Teşekkur Teşekkur:  0
Beğeni Beğeni:  0
Sayfa 8/10 İlkİlk 12345678910 SonSon
98 sonuçtan 71 ile 80 arası

Konu: ATATÜRK'e Dair

  1. #71

    Kullanıcı Bilgi Menüsü

    Standart

    AĞIT

    Yok gayri bizlere uyku dünek vay
    Kime bel bağlayak kime dönek vay
    Vay amansız ecel alçak felek vay
    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağyasın gayrı
    Ağla gözüm ağla yaşlar dil olsun
    Kurumuş dereler baştan sel olsun
    Çiçek kara açsın çayır kül olsun
    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı
    En büyük en güzel en yiğit kayıp
    Dereler denizler çağlar ağlayıp
    Rabbim de gözyaşı dökmezse ayıp
    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı
    Her gittiği yerde o şan verirdi
    Aslan bakışını görse erirdi
    Kaşları yeleden nişan verirdi
    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı
    Bakışları şimşek gibi çakardı
    Yarını görürdü düne bakardı
    Kürsüye çıktı mı, arşa çıkardı
    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Her belâyı önler arda atardı
    Dermandı her dalda hemen yeterdi
    Babamızdı elimizden tutardı

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Kaybını yıldızlar bile bileler
    Kırıla kanatlar sola yeleler
    Kurt kuş duyup cenazene geleler
    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Millet Atan gitti başın sağ olsun
    Ölümü devr açsın yeni çağ olsun
    Dağlar birer birer yanar dağ olsun
    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı
    Gitti her ocağın söndü alevi
    Yeryüzü dediğin bir ölü evi
    Cihan türbe olsa almaz o devi
    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Dönmüş denizler gözyaşı taşına
    Dünya ortak çıkmış Türk'ün yasına
    Her evden bir ölü çıkmışcasına
    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Gökler ağıtlardan titriyor kat kat
    Düştü üstümüze gerilen kanat
    Onsuz dünya yarım, insanlık sakat

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı
    O hep dolu tuttu boş atmadıydı
    Söz verince yaptı aldatmadıydı
    On beş yıl tek burun kanatmadıydı
    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Bizdendi sevinci bizdendi derdi
    Biz uyurduk o bizleri beklerdi
    Uyudu nöbeti bizlere verdi

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Kuru yapraklara benzedik bu güz
    Her göz kan içinde sapsarı her yüz
    Milyonlarız bir babadan öksüzüz
    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Gök düşsün toprağa toza belensin
    Mezarına gece yıldız elensin
    Şehitler doğrulsun nöbet dolansın
    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı
    Dünya hem kahr olur hem onu gömer
    Yıldızlar kandildir semalar kemer
    Sus boğulayazdın sus Aşık Ömer
    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Behçet Kemal ÇAĞLAR

  2. #72

    Kullanıcı Bilgi Menüsü

    Standart

    AĞIT


    Ağlayalım Atatürk'e
    Bütün dünya kan ağladı.
    Süleyman olmuştu mülke
    Geldi ecel, can ağladı.
    Doğu, batı, cenup, şimal!
    Aman Tanrı bu nasıl hal?
    Atatürk'e erdi zeval,
    Memur, meb'usan ağladı.
    Atatürk'ün eserleri,
    Söylenecek bundan geri,
    Bütün dünyanın her yeri,
    Ah çekti, vatan ağladı.
    Fabrikalar icat etti,
    Atalığın isbat etti.
    Varlığın Türke terk etti
    Döndü çarh, devran ağladı.
    Bu ne kuvvet, bu ne kudret,
    Varıdı bunda bir hikmet
    Bütün Türkler, inön'İsmet,
    Gözlerinden kan ağladı.
    Tiren hattı, tayyareler...
    Türkler giydi hep karalar,
    Semerkant'la Buhara'lar
    İşitti her an ağladı.
    Siz sağ olun Türk gençleri,
    Çalışanlar kalmaz geri,
    Meraşalin askerleri,
    Ordular, teğmen ağladı.
    Zannetme ağlayan gülmez,
    Aslan yatağı boş kalmaz.
    Yalnız gidenler gelmez
    Her gelen insan ağladı.
    Uzatma Veysel bu sözü
    Dayanmaz herkesin gözü
    Koruyalım yurdumuzu,
    Dost değil düşman ağladı.

