Ey iman edenler! Size verdiðimiz rýzýklarýn temiz olanlarýndan yiyin, eðer siz yalnýz Allah'a kulluk ediyorsanýz O'na þükredin. Bakara–172.

“Allah’ýn nimetlerini saymaya kalk*sanýz da saymakla bitiremezsiniz.” Ýbrahim–34

"Eðer þükrederseniz, elbette size (nimetimi) artýracaðým ve eðer nankörlük ederseniz hiç þüphesiz azabým çok þiddetlidir! (diye bildirmiþti.)" Ýbrahim–7.

Ýblis dedi ki: Öyle ise beni azdýrmana karþýlýk, and içerim ki, ben de onlarý saptýrmak için senin doðru yolunun üstüne oturacaðým. "Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarýndan, saðlarýndan, sollarýndan sokulacaðým ve sen, onlarýn çoklarýný þükredenlerden bulmayacaksýn!" dedi. Araf-16-17.

Kullarýmdan þükredenler ne kadar da azdýr! Sebe–13. وَقَليلٌ مِنْ عِبَادِىَ الشَّكُورُ

* Abdullah Ýbnu Gannâm el-Beyâzi (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim sabaha erdiði zaman: "Allahým, benimle veya mahlûkatýndan herhangi biriyle hangi nimet sabaha ermiþse bu sendendir. Sen birsin, ortaðýn yoktur, hamdler sanadýr, þükür sanadýr" derse, o günkü þükür borcunu ödemiþtir. Kim de ayný þeyler akþama erince söylerse o da o geceki þükür borcunu eda eder."

* Efendimiz (s.a.s.) buyuruyorlar ki: “Mü’minin durumu þâyân-ý takdirdir; niye ol*masýn ki; onun her iþi hayýrdýr ve bu da mü’minden baþkasý için müyesser deðildir. O, neþe ve sevinç ifade eden bir duruma mazhar olunca þükreder, bu onun için hayýr olur; herhangi bir sýkýntýya maruz kaldýðýnda da sabreder, bu da yine onun için hayýr olur.”

* Hz. Hasan (r.a.) rivayet ettiðine göre peygamber efendimiz (s.a.s.) buyuruyor ki, “Allah kuluna, küçük veya büyük bir nimet verirde, kul bu nimete karþýlýk Elhamdulillah derse kendisine elde ettiðinden daha iyisi verilir.”

* Enes bin Malik (r.a.) rivayet ettiðine göre peygamber Efendimiz þöyle buyurur: “Allah, yemeðini yedikten ve içeceðini içtikten sonra bu nimetlere karþýlýk þükreden kulundan kesinlikle razý olur.”



RÝSALE



…Kur'ân-ý Hakîm, nasýl ki þükrü netice-i hilkat gösteriyor. Öyle de, Kur'ân-ý kebîr olan þu kâinat dahi gösteriyor ki, netice-i hilkat-i âlemin en mühimi þükürdür. Çünkü kâinata dikkat edilse görünüyor ki, kâinatýn teþkilâtý þükrü intaç edecek bir surette, her bir þey bir derece þükre bakýyor ve ona müteveccih oluyor. Güya þu þecere-i hilkatin en mühim meyvesi þükürdür. Ve þu kâinat fabrikasýnýn çýkardýðý mahsulâtýn en âlâsý þükürdür.

Çünkü hilkat-i âlemde görüyoruz ki, mevcudat-ý âlem bir daire tarzýnda teþkil edilip, içinde nokta-i merkeziye olarak hayat hâlk edilmiþ. Bütün mevcudat hayata bakar, hayata hizmet eder, hayatýn levazýmatýný yetiþtirir. Demek, kâinatý hâlk eden Zat, ondan o hayatý intihap ediyor. Þükrün mikyâsý kanaattir ve iktisattýr ve rýzadýr ve memnuniyettir. Þükürsüzlüðün mizaný hýrstýr ve israftýr, hürmetsizliktir, haram-helâl demeyip rast geleni yemektir.

Nimetlerdeki muhabbet ve lezzet: …Meselâ, nasýl ki bir padiþah-ý âlî, sana bir elmayý ihsan etse, o elmaya iki muhabbet ve onda iki lezzet var:



Biri: Elma, elma olduðu için sevilir. Ve elmaya mahsus ve elma kadar bir lezzet var. Þu muhabbet padiþaha âit deðil. Belki, huzurunda o elmayý aðzýna atýp yiyen adam, padiþahý deðil, elmayý sever ve nefsine muhabbet eder. Bâzan olur ki, padiþah, o nefisperverâne olan muhabbeti beðenmez, ondan nefret eder. Hem, elma lezzeti dahi cüz'îdir, hem zevâl bulur; elmayý yedikten sonra o lezzet dahi gider, bir teessüf kalýr.

Ýkinci muhabbet ise, elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât-ý þâhânedir. Güyâ, o elma iltifat-ý þâhânenin numûnesi ve mücessemidir diye baþýna koyan adam, padiþahý sevdiðini izhâr eder. Hem, iltifatýn gýlâfý olan o meyvede öyle bir lezzet var ki, bin elma lezzetinin fevkýndedir. Ýþte þu lezzet, ayn-ý þükrandýr; þu muhabbet, padiþaha karþý hürmetli bir muhabbettir. Aynen onun gibi, bütün ni'metlere ve meyvelere, zâtlarý için muhabbet edilse, yalnýz maddî lezzetleriyle gàfilâne telezzüz etse, o muhabbet nefsânîdir; o lezzetler de geçici ve elemlidir. Eðer Cenâb-ý Hakkýn iltifatât-ý rahmeti ve ihsanâtýnýn meyveleri cihetiyle sevse ve o ihsan ve iltifatâtýn derece-i lûtuflarýný takdir etmek suretinde kemâl-i iþtihâ ile lezzet alsa, hem mânevî bir þükür, hem elemsiz bir lezzettir.