Tevekkülün Esaslarý



Bu mevzuda objektif ve herkes için geçerli olan esas, sebepler dairesinde yaþadýðýmýzdan dolayý esbâba arýzasýz riâyet edip, sonra da Kudreti Sonsuz'un üzerimizdeki tasarrufunu intizar etme þeklinde özetleyebileceðimiz "tevekkül" çizgisine ulaþmaktýr. Sebepleri yerine getirmekle beraber onlara tesîr-i hakikî ver*meme ve neticeyi Cenâb-ý Hak'tan bekleme mü'mince bir davranýþtýr. Mesela, tarlanýn bakýmýný yapma, zamaný gelince tohum ekme, ihtiyaca göre sulama, gerekiyorsa haþerelere karþý ilaçlama... gibi yapýlmasý icap eden iþleri eksiksiz yapma esbabý gözetme ve ürün almanýn altyapýsýný hazýrlama demektir. Bunlarý hazýrlarsanýz, Cenâb-ý Hak âdet-i ilahiye açýsýnda çok defa bol semere lutfeder. Fakat, bütün sebepleri yerine getirmiþ olmanýza raðmen, Rezzâk-ý Hakikî bazen beklediðiniz rýzký vermeyebilir de. Bakarsýnýz ki, onca emeðiniz –zahiren- boþa gitmiþ, tarlanýzdan hiçbir ürün çýkmamýþ; ya da tam hasat mevsiminde tarlanýzý dolu vurmuþ veya bir sel gelmiþ, her þeyi alýp götürmüþ. Ýþte, böyle bir ihtimale de açýk durmak, semereyi Cenâb-ý Hak'tan beklemek, hakkýnýzda takdir buyurduðuna karþý gönül hoþnutluðuyla mukabelede bulunmak ve "Muhakkak bunda da bir hayýr vardýr" demek "Elhayru fî mahtârahullah" hakikatine inanmanýn, Allah'a tevekkül etmenin ve O'nun muradýna teslim olmanýn tezahürüdür.



Bu meseleye diyalog ve eðitim faaliyetleri zaviyesinden de þu þekilde yaklaþabilirsiniz: Siz biricik sevda bildiðiniz Allah'ýn rýzasýný elde etmek için nam-ý celil-i ilahîyi herkese duyurma vazifesini omuzunuza almýþ, bir bayrak taþýyor gibi hiç durmadan soluk soluða koþuyorsunuz. Koþarken zülf-ü yâre de aðyare de dokunmamaya dikkat ediyor, hiç kimseyi rahatsýz etmemeye özen gösteriyor ve kimseye iliþmiyorsunuz. Hatta tavýrlarýnýz, davranýþlarýnýz ve sözlerinizle yarýnlar adýna da hiç kimseye iliþmeyeceðiniz teminatýný veriyorsunuz. En masum hallerinizin dahi yanlýþ anlaþýlabileceði ihtimaline binâen tir tir titriyor ve hür iradenizle kendi hareket alanýnýzý daraltýyorsunuz; dahasý baþkalarýný vehim ve endiþelere sevketmemek için bazen en tabiî haklarýnýzý bile kýsýtlýyorsunuz. Fakat, her þeye raðmen, paranoya yaþayan bir kýsým kimseler, "Bunlar þimdi böyle görünseler de yarýn ne olacaklarý belli deðil" diyorlarsa; hatta "Hâl-i hazýrdaki durumlarý elli sene sonrasý için de teminat sayýlsa bile altmýþýncý senede ne yapacaklarýndan ve nasýl davranacaklarýndan emin olamayýz" türünden sözlerle paranoyalarýný seslendiriyorlarsa ve bundan dolayý da sizi yakýn takibe alýyor, üzerinize mercek koyuyor, bazý güzel iþlerinizi sabote ediyor ve hizmetlerinize zarar veriyorlarsa, bu türlü durumlarda da esbaba riayet etmiþ olmanýn huzuru içinde Cenâb-ý Hakk'a tevekkül etmek ve O'nun takdirine teslim olmak lazýmdýr. Þayet, "Ben þunu yaptým, þunu yaptým, þunu da yaptým; daha ne istiyorlar, neden hâlâ anlamýyorlar" derseniz kadere taþ atmýþ ve Allah'ýn takdirine razý olmamýþ sayýlýrsýnýz.



Evet, tedbirde ve sebeplere riayette hiç kusur etmeseniz bile, iman ve Kur'an hizmetiyle alâkalý bazý meselelerde de bir kýsým sýkýntýlarla karþýlaþmanýz normaldir. Bunlar, ya birer imtihan olarak sizi ibadetlerle ancak elde edebileceðiniz mertebelere ulaþtýrýr, ya da size "Dünyada tatmaya izin var ama doymaya izin yok" mülahazasýný hatýrlatýr, bu âlemin zevk u sefa yeri olmadýðýný, imtihan yurdunda yaþadýðýnýzý ihtar eder.