    Aşık VEYSEL

  3. #73

    Kullanıcı Bilgi Menüsü

    Standart

    AĞIT - DESTAN


    Bir ağıt söyleyeyim, dağlar dilinden
    Dumlu'dan Ağrı'ya ün gitsin gelsin!...
    Destanlar duyulsun tarih yolundan,
    O günden dünlere şan gitsin gelsin...
    Çekin küheylanın atlasın binsin,
    Al yelelerinde yankılar dönsün.
    Afyon'dan İzmir'e ordular insin.
    Süngü uçlarından can gitsin gelsin...
    Neymiş yarım?! Sancak çekilsin uca,
    Şılasın göklerde yüceden yüce
    Sormak lüzum değil, halimiz nice?
    Yanan yüreklerden kan gitsin gelsin...
    Sen ey yayda bir ok gibi kurulu!
    Bir ok değdi, düştün yere yaralı!
    Dört yanında ak mermerler örülü,
    Sars devir bunları, sin gitsin gelsin...
    Gökyay'ım neylesin ıssız çağlarda!
    Bir ağlar bir güler, durmaz kararda,
    Bir başka dağ gibi sen dur dağlarda,
    Akşamdan sabaha gün gitsin gelsin...

    Orhan Şaik GÖKYAY

  4. #74

    Kullanıcı Bilgi Menüsü

    Standart

    ASIRLARCA


    -Dünyanın en büyük ölmezine-
    Ufkunda doğacağım, ufkunda batacağım;
    Asırlarca yazsam hep seni anlatacağım.
    Ben de giyersem eğer bir gün deha tacını
    "İstersen çiğne" diye önüne atacağım...
    Söndüğünü görsem de bin "meşale emel"in
    Ebediyet yolumuz, öyle elimde elin...
    Ak düşen saçlarınla nur kattığın heykelin
    Hamuruna harç diye kanımı katacağım.
    Yansam da masalların "Aşık Kerem"i gibi,
    Bu aşk ölmez öyle her gönül veremi gibi!
    Şöhretin okyanuslar aşarken gemi gibi;
    Ben dalga gibi ayak ucunda yatacağım
    Asırlarca yazsam hep seni anlatacağım!

    Behçet Kemal ÇAĞLAR

  5. #75

    Kullanıcı Bilgi Menüsü

    Standart

    ATAM


    Bir yüz tanıdım ruhuma nakşoldu zamanla,
    Bir yüz ki bütün hatları şimşekle doluydu,
    Ben yalnız onun resmine daldım heyecanlı,
    Benden çocuğum yalnız onun şi'rini duydu.
    Bir hüzne bürünmüştü cenazeyle düğünler,
    Bir damla yaş olmuştu denizler gözümüzde.
    Hasretle bakarken gecenin rengine günler,
    Seyretti yanan gözleriniz fecri o yüzde.
    Tarih onun emriyle kımıldandı yerinden,
    Birkaç yıla toplandı hemen birçok asırlar.
    İsa eli geçmiş sanılır yurt üzerinden,
    Gül bahçesi olmuş dün ayak bastığı yerler.
    Ondan geliyor, her günümüz başka baharsa,
    Ondandır, ufuklarda ne ürperme, ne gam var...
    Kalbim nefesim dursa, düşüncem sona varsa,
    Dünyayı unutsam da unutmam bir Atam var.

    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

  6. #76

    Kullanıcı Bilgi Menüsü

    Standart

    ATAMA AĞIT

    I.
    Sırma sarısını yay saçlarına,
    Gözüne rengini koy denizlerin;
    Düşün dudakların en incesini,
    Yüzüne tuncunu ver benizlerin.
    Onda yürüyüşün en yiğitçesi,
    Onda bükülmezi vardı dizlerin
    Gezerdi ülkede bir hızır gibi
    Em olup derdine çaresizlerin.

    II.
    Durgun bir denizi andırır dışı
    İçi hiç sönmeyen bir yanardağı.
    Sesinde ıslığı eser kuvvetin,
    Sözünde şahlanır Hakkın bayrağı
    Gökle Güneş gibi buluştu onda
    Sezinin sağlamı, duyunun sağı
    Yıkarak kökünden osmanlılığı
    O gömdü tarihe bir ortaçağı.

