SABIR[/b]

AYET[/b]

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَىْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْاَمْوَالِ وَالْاَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرينَ اَلَّذينَ اِذَا اَصَابَتْهُمْ مُصيبَةٌ قَالُوا اِنَّا لِلّهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ

Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlýk, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceðiz. Müjdele o sabredenleri! Onlar baþlarýna bir musibet geldiði zaman: "Biz Allah'a aidiz ve sonunda O'na döneceðiz." derler. Bakara: 155–156.



Ki Allah anýldýðý vakit onlarýn kalpleri titrer. Onlar baþlarýna gelene sabreden, namaz kýlan kimselerdir. Kendilerine verdiðimiz rýzýktan Allah yolunda harcarlar. Hac: 35.



* Hz. Enes (radýyallahu anh) anlatýyor: Resulullah (sav), (ölen) çocuðu için aðlamakta olan bir kadýna rastlamýþtý: "Allah'tan kork ve sabret" buyurdu. Kadýn (ýzdýrabýndan kendisine hitab edenin kim olduðuna bile bakmadan): "Benim baþýma gelenden sana ne?" dedi. Resulullah (sav) uzaklaþýnca, kadýna: "Bu Resulullah idi!" dendi. Bunun üzerine, kadýn çocuðun ölümü kadar da söylediði sözden dolayý (utanýp) üzüldü. (Özür dilemek için) doðru Aleyhissalatu vesselamýn kapýsýna koþtu. Ama kapýda bekleyen kapýcýlar görmedi, doðrudan huzuruna çýktý ve: "Ey Allah'ýn Resulü, (o yakýþýksýz sözü) sizi tanýmadan sarfettim (baðýþlayýn)" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Makbul sabýr, musibetle karþýlaþtýðýn ilk andakidir" buyurdu.

* Ýbnu Abbas (ra) bana: "Sana cennet ehlinden bir kadýn göstereyim mi?" dedi. Ben de; "Evet göster" dedim. "Ýþte" dedi, þu siyah kadýn var ya, o, Resulullah'a gelip: Ben saralýyým, (nöbet gelince) üstümü baþýmý açýyorum, Allah'a benim için dua ediver (hastalýktan kurtulayým) dedi. Aleyhissalatu vesselam: Dilersen sabret, sana cennet verilsin, dilersen sana þifa vermesi için Allah'a dua edivereyim" dedi. Kadýn: "Öyleyse sabredeceðim, ancak üstümü baþýmý açmamam için dua ediver" dedi. Resulullah da ona öyle dua etti."

* Habbab Ýbnu'l-Eret (radýyallahu anh) anlatýyor: Resulullah (sav) Ka'be'nin gölgesinde bir bürdeye yaslanmýþ otururken, gelip (müþriklerin yaptýklarýndan) þikâyette bulunduk: "Bize yardým etmiyor musun, bize dua etmiyor musun?" dedik. Þu cevabý verdi: “Sizden önce öyleleri vardý ki, kiþi yakalanýyor, onun için hazýrlanan çukura konuyor, sonra getirilen bir testere ile baþýnýn ortasýndan ikiye bölünüyordu. Bazýsý vardý, demir taraklarla taranýyor, vücudunda sadece et ve kemik kalýyordu. Bu yapýlanlar onlarý dininden çeviremiyordu. . Allah'a kasem olsun Allah bu dini tamamlayacaktýr. Öyle ki, bir yolcu devesine bindimi San'a'dan kalkýp Hadramevt'e kadar gidecek, Allah'tan baþka hiçbir þeyden korkmayacak, koyunu için de sadece kurttan korkacak. Ancak siz acele ediyorsunuz."

* "Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ýnsanlara karýþýp onlarýn ezalarýna katlanan Müslüman, onlara karýþmayýp, ezalarýna katlanmayandan hayýrlýdýr."



Cenâb-ý Hak, Hakîm ismi muktezasý olarak, vücud-u eþyada, bir merdivenin basamaklarý gibi bir tertip vaz etmiþ. Sabýrsýz adam, teennî ile hareket etmediði için, basamaklarý ya atlar düþer veya noksan býrakýr, maksut damýna çýkamaz. Onun için hýrs mahrumiyete sebeptir. Sabýr ise, müþkülâtýn anahtarýdýr ki, “Vessabrü miftahul ferec’ – Elharisu hâibun hâsirun” durub-u emsal hükmüne geçmiþtir. Demek, Cenâb-ý Hakkýn inâyet ve tevfiki, sabýrlý adamlarla beraberdir.

Çünkü sabýr üçtür:

Biri: Mâsiyetten kendini çekip sabretmektir. Þu sabýr takvâdýr; “Ýnallahe meal müttegýn” sýrrýna mazhar eder

Ýkincisi: Musibetlere karþý sabýrdýr ki, tevekkül ve teslimdir. “Vallahi yuhýbbüs- sabirin - Vallahi yuhýbbül mütevekkilin” þerefine mazhar ediyor. Ve sabýrsýzlýk ise Allah'tan þikâyeti tazammun eder. Ve ef'âlini tenkit ve rahmetini itham ve hikmetini beðenmemek çýkar. Evet, musibetin darbesine karþý þekvâ suretiyle elbette âciz ve zayýf insan aðlar. Fakat þekvâ Ona olmalý; Ondan olmamalý. Hazret-i Yakup Aleyhisselâmýn “Kale inneme eþkü bessi ve huzni ilallah” demesi gibi olmalý. Yani, musibeti Allah'a þekvâ etmeli; yoksa Allah'ý insanlara þekvâ eder gibi "Eyvah! Of!" deyip "Ben ne ettim ki bu baþýma geldi?" diyerek âciz insanlarýn rikkatini tahrik etmek zarardýr, mânâsýzdýr.

Üçüncü sabýr: Ýbadet üzerine sabýrdýr ki, þu sabýr onu makam-ý mahbubiyete kadar çýkarýyor, en büyük makam olan ubudiyet-i kâmile cânibine sevk ediyor. (23. mektubun 4. suali)