sýkýntýlarýndan þikayet etmez. Sýhhati, elleri, gözleri ve zamaný olan öðrenim görmüþ bir insan amacýna ulaþamamýþsa, Allah’ýn verdiði bu nimetlere layýk olamamýþ demektir.”


Teþekkur:
Beðeni: 


Alýntý

Yer imleri