    III.
    Dağlar dümdüz olur işaretiyle,
    Ürperir ovalar avazesine;
    Devrilir hıncına çarpar ordular
    Kaleler dayanmaz yelpazesine.
    Fikrin, güzelliğin, aşkın, her şeyin
    Bağlıydı daima en tazesine
    Yaşadı başı dik, dünyaya karşı
    Getirdi dünyayı cenazesine!

    IV.
    Onsuz kaldığın bilse tabiat
    Bağlar üzüm vermez, bahçeler kurur;
    Okşar saçlarını ezelin eli,
    Yüzüne ebedin ışığı vurur.
    Övünür insanlık eserleriyle,
    Yurt onun sevgisi üstünde durur.
    Adıdır kurduğu devlete temel,
    Ünü kurtardığı millete gurur!

    V.
    Fâni varlığını kaybetti ama,
    Simgesi yurdumun burçlarındadır
    Engin ufuklara uzanmış kolu,
    Hızı altıokun uçlarındadır!
    Kadının, erkeğin hafızasında
    Gencin, ihtiyarın duşlarındadır
    Yayla yellerinde eser gölgesi,
    Sesi bahçemizin kuşlarındadır.

    VI.
    Ben mi yazacaktım göçüm gününü
    Dökerek ardından böyle gözyaşı?
    Ben ki ona büyük gezilerinde
    Oldumdu bir küçük yol arkadaşı
    En son durağına varmadan ömrün
    Kapadı yolunu bir mezar taşı...
    Büyük kurucusu cumhuriyetin
    Hürriyet aşıkı milletin başı!




    Kemalettin KAMU

  7. #77

    Kullanıcı Bilgi Menüsü

    Standart

    ATATÜRK


    Üstümüze gece gündüz kol geren,
    Bize güzel iyi günler gösteren,
    Türk iline yeni baştan can veren
    Kimdir diye sorarlarsa: Atatürk.
    Yurdumuzu aydınlatan sabahlar,
    Düşmanlara korku veren silâhlar,
    Tersaneler, fabrikalar, tezgâhlar
    Göze çarpan her ne varsa: Atatürk.
    Tanrı gibi görünüyor her yerde
    Topraklarda, denizlerde, göklerde:
    Gönül tapar kendisinden geçer de
    Hangi yana göz dalarsa: Atatürk.
    Babasından önce onun adını
    Öğretiyor oğluna Türk kadını,
    Ondan aldık yaşamanın tadını,
    Bahtiyarız, bahtiyarsa Atatürk.

    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

  8. #78

    Kullanıcı Bilgi Menüsü

    ATATÜRK'e Dair

    YAZDIĞI MEKTUPLAR

    ZÜBEYDE HANIMA MEKTUBU
    1 Ağustos 1920

    Muhterem valideciğim,

    İstanbul'dan ayrılışımdan beri sizlere ancak birkaç telgraftan başka bir şey yazamadım. Bu sebeple büyük merak içinde kaldığınızı tahmin ediyorum. Bilhassa, hakkımda ötekinden berikinden ve gerek gazetelerden işittiğiniz tamam olmayan haberler şüphesiz merakınızı artırmıştır. Şimdi vereceğim bilgilerle tahmin olacağınız için endişe duyacak hiçbir şey yoktur.

    Biliyorsunuz ki İstanbul'da iken yabancı devletler, devleti ve ulusu fevkalade sıkıştırmakta ve millete hizmet edebilecek ne kadar adamımız varsa hepsini hapis ve tevkifle, bir kısmını da Malta'ya sürerek herkesi sıkıntıya sokmakta pek ileri gidiyorlardı. Bana nasılsa ilişmemişlerdi. Fakat 3. Ordu Müfettişi olarak Samsun'a ayak basar basmaz İngilizler benden şüphelendiler, Hükümete benim gidiş nedenimi sordular.

    Nihayet İstanbul'a çağırılmamı istediler, bunda ısrar ettiler. Hükümette beni kandırarak İstanbul'a gelmemi ve İngilizlere teslim olmamı sağlamak istedi. Bunun derhal farkına vardım. Tabiatıyla kendi ayağımla gidip esir olmam doğru değildi. Padişahımıza gerçek durumu yazdım ve gelemeyeceğimi bildirdim. Zatı şahanede önce uygun buldu. Fakat daha sonra İngilizlerin baskısı artmıştı. Sonunda O'da İstanbul'a dönmemi emretti.

