Küfür, Fýsk ve Ýsyan
Allah Tebâreke ve Teâlâ imanýn zikrinden sonra üç felaket sebebine dikkatleri çekiyor; "Ýnkârdan, fâsýklýktan ve isyandan ise sizi iðrendirdi." diyerek, kalbin küfür, fýsk ve isyaný kerih bulmasýný, onlardan iðrenmesini de ilahî bir nimet olarak zikrediyor.
Malum olduðu üzere; küfür, imanýn zýddýdýr; Allah'a inanmamak, hakký kabul etmemek ve inkâr ile Allah'ýn nimetlerini örtmek demektir. Haddizatýnda, bir kalbe imanýn sevdirilmesi ve onunla gönlün mamur edilmesi küfürden iðrenmeyi gerektirir. Ýmanýn tadýný alan bir insan küfürden mutlaka tiksinir. Nitekim, Ýnsanlýðýn Ýftihar Tablosu (aleyhissalâtü vesselâm) þöyle buyurmuþtur: "Þu üç haslet kimde bulunursa, o imanýn tadýný duyar: Allah'ý ve O'nun Rasûlü'nü her þeyden ve herkesten daha fazla sev*mek; sevdiðini yalnýz Allah rýzasý için sevmek ve Allah onu küfürden kurtardýktan sonra yeniden küfre düþmeyi ateþe atýlmaktan daha kerih görmek." Evet, imanýn tadýný alan bir insan Allah'ý ve Rasûlü'nü her þeyden artýk sever, onlarý andýðý zaman adeta burnunun kemikleri sýzlar. Sevdiðini Allah için sever; Allah'a kulluðundan, O'na yakýnlýðýndan, O'nun yolunda bir teblið adamý, bir münadî, bir müezzin olduðundan ve insanlarý Hakk'a ulaþtýrmaya gayret ettiðinden dolayý Hazreti Þâh-ý Geylânî, Ýmam-ý Rabbanî, Hazreti Bediüzzaman gibi kimselere karþý muhabbet besler. Diðer insanlara ve sâir mahlukata karþý alâkasý da hep Cenâb-ý Hak'tan ötürüdür. Bir de, Allah, Cehenneme yuvarlanma sebebi olan küfürden kurtarýp imana erdirdikten sonra yeniden küfre ve küfrün sebeplerine dönmeyi ateþe atýlmak gibi çirkin görür, böyle bir âkýbetin hayaliyle bile ürperir ve tir tir titrer. Sürçmemek, düþmemek ve bütün bütün kaybetmemek için Gaffâr u Settâr'a sýðýnýr; küfre açýlan kapýlardan da hep uzak kalmaya çalýþýr. Fýsk ve isyan da küfre ve ebedî hüsrana açýlan o kapýlardandýr ve imanýn neþvesini kalbinde duyan bir insanýn bu iki tehlikeli sahadan fersah fersah kaçmasý gerekmektedir.
Fýsk; Allah'ýn emrini terk etmek, hak yoldan çýkmak ve büyük günahlarý iþlemek veya küçük günahlarda devam etmek suretiyle Allah'a itaat dairesinden uzaklaþmak manalarýna gelir. Dinin vaz'ettiði çerçevede kalmayan, diyanetin belirlediði daire içinde hayatýný sürdürmeyen kimseye "fâsýk" denir. Fýskýn, zararlý olmak, söz dinlememek ve sürekli kötülük yapmak gibi anlamlarý da vardýr; bundan dolayýdýr ki, farklý rivâyetleri bulunan bir hadiste beþ çeþit hayvan için fâsýk terimi kullanýlmýþtýr. Deliklerinden çýkýp evin içinde cirit attýklarýndan ve etrafa zarar verdiklerinden dolayý "fevâsýku'l-büyût" olarak da anýlan fareler bunlardandýr. Ýsyan ise, itaatsizlik, ayaklanma ve baþkaldýrma demektir; Allah'ýn emirlerine karþý gelme, O'na itaat etmeme ve günah iþleme manalarýna gelmektedir.
Evet, ayet-i kerimede küfür imana, fýsk ve isyan da imanýn tezyinine, güzelleþtirilmesine karþýlýk olarak getirilmiþ gibidir. Bu itibarla, burada füsûk yalancýlýk demektir, doðruluk ve itaatten kavlen çýkmayý ifade eder; isyan ise, emri terk ile fiilen tâatten çýkmak mânâsýndadýr.


Teþekkur:
Beðeni:

Alýntý

Yer imleri