KADER
ÝLM-Ý EZELÝ VE ZAMAN KAVRAMI
Zaman Hayaller Arasýnda Bir Kýyas mýdýr?
Kader konusunu anlayabilmek için öncelikle Cenab-ý Hakk’ýn iradesini, kudretini, ilmini ve özellikle de zaman kavramýný ele alýp üzerinde durmamýz gerekmektedir.
Einstein’in tespit ettiði “Genel görecelik kuramý” veya “Ýzafiyet teorisi” ile, zamanýn sadece bir algý olduðu kesinlik kazanmýþtýr. Yapýlan araþtýrmalar göstermiþtir ki, zaman sadece bir aný baþka bir anla kýyaslamadan oluþan bir düþünce yani bir zandýr.
Bunu bir örnekle açýklamaya çalýþalým: Mesela bir cisme vurduðumuz zaman ondan bir ses çýkar. Ayný cisme beþ dakika sonra vurduðumuzda yine bir ses çýkar. Kiþi, birinci ses ile ikinci ses arasýnda bir süre olduðunu düþünür ve bu süreye "zaman" der. Oysa ikinci sesi duyduðu anda, birinci ses sadece zihnindeki bir hayalden ibarettir. Sadece hafýzasýnda var olan bir bilgidir. Kiþi, hafýzasýnda olaný, yaþamakta olduðu an ile kýyaslayarak zaman algýsýný elde eder. Eðer bu kýyas olmasa, zaman algýsý da olmayacaktýr. Kýsacasý zaman; beyinde saklanan birtakým hayaller arasýnda kýyas yapýlmasýyla var olmaktadýr. Eðer bir insanýn hafýzasý olmasa, beyni bu tür yorumlar yapamaz ve dolayýsýyla zaman algýsý da oluþmazdý. Bir insanýn "ben yirmi beþ yaþýndayým" demesinin nedeni, beyninde söz konusu yirmi beþ yýla ait bazý bilgilerin birikmiþ ve bedeninin deðiþmiþ olmasýdýr. Eðer hafýzasý olmasa, ardýnda böyle bir zaman dilimi olduðunu düþünmeyecek, sadece yaþadýðý tek bir "an"ýn farkýnda olacaktýr.
Einstein’in kanýtladýðý “Genel görecelik kuramý”na göre, zaman algýlayana göre deðiþen bir kavramdýr. Dolayýsýyla zamanýn akýþ hýzý, onu ölçerken kullandýðýmýz referanslara göre deðiþecektir. Lincoln Barnett'in ifadesiyle "rengi ayýrt edecek bir göz yoksa, renk diye bir þey olmayacaðý gibi, zamaný belirleyecek bir olay olmadýkça bir an, bir saat ya da bir gün hiçbir þey deðildir."
Rüyalar Önemli Bir Delildir
Zamanýn bir algý olduðu rüyada apaçýk bir þekilde ortaya çýkar. Bizler genel olarak saatlerce rüya gördüðümüzü zannederiz. Oysa bilim adamlarý, en uzun zannedilen rüyanýn yedi saniye olduðunu tespit etmiþlerdir. Konuyu daha iyi anlamak için þöyle bir örnek verebiliriz. Özel olarak dizayn edilmiþ tek pencereli bir odaya konup, burada belirli bir süre geçirdiðimizi düþünelim. Odada geçen zamaný görebileceðimiz bir de saat bulunsun. Ayný zamanda odanýn penceresinden güneþin belirli aralýklarla doðup-battýðýný görelim. Aradan günler geçtikten sonra, o odada ne kadar kaldýðýmýz sorulduðunda vereceðimiz cevap; hem zaman zaman saate bakarak edindiðimiz bilgi, hem de güneþin kaç kere doðup battýðýna baðlý olarak yaptýðýmýz hesaptan ibaret olacaktýr. Örneðin, odada üç gün kaldýðýmýzý söyleriz. Ama eðer bizi bu odaya koyan kiþi bize gelir de, "aslýnda sen bu odada iki gün kaldýn" derse ve pencerede gördüðümüz güneþin aslýnda suni olarak oluþturulduðunu, odadaki saatin de özellikle hýzlý iþletildiðini söylerse, bu durumda yaptýðýmýz hesabýn hiçbir anlamý kalmaz.