    Bu suretle artık resmi görevimde kalmaya imkan görmediğim gibi askerliğimi sürdürdükçe de İngilizlerin ve hükümetin hakkımdaki ısrarına karşı duyulamayacaktı. Bir taraftan da bütün Anadolu halkı, tüm ulus, hakkımda büyük bir sevgi ve güven gösterdi, "seni bırakmayız" dediler. Gerçekte vatan ve milletimizi kurtarabilmek için tek çare, askerliği bırakıp serbest olarak milletin başına geçmek ve milleti tek vücut bir hale getirmekle doğacak kudret ve ulusal gücü kullanmaktan başka çare yoktu. Bende öyle yaptım. Elhamdülillah başarılı oluyorum. Pek yakında elle tutulur sonucu bütün dünya görecektir. Ben bu suretle hareket edince İngilizler derhal yalvarmaya başladı. Ve beni kazanmaya çalıştı. Ve bütün suçu bizim hükümete attılar. Gerçekten hükümette benimle uğraşmak istedi. Fakat gücü buna yetmedi ve yetemez.

    1-Daha bir zaman bu şekilde Anadolu içinde çalışmakla her şey hallolacaktır. Yakında Millet Meclisi toplanacak ve meşru bir hükümet iktidara gelecektir. Bende ihtimal o zaman İstanbul'a geleceğim. Sıhhat ve afiyetteyim, katiyen hiç merak etmeyiniz.

    2-Salih Bey (Salih Fansa) Fuat Beyden alacağını aldı mı? Bunu bilgi almak bakımından soruyorum. Yoksa her ne olursa olsun, elhamdülillah hiç önemi yoktur. Siz müsterih olunuz ve bir sıkıntınız olursa derhal bana bildiriniz.

    3-Bu mektubu getirecek olan "...." size benim hakkımda istediğiniz kadar bilgi verecektir. Kendisiyle bana bazı elbiselerimi gönderiniz.

    4-Hemşiremin sıhhati nasıldır. Eve herhangi bir taraftan saldırıda bulunuldu mu? Hala orada mısınız? Çocuklar ne yapıyor, büyüdüler mi?

    5- Salih(Fansa) Beyle Madam Salih Bey inşallah sıhhat ve afiyettedirler. Ben kendilerini daima yad ediyorum. Madamın benim hakkımda bir rüyası vardı. Galiba o çıkacaktır. İnşallah yakında sevinç içinde görüşeceğiz.

    6-Ben, birkaç güne kadar bir kongre için Sivas'a gideceğim. Tekrar Erzurum'a döneceğim. Tekrar ediyorum: Her işittiğinize önem vermeyiniz. Pekala bilirsiniz ki ben, yaptığımı bilirim. Netice görmeseydim başlamazdım.

    Saygı ile ellerinizden, hemşiremin gözlerinden öperim.

    M. Kemal

  9. #79

    Kullanıcı Bilgi Menüsü

    Standart

    İSMET İNÖNÜ'YE MEKTUBU
    12 Haziran 1937

    Başvekil İsmet İnönü'ye,

    Hatırlarsınız, Türk köylüsünün, Türk'ün efendisi olduğunu söylediğim zamanı. Ben o efendinin arzu ve iradesi altında senelerden beri çalışmış olan bir hadimim (hizmetkarım). Şimdi beni çok heyecana getiren hadise, Türk köylüsüne nacizane de olsa ufak bir vazife yapmış olduğumdur. Milletin yüksek mümessiller heyeti bunu iyi görmüş ve kabul etmişlerse benim için ne unutulmaz bir saadet hatırasını bana vermişlerdir. Bundan dolayı çok yüksek zevkle millet, memleket ve Cumhuriyet Hükümetine yapmaya mecbur olduğum vazifelerden en basiti karşısında gösterilmiş olan teveccühten, takdirden ne kadar mütehassis olduğumu ifadeye muktedir değilim.

    Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere Türk Milletine canımı vereceğim.

