Kýsaca "dînî denetim" diye ifade etmeye çalýþtýðým vazifeye dinî kaynaklarda "emir bi'l-ma'rûf nehiy ani'l-münker" deniyor. Bu vazife gereði müslümanlarýn, açýkça iþlenen ve dine, ahlaka, örf ve âdete aykýrý olan fiiller ve davranýþlar karþýsýnda tavýr almalarý, bu davranýþlarý engellemeleri ve sahiplerini ýslah etmek için çaba göstermeleri gerekiyor. "Hisbe" diye de ifade edilen bu konuda yazýlmýþ birçok kitap, makale ve bölüm vardýr. Hz. Peygamber devrinden itibaren devletin kurumlarý arasýnda yer alan bu vazife Ýhtisab Aðalýðý adýyla Osmanlýlarda da var olmuþtur (Benim [Linkleri görebilmeniz için kayitli üye olmaniz gerekmektedir. [url=register.php">Üye olmak için lütfen tiklayiniz.[/url]] isimli kitabýmda da uzunca bir makalem vardýr).

Açýkça iþlenen bir günah, bir ayýp görüldüðünde dil ve kalp ile bunu düzeltmeye çalýþmak, þartlarýna riayet etmek kaydýyla bütün müslümanlarýn vazifesidir. El ile (zor kullanarak, müeyyide uygulayarak) denetim ise devletin vazifesidir ve Ýhtisab kurumunun görevlilerince yerine getirilir.

Bir düzeltme faaliyeti yapmanýn ilk þart ayýp veya günah olduðu kesin ve ittifaklý bir fiilin açýkta iþlenmesidir. Kiþilerin kendi özel mekanlarýnda gizli olarak iþledikleri ayýp ve günah fiiller, kamu için zararlý ve tehlikeli olmadýkça araþtýrýlamaz ve bunlara müdahale edilemez. Hakkýnda farklý fetvalar bulunan konularda da herkes kendi aldýðý fetvaya veya ilmen ulaþtýðý sonuca göre hareket eder; farklý görüþte olanlar karþý tarafa baský yapamaz, kendileri gibi düþünmesi ve yapmasýný isteyemezler.

Dinî denetim ve ýslahýn ikinci önemli þartý da, uygulanacak ýslah yolunun amaca ulaþtýrma ihtimalinin bulunmasý, aksi tesir yapmasý ihtimalinin de zayýf olmasýdýr. Kaþ yapacaðým diye göz çýkarmak caiz deðildir.

Kalben buðz etmek, ayýp ve günah olan fiilden ve bunu yapandan nefret etmek, onlara sýcak davranmamak, tavýr alarak ýslah yoluna gitmektir. Bu terk edilirse, kötü fiil benimsenmiþ veya beðenilmiþ olur ki, bu caiz deðildir.




Kaynak:Hayrettin KARAMAN