Eshabýn kadýn kahramanlarýndan:

ÜMM-Ý ÜMARE NESÝBE HATUN



Çarpýþmaya koyuldum

Ümm-i Ümare der ki: “Gündüzün baþlangýcýnda Uhud’a vardým. Halk ne yapýyor bir bakayým dedim. Yanýmda bir kirba ve içinde su vardý. Resulullahýn yanýna kadar gittim. Kendisi, o sýrada Eshabý arasýnda bulunuyordu. Bu zamanda müslümanlar savaþ üstünlüðünü devam ettiriyorlardý.

Müslümanlar daðýlmaya baþlayýnca, Resulullahýn yanýna vardým. Çarpýþmaya koyuldum. Kýlýçla, okla müþrikleri Resulullahtan uzaklaþtýrmaya çalýþtým. Bu arada da yaralandým. Resulullahýn yanýnda on kiþi kalmamýþtý. Ben, oðullarým ve kocam, Resulullahýn önünde çarpýþýyor, müþrikleri ondan uzaklaþtýrýyorduk.

Bir ara Resulullah efendimiz, benim yanýmda kalkan bulunmadýðýný gördü. Yanýnda kalkan bulunanlardan birisine buyurdu ki:

- Ey kalkan sahibi, kalkanýný çarpýþana býrak!

O kimse kalkanýný Resulullaha verdi. Ben de Resulullah efendimizden alýp, onunla korundum.

Bize ne yaptýlarsa, müþrik süvarileri yaptýlar. Atlý bir adam gelip, bana vurdu. Kalkanýmla korundum. Ben de onun atýnýn ayaklarýna kýlýç çaldým. At arkaüstü yýkýlýnca, Peygamber efendimiz oðlum Abdullah’a þöyle buyurdu:

- Ey Ümm-i Ümare’nin oðlu! Annene, annene yardým et!”

Ümm-i Ümare’nin oðlu Abdullah ibni Zeyd anlatýr:

“Uhud günü sol kolumdan yaralanmýþtým. Beni, hurma aðacý gibi upuzun bir adam vurmuþtu. Resulullah efendimiz; “Yaraný sar” buyurdu. Anam yanýma geldi. Yaralarý sarmak için yanýnda bulunan hazýr bezlerle yaramý sardý.

Herkes katlanabilir mi?

Bu sýrada Resulullah efendimiz bana bakýyordu. Annem, yaramý sardýktan sonra, bana dedi ki:

- Kalk yavrucuðum! Müþriklerle çarpýþ!

Resulullah efendimiz de buyurdular ki:

- Ey Ümm-i Ümare! Senin katlandýðýn, dayanabildiðin þeye, herkes katlanabilir, dayanabilir mi?

Beni yaralayan müþrik o sýrada oradan geçiyordu. Resulullah efendimiz tekrar buyurdular ki:

- Ýþte, oðluna vuran adam!

Annem, hemen onun önüne geçip, bacaðýna vurup çökertti. Bunun üzerine, Resulullahýn, mübarek diþleri görünecek kadar gülümsediðini gördüm. Sonra buyurdu ki:

- Allaha hamd olsun ki, seni düþmanýna muzaffer kýlýp, gözünü aydýn etti. Öcünü almayý sana gözünle gösterdi.”

Peygamber efendimiz, Uhud savaþýnda Ümm-i Ümare’nin oðlu Abdullah’a buyurdu ki:

- Ey Ümm-i Ümare’nin oðlu!

Hz. Abdullah, “Buyur ya Resulallah” deyince, ona, taþ atmasýný buyurdu.

Hz. Abdullah, önünde gitmekte olan atlý müþrike bir taþ attý. Taþ, atýn gözüne deðince, at ürktü ve at da, atlý da yere yýkýldý. Hz. Abdullah taþa tutup, o müþriki yaraladý.

Su daðýtýyordu

Ümm-i Ümare, Uhud’da oðlu yaralanýnca, oðlunun yarasýný ve diðer sahabilerin yaralarýný sarýyor, susuz olanlara su daðýtýyordu. Daha sonra, eline bir kýlýç alarak çarpýþmaya baþladý.

Ýbni Kamia kâfiri, Resulullahý öldürmeye yemin etmiþti. Resulullahý gördü. Resulullaha hücum edince, Ümm-i Ümare atýnýn önüne geçti. Atýný durdurup Ýbni Kamia’ya saldýrdý. O müþrikin üzerinde zýrh olduðu için darbeleri pek tesir etmedi. Zýrh olmasaydý, o da öldürülen diðer müþriklerin yanýna gidecekti.

Sonunda o müþrikin þiddetli bir hücumu ile boynundan aðýr yaralandý. Resulullah efendimiz onun için buyurmuþtur ki:

- Uhud günü ne tarafýma baktýysam, hep Ümm-i Ümare, hep Ümm-i Ümare’yi gördüm.

Nesibe Hatun, bu savaþta oniki-onüç yerinden yaralanmýþtý. Bunlardan en aðýrý, Ýbni Kamia’nýn, boynunda açtýðý yaraydý. Resulullah efendimiz, oðlu Abdullah’a bu yarayý sarmasýný emrettiler. Sonra buyurdular ki:

- Ev halkýnýzý Allahü teâlâ mübarek kýlsýn. Senin annenin makamý filan ve filanlarýn makamýndan hayýrlýdýr. Allahü teâlâ sizin ev halkýnýza rahmet etsin!

Bir sene tedavi gördükten sonra bu yara iyileþti.