    Kemal Atatürk

    SALİH BOZOK'A MEKTUPLARI

    Trablusgarp muharebesi sırasında Sofya dan yazdığı mektup

    Urla tahaffuzhanesinden Rus vapurundan 4 Ekim 1911

    "Bilirsin ki Trablusgarp meselesinin ortaya çıktığından beri oraya gitmek teşebbüsünden geri durulmadı. Bir defa Şam vapurunda üç gece kalındıktan sonra döndürüldük. Ondan sonra Mısır ve Tunus yolu ile gitmeye teşebbüs ettik.

    Harbiye Nazırı, ümit kestiği için vazgeçirtildi. Bir defa Ömer Naci ve daha iki kişi ile Mısır üzerinden hedefe yürümek üzere (2 Ekim 1911) İstanbul'dan hareket olundu. Harbiye Nazırı da ister istemez muvafakat etti. Lüzum ve fayda görürsem bazı arkadaşları isteyeceğim. Şimdilik temin edilecek noktalar var. Benim nerede olduğumu duyurmayın. Daha bir müddet için validemi dahi haberdar etmeyin. Ara sıra benim tarafımdan İstanbul'dan mektup gönderin.

    Eyüp Sabri sizi görecek. Ona ilmühaberlerim ve borçlarım hakkında malumat verdim. Ruşen ve Necati beylere gizlice söyleyin, ilmühaberlerimin Beşinci Kolordu idaresinde kalması ve maaş tahsisatımdan borçlarım ödenmekle beraber kalanın valideme verilmesi lazımdır. Bunu Harbiye Nazırı da yazacak, unutmazsa!

    Senin vasıtanla valideme verilmek üzere Kerim Beye (Abdülkerim Paşa) kırk lira bıraktım.

    Mısır'a vardıktan sonra sana malumat ve adres vereceğim. Sen de bana yazarsın. Şayet sen bir tarafa gidersen senin n***** mektupları alacak ve açacak bir arkadaş tayin edersin.

    Arkadaşlar ne alemdedir? Vatanı kurtarmak için şimdiye kadar olduğundan ziyade gayret ve fedakarlık elzemdir. Endülüs tarihinin son sayfalarını okuyunuz.

    Faydalı sohbetlerinizde bulunamadığıma üzgünüm. Beni unutmayın. Alaydaki arkadaşlara çok selam. Beraber yaptığımız talim programını takipten çok güzel neticeler alınır. Yorulmasınlar, eski tembellikle hiçbir şey olmaz. Başka kağıdım yok, Nuri'ye ayrıca mektup yazamayacağım. İstersen bu mektubu aynen gönder veyahut bahisle bir mektup yaz ve o kıymetli kardeşimize de ki "Benim için hatırası kalp ve vicdanımdan bir an çıkamayan bir öz kardeş varsa Nuri'dir." Bu müzlim seferi onunla beraber yapmak isterdim. Allah nasip ederse mücadele sahasında birleşiriz. Eğer mukadderse ahirette kavuşuruz.

    Salih, senin de gözlerinden öperim. Kalbinin vefasına vicdanının saffet ve nezaketine şükran borçluyum. İstanbul'da kalan kerim Bey'e mektup yazın. O zavallı oradaki mücadelede yalnız kaldı. Mektuplarınız ona kalp kuvveti verir. Allahaısmarladık.

    M. Kemal

    ***

    Aynımansur Karargahından 25-26 Nisan 1912 gece saat 6

    "Mektuplarınız da, gazetelerde bize ait hislerinizi tasvir eden satırları okuduğum zamanlar kalbimin pek derin hislerle çarptığını duyuyorum. Birkaç kardeşinizin Akdeniz'i aşarak, çöllerde uzun mesafeler alarak donanmasına dayanan düşmanın karşısına çıkması ve buradaki vatandaşları kucaklayarak, düşmanı sahile hapsetmesi şüphesiz sizi memnun eder. Fakat biz vatana borçlu olduğumuz fedakarlık derecesini düşündükçe bugüne kadar yapılan, hizmeti pek küçük buluyoruz.


    Bilirsin ben, askerliğin her şeyden ziyade sanatkarlığını severim. Burada sanatın tüm icraatını tatbik edecek kadar zamana ve bu zamanın doğuracağı vesait ve vesilelere malik olunursa, işte o zaman milletin arzusuna uygun bir hizmet yapmış olacağız.

