Ölü doðan bebekler ve hanýmlarýn özel durumu 28/11/2007 - 09

Ahmet ÞAHÝN ZAMAN Soru: Bazen doðumlarda bebek ölü olarak doðuyor. Bazen de canlý olarak doðduðu halde hemen anýnda ölüyor. Bu durumlarda bebek yýkanacak, kefenlenecek, namazý kýlýnacak mý? Yoksa canlý doðan ile ölü doðanýn durumu ayrý mý olacak? Bu konuda bilgiye ihtiyacýmýz oldu. Aydýnlatýrsanýz gerçeði öðrenecek, vesvese veren söylentilerin etkisinden kurtulacaðýz.

***

Cevap: Ýnsanýn yaratýlýþýnda kerameti vardýr. Özünde Rabb'imizin mührü mevcuttur. Bu keramet ve Ýlahi mühür sebebiyle insan görüntüsü her zaman hürmete ve saygýya layýk görülmüþtür. Bu sebeple ölen bebek önce yýkanýr, sonra bir beze sarýlýr, kendisine isim de konur, namazý kýlýnýp, defni yapýlýr.

Ölü doðanýn canlý doðandan farký ise sadece namazýnýn kýlýnmayýþýndan ibaret olur. Bunun dýþýnda insan görüntüsünün muhteremliði hiç unutulmaz. Ölü de doðsa hürmete layýk görülerek yýkanmasý daha uygun olur, bir beze sarýlýr, götürülüp kabrine defni yapýlýr. Ýnsan görüntüsüne girmiþ olan düþükler dahi böyledir.

Bebek doðduðu anda ses çýkarmýþsa, aksýrmýþsa, esnemiþse, bedenini hareket ettirmiþse canlý doðduðuna kail olunur. Bunlardan hiçbiri görülmemiþ, bir canlýlýk iþareti vermemiþse ölü olarak doðduðuna hükmedilir.

***

Soru: Doðumdan sonraki loðusalýk devresinin son sýnýrýný Hanefi'de kýrk gün olarak biliyoruz. Nitekim aylýk özrün son sýnýrýnýn da on gün olduðu gibi. Bu son sýnýrdan sonraki günlerde özürler yine devam etse durum ne olur? Loðusalýk özrünün yahut da aylýk özrün devamý mý sayýlýr? Yoksa son günden sonra devam eden akýntýlar özürden sayýlmayýp baþka bir rahatsýzlýktan kabul edilerek gusledilip ibadete baþlanýr mý?

***

Cevap: Evet, loðusalýkta özürlü sayýlan günlerin son sýnýrý kýrkýncý gündür. Aylýk özrün son günü de onuncu gündür. Bu sýnýrdan sonra özür devam etse dahi gusledilir, ibadetlere baþlanýr. Meþru münasebetler de helal hale gelir. Zira sýnýrdan sonra devam eden akýntý baþka bir rahatsýzlýktan kaynaklanan özür diye düþünülür, loðusalýk ve aylýk özrün devamý olarak kabul edilmez.

Bu özel günlerin sýnýrlarý içinde iken kýlamadýðý namazlarýný Rabb'imiz loðusa ve aylýk özürlü hanýmlara baðýþlamýþtýr. Bu günlerde geçmiþ namazlarýný sonra kaza etmeleri de gerekmez. Rabb'imiz özürlü devrelerde kýlýnamayan namazlarý kýlmýþ gibi kabul etmektedir.

Bundan dolayý bir maneviyat büyüðü hanýmlara hitap ederken þöyle demiþ:

- Hanýmefendiler! Sizler Allah'ýn ne sevimli kullarýsýnýz! Bir erkek bir vakit namazýný kýlmayýp terk etse bunun uzun zaman azabýný görecektir. Ama siz hanýmlar bazen kýrk güne varan, bazen her ayda on güne kadar uzayan bir devrede namazlarýnýzý kýlmaz, terk edersiniz, bundan dolayý bir azap görmek þöyle dursun, kýlmýþ gibi sevap alýrsýnýz. Yani namazlarýnýzý kýlarsýnýz sevap alýrsýnýz, kýlmazsýnýz yine sevap alýrsýnýz. Çünkü her iki halde de emre itaat etmiþ olursunuz. Allah'ýn ne bahtiyar kullarýsýnýz siz?

***

Soru: Doðum sýrasýnda ölen annenin hükmen þehit sayýlacaðýný hadislerden öðrenmiþ bulunuyoruz. Ancak ölen annenin karnýndaki bebeðin yaþadýðý anlaþýlýrsa durum ne olur, nasýl bir çare düþünülebilir yaþayan bebek için?

***

Cevap: Annenin karný açýlýr, yaþayan yavru alýnýr. Bakýlýp beslenir, muhtemelen memlekete hizmet edecek büyük bir insan da olabilir. Ýmam- ý Muhammed'in görüþü böyledir. Ancak çocuðun alýnmasý halinde yaþamayacaðý biliniyorsa böyle bir müdahaleye gerek olmaz, kendi haline býrakýlýr.