Konu ile ilgili hadis rivayetlerinde verilen bilgilerin -detay bir yana- özüne baktýðýmýzda ve bunlarý bir yandan akýl ve kesin bilgiler, diðer yandan Kur'an âyetlerinin ýþýðýnda deðerlendirdiðimizde Resûlullah'ýn (s.a.), Cahiliye devrinde olduðu gibi bugün de devam eden bir takým batýl inançlarý ve gaybý bilme iddialarýn reddettiðini görüyoruz. Peygamberimiz, bugün de sýk sýk tekrarlanan "ama cincilerin, falcýlarýn, medyumlarýn... bazý dedikleri doðru çýkýyor" þüphesine de bir açýklama getiriyor. Bu açýklamanýn özü þudur: Her þey Allah'ýn ilmi, iradesi, kudreti ve yaratmasý ile olur. Allah Teâlâ madde âleminde yapacaðý, yaratacaðý bazý þeyleri meleklere bildirir, onlara vazifeler verir. Meleklerin bulunduðu ve bu bilgilerin alýp verildiði semâ, yüce âlem (mele-i a'lâ), yýldýzlar gibi maddî varlýklarýn bulunduðu sema (maddi evren) deðildir. Maddenin bittiði, arþ ile ayrýlan (arþýn sýnýr olduðu) rûhânî (fizik ötesi) semadýr. Cin þeytanlarý, bu rûhânî, gayr-i maddî semaya sokulmazlar. Sýnýra yaklaþarak girmek istediklerinde ateþ topuna benzer bir silahla ateþ edilerek uzaklaþtýrýlýrlar. Ancak yaratýlýþlarý icabý sýnýra kadar yaklaþýnca bazý bilgi kýrýntýlarýný, kulak hýrsýzlýðý yoluyla elde ederler. Elde ettikleri bilgi az, eksik ve yetersizdir; bu sebeple onlarýn gaybý öðrendikleri ve bildikleri söylenemez. Bu eksik bilgilerin yanýna birçok yalaný, hurafeyi, batýl inanca esas teþkil eden bilgiyi katarak insan þeytanlarýna (falcýlar, kahinler, cinciler... bunlara dahildir) bildirirler. Ýþte insan þeytanlarýnýn söylediklerinden bir kýsmýnýn doðru çýkmasýnýn sebebi budur; yani doðru kýsým, meleklerden çaldýklarý kýsýmdýr, yalan ve yanlýþ kýsým ise kendilerinin uydurup adamlarýna bildirdikleridir.

"Onlarý, taþlanmýþ her þeytandan koruduk" þeklindeki çeviri bize göre isabetli deðildir. Zamiri semaya ait kýlarak "Onu... koruduk" þeklinde çevrilmesi gerekir. Korunan maddi yýldýzlar deðil semâdýr; yani meleklerin yeri olan ve þeytanlarýn sokulmadýðý madde ötesi âlemdir.

Yýldýz kaymasý, göktaþlarý, gökte yanýp parlayan ve sönen gazlar... ile "cin þeytanlarýnýn madde ötesi semadan kovulmasý için kullanýlan ve mahiyeti de (ne olduðu da) bizce bilinmeyen silahý" birbirine karýþtýrmak doðru deðildir. Peygamberimiz (s.a.) yýldýz kaymasý ile ilgili bir Cahiliye inancýný reddederken "þeytanlara karþý kullanýlan ateþ topu misali silah"tan da söz ettiði için bu ikisi birbirine karýþtýrýlmýþ olmalýdýr. Âyetlerde "þeytanlara karþý kullanýlan silah"ýn yýldýz veya yýldýz kaymasý olduðu söylenmiyor. Hadislerde böyle ifadeler veya îmâlar var; ancak mütevatir olmayan haberler (hadisler) itikad ve kesin bilgi için yeterli deðildir; yani bilgi kaynaðý olmaz.

Müslümanlarýn, âyet ve hadislerin lafzý yanýnda amacýný da göz önüne almalarý, inanç ve davranýþlarýný buna göre ayarlamalarý gerekirken, hadislerin asýl amacý olan "Cahiliye inanç ve anlayýþlarýnýn reddini, asýlsýz olduðunu" öðrenecek ve hala devam eden bazý saçmalýklardan kurtulacak yerde, din ve dünya hayatlarýyla bir ilgisi bulunmayan "ateþ topu" silahýnýn ne olduðunu merak etmeleri, yýldýz kaymasý ile bunlar arasýnda aynýlýk iliþkisi kurmalarý da düþündürücüdür.

Gayb bilgisi, gözle görülemeyen, daha doðrusu herkeste bulunan tabîî bilgi araçlarý ile elde edilemeyen bilgidir. Bu da ikiye ayrýlýr: Mutlak ve nisbî (göreceli). Kýyametin ne zaman kopacaðý mutlak gayba örnektir, bunu Allah'tan baþkasý; tabîî olsun, icat edilmiþ bulunsun hiçbir araç ile bilemez. Yaðmurun ne zaman yaðacaðý, rahimde çocuðun varlýðý ve cinsiyeti ise göreceli gaybe örnektir; bu bilgiler tabîî araçlara göre gayb bilgisidir, meteorolojik ve týbbî araçlara göre insanlarýn elde edebileceði bilgilerdir. Bu çeþit gaybý (göreceli gaybý), araçlar vasýtasýyla bilmek mümkündür; ancak bunu bilmekle insanlar gaybý bilmiþ olmazlar; çünkü araç icat edilince onunla ilgili bilgi "gayb bilgisi" olmaktan çýkmýþtýr.





Kaynak:Hayrettin KARAMAN