    Ah Salih, Allah bilir, hayatımın bugüne kadar orduya faydalı bir uzuv olabilmekten başka vicdani bir emel edinmedim. Çünkü vatanın muhafazası, milletin saadeti için her şeyden evvel ordumuzun, eski Türk ordusu olduğunu dünyaya bir daha ispat lüzumuna çoktan kani idim. Bu kanaate ait emellerimin şiddeti ihtimal beni pek ziyade ifratperver göstermişti. Fakat zaman, saf ve nezih dimağlardan doğan fikri hakikatleri-kabulünden çekinilse dahi-tatbik ettirir.

    Bu gece Derne kuvvetlerimizin bütün kumandanları ve zabitleriyle bir müsamere yapmıştık. Bu satırları çadırıma dönüşümde yazıyorum. Bu güzel kalbi, kahraman bakışlı arkadaşlarımın, bu küçük rütbeli fakat düşmanı titreten büyük kumandanların samimi nazarlarında vatan için ölmek iştiyakını okuyordum.

    Bu okuyuş, dimağımda sizin, bütün Makedonya muhitinde tanıdığım arkadaşların, bütün ordumuzun kahraman evlatlarının hatırasını canlandırdı. Kalbimde büyük bir sevinç ve gurur hasıl oldu. Arkadaşlarıma dedim ki: "Vatan mutlaka selamet bulacak, millet mutlaka mesut olacaktır." Çünkü kendi selametini, kendi saadetini, memleketin ve milletin saadet ve selameti için feda edebilen vatan evlatları çoktur.

    Cümlenize selam ederim kardeşim.


    M. Kemal
    Derne Osmanlı Kuvvetleri Kumandanı

  10. #80

    Kullanıcı Bilgi Menüsü

    Standart

    ALİ FUAT (CEBESOY) PAŞA'YA MEKTUBU
    23.1. 1918

    "Kardeşim,

    Sina Cephesinde başlayan Filistin askeri harekatının kan ve heyecanla dolu safhalarında kader icabı defedilemeyen felaketli günlerin tevalisinde ibraz buyurduğunuz cesaret ve askeri kudrete, resmi ve muhtelif membaların raporlarına dayanarak harekatı takibim sırasında vakıf olmuştum. Sonradan gelen zabitlerden dahi şifahen malümat almıştım. En nihayet yüksek hizmetlerinizin mirlivalığa terfiinizle resmen teyit ve ilan edildiğini işitmekle mübahi oldum. Suret-i mahsusa da tebrik ve bu rütbede dahi vatanımızı kurtarmak uğrunda parlak muvaffakiyetlere mazhariyetinizi temenni ederim.

    Falkenhayn Paşa ile Sina harekatına dair ilk karar ve tedbirlerde ve sevk-u idare noktasında bugün vaki, o gün için bir tasavvurdan ibaret olan feci hakikatleri devlet ricalimize de kabul ettirmek ve ona göre sevk-ı tedbire muvaffak olmak mümkün olamaması yüzünden Yedinci Orduyu ve ondan sonra verilen İkinci Orduyu kabul etmeyip İstanbul'a gelmiş olduğumu duymuşunuzdur. Burada pek aksi olarak rahatsızlıktan baş alamıyorum. Veliaht Hazretleriyle Almanya seyahatine yataktan kalkıp gittim.

    Yirmi gün seyahat esnasında bir şey yok, tam avdette trende yeniden hastalandım. Bir aydır yine yataktayım. Birinci ve Beşinci ordulardan Liman Paşanın idaresinde bir grup teşkili tekarrur etti. Bana Beşinci veya Esat Paşa ile becayiş suretiyle Birinci Ordu kumandanlıklarından birini teklif ettiler. Ben Beşinci Orduyu tercih ve kabul ettim. Fakat icraat gecikti.

    Bu mektubu eski arkadaşım ordunuz Sıhhiye Reisi Hüseyin Beyin hareketinden istifade ederek yazabiliyorum. Gözlerinizden öper ve inşallah bundan sonrada İngilizlerin geri çekilişiyle neticelenen muvaffakiyetlerinizi işitmekle mesut olurum kardeşim."

    M. Kemal

Sayfa 8/10 İlkİlk 12345678910 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an Bu Konuyu Gorunteleyen 1 Kullanıcı var. (0 Uye ve 1 Misafir)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •