Ufacýktým

Ana babasý tarafýndan kutsanmýs dördüncü çocuktu romanýmýzýn küçük kahramaný. Dogarken kutsanmak bir Hýristiyan gelenegidir.

Daglarýn arasýndaki köyden biraz uzakta yasayan bir ailenin çocuguydu Minu. Bu meraklý, ögrenme istegiyle yanýp tutusan çocuk, yatakta uyumayý beklerken bile “Insan nasýl uyur, bunu görmem gerek.” düsüncesi içinde. Bu merak bazý zamanlarda da onu zor durumlara sokmustur.

Köyde en büyük tehlikelerden biriymis kurtlar. Annesi ve kardesleri hep ona bunu ögütlemisler. Karanlýk ve kardan bembeyaz kesilmis bir geceydi. Böyle zamanlarda evden dýsarý çýkmak yasaktýr. Odada kardesleriyle birlikte babasýný bekleyen Minu’nun yanýna birden annesi gelir. Annesi merakla kulak kabartmaktadýr. Uzaklarda birseylerin sesini dinler gibi bir hali vardýr. Büyük agabeyde ona katýlýnca “Acaba insan en fazla ne kadar uzaktan gelen sesi duyabilir?” sorusu Minu’nun aklýný kurcalamaya baslar. Ama köpek havlamalarý ve hýrlamalarýyla birlikte atýlýp kosturma sesleri dalgýnlýgýný alýr. Anne, o anda “Kurt!” diye haykýrdý. Minu’nun hep korktugu ama bir türlü göremedigi kurda ilk kez bu kadar yakýndý. Annesinin sesi titriyordu. Bütün kardesler kapýlarý kitliyor iken Minu pencereden sarkmýs kurtlarý izliyordu ki ayaklarýnýn altýndaki tabure kaymýs asagýya yavasça yuvarlanmýstý. Soluksuz oldugu yerde samanlýga düsen Minu kurtlardan uzaktý ama büyük bir ceza bekliyordu onu. Samanlýkta karanlýkta bekletilecek, hapsedilecekti.

Karanlýktan korktugu için gizliden yanýna aldýgý gaz lambasýyla cezaya girmisti. Samanlýkta karanlýkta bekletilecek, hapsedilecekti.

Karanlýktan korktugu için gizliden yanýna aldýgý gaz lambasýyla cezaya, samanlýga girmisti. Samanlýga gaz lambasýyla girmek büyük bir hataydý. Ya lambayý söndürmeden uyursa… Nitekim öyle oldu ve devirdigi gaz lambasý yüzünden, üstelik kendiside içerideyken yangýn çýktý. Çaresiz kalan hiçbir yere gidemeyen Minu öylece bekliyordu ki alevlerin arasýndan bir karaltý geldi ve onu dýsarýya attý. Agabeyiydi bu. Öylece çimlerin üzerinde yatan Minu gökyüzüne dalmýs, alevlerden uzak bir yerde yýldýzlarý izliyordu. Dýsarýda bir kosusturma vardý. O içinden “Eger Tanrý varsa simdi beni ve ailemi kurtarsýn.” dedi, ama bu o kadar zordu ki. Ve sonra Minu küçük bir çocugun ilk ögrenmesi gerekenin herseyi tanrýya býrakmamak oldugunu anladý ve hayatýnýn bu ilk önemli dersine daha yenilerini, daha da önemlilerini eklemek üzere agabeyininde yardýmýyla ayaga kalktý ve yeni bilgilere dogru ilk adýmý attý.