Doðruluk sâdýklarýn iþidir
Doðru düþünce, doðru söz, doðru davranýþ manâlarýný ihtiva eden sýdk; Hakk yolcusunun her çeþit yalana karþý kapanýp, hayatýný doðruluða göre planlamasý, sadâkatin emin bir temsilcisi olmasý; diðer bir tabirle, duygu, düþünce, söz ve davranýþlarýnda doðruluðu tabiatýnýn bir parçasý haline getirip, þahsî hayatýndan insanlarla olan muamelesine, hakký ilan adýna þehâdetinden mizahlarýna kadar; hattâ “Her zaman doðrularla beraber olun!”
(Tevbe/119) fehvâsýnca, dost ve arkadaþ çevresi itibariyle hep doðruluk aramasýdýr ki; hadisin ifadesiyle böyleleri yüce divanda “sýddîk”, aksine olarak yalanlarla içli-dýþlý yaþayan ve hayatýný hilâf-ý vâkiler çizgisinde sürdürenler de o ulu divanda “kezzâb” olarak kaydedilir. (Buhâri, Edeb, 69)
KUR’AN BÝZE DOÐRULUÐU EMREDÝYOR
Kur’ân, deðiþik âyetleriyle, gerçek mü’min olmayý, insanýn söz ve davranýþlarýndan iç âlemine kadar her hal ve tavrýný sýdka göre dizayn etmesine ve sadâkat etrafýnda örgülemesine baðlamýþtýr. Ayrýca böyle bir tanzim ve düzenlemeyi de dünyevî mutluluk ve uhrevî saadetin esasý saymýþtýr. Ýþte Beyân-ý Sýdk’tan birkaç pýrlanta:
De ki: “Rabbim! Gireceðim yere doðrulukla girmeye, çýkacaðým yerden doðrulukla çýkmaya beni muvaffak eyle!..” (Ýsra/80)
“Bana sonrakiler içinde bir lisân-ý sýdk (ve bir yâd-ý cemil) lûtfeyle!” (Þuara/84)
“Ýman edenleri Rableri nezdinde kadem-i sýdk (ve hüsn-ü istikbâl)le müjdele!” (Yunus/2)
Þüphesiz müttakîler, cennet bahçelerinde ve ýrmaklar baþýnda, O gücü her þeye yeten Sultanlar Sultaný’nýn nezdinde sýdk oturaðý (ve otaðýnda)dýrlar..” (Kamer/54-55)
YARDIMCISIDIR DOÐRULARIN ALLAH!
Sýdk, Hakk’a ulaþtýran yollarýn en saðlamý, sâdýklar da bu vuslatýn talihli namzetleridir. Sýdk, amelin rûhu ve özü, düþünce istikametinin de en yanýltmaz mihengidir. Sýdkla mü’min münafýktan, ehl-i cennet de ashâb-ý nârdan ayrýlýr. Sýdk, peygamber olmayanlarda bir peygamberlik sýfatýdýr ve bu sýfat sayesinde halâyýk ve kapý kullarý, sultanlarla ayný nimetleri paylaþýrlar. Allah bu dîn-i mübînin baþlangýcýnda, hem onun tebliðcisini hem de bu Ýlâhî mesaja ilk defa “evet” deyip koþaný sýdkýyla tavsif ederek “Sýdk mesajýyla gelen ve O’nu gönülden tasdik eden...” (Zümer/33) diyerek tebcil buyurmuþtur.
Sýdk; ferdin, amel ve davranýþ bütünlüðünü koruyup, tehlike anýnda ve yalanla kurtulmasý söz konusu olduðu yerlerde bile, gizli-açýk iç ve dýþ ayrýlýðýna düþmemesi, düþünce ve davranýþ mutâbakatýný yakalayabilmek için halden hale girmesi ve kývrým kývrým kývranmasýdýr ki; Hz. Cüneyd “Sâdýk kimse günde kýrk defa halden hale döner durur; mürâî ise, kýrk sene ýzdýrapsýz olduðu yerde kalýr.” (Kuþeyrî, er-Risâletü’l-Kuþeyriyye, s. 211) der.
Sýdkýn en aþaðý mertebesi, þahsýn iç-dýþ, gizli-açýk her halinin ayný çizgide cereyan etmesidir. Bundan sonra duygu, düþünce, tasavvur ve niyetlerde sâdýk olma derecesi gelir. Bu itibarla sâdýklar, söz ve davranýþlarýnda doðruluktan ayrýlmayan kahramanlar; sýddîklar da, hayal, tasavvur, duygu, düþünce hattâ mimiklerine kadar her hal ve tavýrlarý doðruluða kilitlenmiþ Hakk eri babayiðitlerdir.
Ýnsana sadâkat yaraþýr görse de ikrâh;
Yardýmcýsýdýr doðrularýn Hz. Allah (cc)!
DOÐRULUKLA HAREKET EDEN TAKILIP YOLLARDA KALMAZ
Hz. Adem’in alnýnda tevbe nûrunu parlatan doðruluktur..
Dünyanýn tûfana gömüldüðü bir dönemde, tufan peygamberine sefîne-i necât olan sýdktýr.
Alev alev ateþler içinde Hz. Halil’i berd u selâma ulaþtýran sýdktýr..
Evet o, âdiyât içinde emekleyip duran kimseleri hârikulâdeliklere yükselten bir peyk ve varlýðýn perde arkasý kapýlarýný açan sýrlý bir anahtardýr. O peykle seyahat eden takýlýp yollarda kalmaz, o anahtarý kullananýn da yüzüne kapýlar kapanmaz. Bu engin mülâhaza, âþýklar sultaný Hz. Mevlânâ tarafýndan ne hoþ terennüm edilir.. “Âþýðýn sýdký cansýzlara da tesir eder; insanýn kalbine müessir olmasý neden tuhaf sayýlsýn? Hz. Musa’nýn sýdký; daða, asâya, hattâ o muhteþem deryâya bile tesir etmiþti. (Hz. Musa’nýn, Tur daðýndaki tecelli esnasýnda asâsýnýn yýlan olduðu, (Tâ-Hâ/17-20) Benî Ýsrâil’i Nil’den geçirirken onu deryâya çalýnca, on iki yolun açýldýðýna iþaret ediyor ki, (Þuara/63) bunlarýn hepsi Kur’ân âyetleriyle sabittir.) Hz. Ahmed’in sýdký ise Ay’ýn cemâline, hattâ o parlak Güneþ’e tesir etmiþti.”


Teþekkur:
Beðeni: 



Hz. Adem’in alnýnda tevbe nûrunu parlatan doðruluktur..
Alýntý

Yer imleri