Müseylemet-ül Kezzab, yalancý peygamberlik iddiasýyla ortaya çýkýnca, Ümm-i Ümare’nin oðlu Habib, Amman’dan Medine’ye gelirken esir düþtü. Müseyleme, kendisinin peygamberliðini kabul etmesini istedi. Habib onu tasdik etmeyince, tek tek uzuvlarý kesilerek þehit edildi.

Ölümünü göstersin

Bunu iþiten Ümm-i Ümare Müseyleme’nin ölümünü göstermesi için Allahü teâlâya duâ etti. Yaþý altmýþýn üzerinde olmasýna raðmen, oðlu Abdullah’la beraber Yemame savaþýna iþtirak etti. Savaþýn þiddetli bir anýnda, müslümanlarýn daðýlmaya baþlamalarý üzerine, kýlýcýný çekerek düþmana hücum etti. Oniki yerinden yara aldý. Müseyleme’yi de yaraladý.

Ümm-i Ümare’nin oðlu Abdullah’ýn da bulunduðu, bir grup müslümanýn önünden atla kaçmaya çalýþan Müseylemet-ül Kezzab, Hz. Vahþi tarafýndan mýzrakla vurularak öldürüldü.

Ümm-i Ümare bu savaþta kolunun birini kaybetti. Ýslâm ordusunun kumandaný Halid bin Velid, kendisiyle yakýndan alâkadar oldu. Yaralarýný sardýrdý. Böylece Müseyleme’nin ölüþünü görmüþ oldu.

Bir gün Nesibe Hatun, Peygamberimize dedi ki:

- Ya Resulallah, Allahü teâlâya duâ et de cennette sana komþu olalým. Peygamber efendimiz de, “Allahým! Bunlarý, cennette bana komþu ve arkadaþ et” diye duâ etti. Bunun üzerine Ümm-i Ümare dedi ki:

- Bu bana kâfidir. Artýk dünyada ne musibet gelirse gelsin, hiç ehemmiyeti yok.

Melekler duâ ederler

Birgün Resulullah efendimiz Ümm-i Ümare’nin evine teþrif ettiler. Ümm-i Ümare de yemek ikram etti. Resulullah efendimiz "Sen de ye" buyurdular. O da oruçlu olduðunu arz etti. Bunun üzerine Resulullah efendimiz buyurdu ki:

- Bir oruçlunun yanýnda yemek yenildiði zaman, sofra kalkýncaya kadar, melekler oruçluya duâ ederler.

Hz. Ebu Bekir de hilafeti zamanýnda, kendisini evinde ziyaret eder, hâlini, hatýrýný sorardý. Hz. Ömer zamanýnda, bir savaþta elde edilen ganimetler içinde kýymetli kumaþlar da vardý. Bunlarýn en kýymetlisi olan altýn sýrmalý bir elbise, Hz. Ömer’e isabet etti.

Herkes gelinine veya hanýmý Hz. Ali’nin kýzý Ümm-i Gülsüm’e verecek diye beklerken, Hz. Ömer, “Bu elbiseye Ümm-i Ümare herkesten daha layýktýr” buyurdu ve arkasýndan ilave etti:

- Resulullah efendimizin, “Savaþta ne tarafa baktýmsa, hep Ümm-i Ümare, hep Ümm-i Ümare’yi gördüm” buyurduðunu iþittim.

Bunlarý söyledikten sonra elbiseyi Ümm-i Ümare’ye gönderdi.

Ümm-i Ümare Uhud’dan baþka, Hudeybiye, Hayber Umret-ül kaza, Huneyn ve Yemame gazalarýna da katýldý. Biat-i Rýdvan’da hazýr bulunmakla þereflendiler. Oðullarý Habib ve Abdullah da, Peygamber efendimizin bütün gazalarýna iþtirak ettiler.

Ümm-i Ümare, ensarýn Hazrec kabilesinden olup, Medine’nin ileri gelen ailelerindendir. Mazin bin Neccar’in evladýndandýr. Annesi, Rebab binti Abdullah’týr. Tahminen miladî 573 yýlýnda doðdu. Ýkinci Akabe biatýnda bulunarak, zevciyle birlikte müslüman olmakla þereflendi.

Onlardan da biat aldým

Akabe’de, kocasý Zeyd biat ettikten sonra, Peygamberimize gelerek dedi ki:

- Ya Resulallah! Ümm-i Ümare ve Ümm-i Müney adlý iki kadýn da bizimle birlikte biat için gelmiþlerdir.

Bunun üzerine Resulullah efendimiz, “Hangi þartlarda sizden biat aldýmsa, onlardan da ayný þartlarda biat aldým. Ellerini tutup müsafeha zarureti yoktur" buyurdular ve kadýnlarýn elini tutmadýlar.

Ümm-i Ümare’nin ilk kocasý ensardan Zeyd bin Asým’dýr. Zeyd’den Abdullah ve Habib isminde iki oðlu vardý. Her iki oðlu da Bedir savaþýna katýldý. Diðer gazalarýn hepsine birlikte iþtirak ettiler.

Hz. Zeyd’in vefatýndan sonra Ümm-i Ümare, Guzeyye Ýbni Amr’la evlendi. Bu zattan da oðlu Temim ve kýzý Havle dünyaya geldi. Ümm-i Ümare’nin ne zaman vefat ettiði bilinmemektedir. Ancak Medine’de vefat etmiþ, Bakî kabristanýna defnedilmiþtir.

Ümm-i Ümare’den, Abbad ibni Temim, Hâris ibni Abdullah ibni Kâb, Ýkrime ve Leyla hadis rivayet etmiþlerdir.