Bu örnek göstermektedir ki, zamanýn akýþ hýzýyla ilgili bilgimiz, Zamaný ölçtüðümüz referanslara kaynaklara göre deðiþmektedir.
Zaman Psikolojimize Göre Hýzlanýr Ve Yavaþlar
Ayný þekilde zamanýn akýþ hýzýnýn farklý þartlarda herkesçe farklý olarak algýlanmasý da zamanýn psikolojik bir algýdan ibaret olduðunu kanýtlamaktadýr. Mesela yýllardýr görmediðiniz ve çok özlediðiniz bir dostunuzla buluþacaðýnýz zaman 10 dakikalýk bir gecikmesi size saatler geçmiþ gibi uzun gelebilir. Veya bir öðrenciye bazen 40 dakikalýk bir ders saatlerce sürmüþ gibi gelirken, 10 dakikalýk bir teneffüs 1 saniyede bitmiþ gibi gelebilir. Yine mesela aðýr bir hastalýk esnasýnda geçen bir dakika bir saat gibi gelirken, bir eðlence esnasýnda geçen bir saat bir dakika gibi gelebilir. Ýþte zamanýn psikolojimize göre daralýp geniþlemesi, zamanýn ölçüldüðü referans kaynaklara göre deðiþtiðinin delillerindendir.
Ýzafiyet Teorisi
Zamanýn göreceliði, bilimsel yöntemlerle de ortaya konmuþ somut bir gerçektir. Einstein'ýn Genel Görecelik Kuramý göstermiþtir ki, zamanýn hýzý, bir cismin hýzýna ve çekim merkezine olan uzaklýðýna göre deðiþmektedir. Yani bir cismin hýzý arttýkça kütlesi ve çekim kuvveti de artmaktadýr. Konuyu biraz daha açalým. Mesela 30 yaþýndaki bir kiþinin ýþýk hýzýna yakýn bir roketle uzaya gönderildiðini, 3 yaþýndaki oðlunun ise dünyada kaldýðýný varsayalým. Baba, otuz dünya senesi sonra dünyaya dönse, oðul 33 yaþýna gelmiþ olacak, baba ise yine 30 yaþýnda olacaktýr.
Zira, ýþýk hýzýna yakýn bir hýza ulaþmýþ bir rokette bulunan bir insanýn, hýz arttýkça vücudundaki kalp atýþlarý, hücre bölünmeleri, beyin faaliyetleri ve nefes alýp vermesi de yavaþlayacaktýr. Dolayýsýyla da yaþlanmayacak ve kendisi fark etmese de zaman onun için durmuþ olacaktýr. Ve baþka bir boyutta senelerin geçtiðinin de farkýnda olmayacaktýr.
Meseleyi farklý bir açýdan da ele alabiliriz. Evrenimizde en hýzlý hareket eden nesne, saniyede 300 bin km. hýza sahip olan ýþýktýr. Güneþin ýþýðý dünyamýza 8 dakikada, bize en yakýn sabit yýldýz olan Alfa Centauri yýldýzýnýn ýþýðý ise 4,5 yýlda gelir. Bu, þu demektir: Þu anda bir teleskopun baþýna geçip de Alfa Centauri yýldýzýný gözlemlersek, (bu yýldýzýn 4,5 yýl önce gönderdiði ýþýðý biz þimdi aldýðýmýzdan) yýldýzýn 4,5 yýl önceki halini görmüþ oluruz. Veya bu yýldýz sönecek olsa, (ýþýðý bize 4,5 yýlda geldiðinden) söndüðünün 4,5 yýl sonra farkýna varýrýz. Bu gerçeðe göre, ýþýðý bize 500 yýlda ulaþan bir yýldýzý gözlemlersek, onun 500 yýl önceki halini görüyoruzdur.
Peki bize 500 ýþýk yýlý uzaklýktaki bir yýldýzdan bir insan teleskopla dünyamýza baksa ve mesela teleskopunu Ýstanbul’a çevirse ne görürdü? Fatih Sultan Mehmed Han’ýn Ýstanbul’u fethediþini canlý olarak görmez miydi? Peki 1400 ýþýk yýlý uzaklýktaki bir yýldýzdan dünyaya baksaydýk kimi görürdük?
Evet, kainat yaratýldýðý andan sonsuza kadar olacak tüm hadiseler farklý zaman boyutlarýnda þu anda mevcuttur. Yani Hz. Muhammed Aleyhissalatü vesselam da, Hz. Fatih de þu an farklý bir zaman boyutunda yaþamaktadýr. Ve yine mesela, bizler þu anda farklý bir zaman boyutunda çocuk olarak, yine farklý bir zaman boyutunda -eðer yaþlanacak kadar ömrümüz olacaksa- yaþlý olarak, baþka bir boyutta ise kýyametten sonra Cenab-ý Hakk’ýn huzurunda bulunmaktayýz.
Ve zaten evrenin 15 milyar yýl önce büyük bir patlamayla yaratýldýðýnýn kanýtlanmasý, zamanýn da bu patlamayla oluþtuðunu kanýtlamýþtýr. Ünlü Amerikalý Astrofizikçi Hugg Ross bu konuyu þöyle açýklar: “Zaman olaylarýn meydana geldiði boyuttur. Ve eðer madde patlamayla ortaya çýkmýþsa, o zaman evreni meydana getirenin evrendeki zaman ve mekandan tamamen baðýmsýz olmasý gerekir. Bu, bize Yaratýcýnýn evrendeki tüm boyutlarýn üzerinde olduðunu gösterir.”
Bediüzzaman Hazretleri Cenab-ý Hakk’ýn ilminin ezeli olduðunu yani geçmiþ, gelecek ve þimdiki zamaný kavradýðýný Risale-i Nur’da enfes bir misalle açýklamaktadýr. Misal þudur: Senin elinde bir ayna bulunsa, sað tarafýndaki mesafe, mazi, sol tarafýndaki mesafe de gelecek farz edilse, o ayna yalnýz karþýsýndakini gösterir. Sonra, o iki tarafýn belirli bir kýsmýný tutar, çoðunu tutamaz. O ayna ne kadar aþaðýda ise o kadar dar bir alaný gösterir. Fakat, o ayna yükseðe çýktýkça kapsama alaný geniþler ve git gide o iki mesafeyi bir anda gösterir. Böyle bir durumda da o iki mesafe arasýnda cereyan eden hadiselerin önceliði ve sonralýðý kalkar ve tüm zaman bir “an” olur.
Ýþte kader, Cenab-ý Hakk’ýn ezeli ilminden olduðu için, “ezeli ilim” hadisin tabiriyle, manzar-ý aladan (en yüce nazardan), ezelden ebede kadar olmuþ ve olacak her þeyi, birden gören ve kuþatan bir makam-ý aladýr (yüce bir makamdýr).
Evet, bizim bir cetvelin, baþýný, sonunu ve aralarýndaki tüm santimleri bir bütün olarak biranda kolayca görebilmemiz gibi, Cenab-ý Hakk’ta evrenin baþlangýcýndan kýyamete kadar olan tüm zamanlarý ve evreleri biranda görür ve bilir. Tüm bu gerçekler bize göstermektedir ki, yaþanmamýþ olaylar, bizim için yaþanmamýþ olaylardýr. Bizim geleceðimiz, baþka bir zaman boyutunda olanlar için geçmiþtir. Geçmiþimiz ise baþka bir zaman boyutunda olanlar için gelecektir. ALLAH Teala ise hiçbir zaman boyutuna baðlý deðildir. Çünkü zamaný yaratan Kendisidir. Bu nedenle ALLAH Teala için geçmiþ, gelecek ve þu an; hepsi birdir ve hepsi olup bitmiþtir.
Yani Cenab-ý Hakk bize bakarken, bizim hem ana rahmindeki halimizi, hem çocukluk halimizi, hem de mahþerdeki halimizi ayný anda görür. Þu an insanlarýn tümü Cenab-ý Hakk’ýn ilminde, yani baþka bir zaman boyutunda, bir kýsmý cennette ve bir kýsmý cehennemdedir.


Teþekkur:
Beðeni:

Alýntý

Yer imleri