Kadýnda Genital Vaginal Akýntý
Vajinal Mantar Enfeksiyonlarý
(Mikotik vajinit) Vajinal mantar enfeksiyonlarý ilk kez 1849 yýlýnda gebe bir kadýnda tanýmlanmýþtýr. Eriþkin kadýnlarýn yaklaþýk %75?i yaþamlarýnýn herhangi bir döneminde en az bir kez mantar enfeksiyonu geçirirler
Çoðu kez gebelik, antibiyotik kullanýmý gibi nedenlerle ortaya çýkan bu durum tedaviye kolay cevap verir. Ancak kronik vajinal mantar enfeksiyonu hem cinsel hem de psikolojik sorunlara yol açabilir. Vajinal mantar enfeksiyonlarýna yol açan mikroorganizmalardan en sýk görüleni Candida Albikans adý verilen bir maya hücresidir. Vakalarýn %67-95?inde bu mantar hücresi sorumlu olarak bulunduðundan, vajinal mantar enfeksiyonlarý genelde vajinal kandidiyazis þeklinde tanýmlanýr.
Candida Albikansýn vajinada zaten normalde bulunan bir organizma mý olduðu yoksa belirti vermeyen kadýnlarda saptandýðýnda mutlaka tedavi edilmesi gereken bir patojen mi olduðu günümüzde dahi açýklýða kavuþturulamamýþ bir sorudur. Erkek semeninde üretilemediði için cinsel yolla bulaþan bir hastalýk olarak kabul edilemez.Ancak yapýlan araþtýrmalarda eþlerin benzer tipte mantar hücresi taþýdýklarý saptandýðý için pekçok hekim tedavide eþ tedavisi de uygulamayý uygun görmektedir.
Vajinal mantar enfeksiyonuna neden olan candida albikans hifleri
NASIL BULAÞIR
Vajinal mantar enfeksiyonunda üreyen mikroorganizmalar genellikle baþkasýndan bulaþmaz. Kiþinin zaten kendi vajinasýnda bulunan maya hücreleri çeþitli nedenler ile aktif hale gelip enfeksiyon yaratmaktadýrlar. Dolayýsý ile havuzdan vb. bulaþma söz konusu deðildir. Çok nadiren cinsel iliþki ile bulaþabilir. Ancak bir kadýnda mantar enfeksiyonu olmasý mutlaka cinsel iliþki ile bulaþtýðý anlamýna gelmez. Hayatýnda hiç cinsel iliþkide bulunmamýþ bakire kýzlarda hatta küçük çocuklarda bile mantar enfeksiyonu olabilir.
RÝSK FAKTÖRLERÝ
Vajinada belirti vermeden bulunan kandidalar çeþitli faktörlerin etkisi ile aktif hale geçerler ve klasik belirtiler ortaya çýkar. Ancak önemli bir gerçek de vakalarýn %50?sinde bu tür bir faktör olmadan hastalýðýn ortaya çýktýðýdýr.Vajinal mantar enfeksiyonlarýný tetikleyen faktörler þunlardýr:
Antibiyotikler: Geniþ spekrtumlu olarak tabir edilen güçlü antibiyotikler vajinanýn normal pH dengesini bozarak mantar enfeksiyonu için uygun ortam hazýrlarlar. Vajinitte en sýk etkili olan antibiyotikler tetrasiklin ve penisilin grubu ilaçlardýr.
Gebelik: Özellikle gbeliðin son 3 ayýnda hücresel baðýþýklýðýn azalmasý ile kandida geliþimi kolaylaþýr. Yine gebelikte vajinada glikojen adý verilen maddenin artýþý da bu olayý hýzlandýr. Vajinada glikojenin artmasýna ise kanda östrojen ve progesteron miktarýnýn yükselmesi neden olur.
Þeker Hastalýðý: Kan þeker düzeylerinin dengesiz seyrettiði kontrolsüz diabette idrar ve vajinal salgýlarda þeker düzeyleri artar, bu da mantar için uygun bir ortam hazýrlar.
Ýmmunosupresyon: Baðýþýklýk sisteminin baskýlanmasý demektir. Ýlaçlar ya da sistemik hastalýklar sonucu hücresel baðýþýklýk sisteminin baskýlanmasý kandidiazisi hýzlandýrýr.
Doðum Kontrol haplarý: Eski tipte yüksek doz oral kontraseptiflerin vajinal kandidiasiz için uygun zemin hazýrladýðý ileri sürülse de günümüzdeki düþük doz ilaçlar ile bu görüþ geçerliliðini yitirmiþtir.
Rahim içi araç (spiral): Etkisi tam olarak bilinmemektedir. Ancak kandidiazis için predispozan faktör olduðu ileri sürülmektedir.
Hormon kullanýmý: Östrojen ve progesteron içeren ilaçlarýn alýmý kandidiazis görülme oranýný arttýrýr.
Naylon giysiler: Özellikle kilolu kadýnlarda giyilen naylon giysiler ve çamaþýrlar bölgede sýcaklýk ve nem artýþýna neden olurlar. Bu durum mantar hücreleri için altýn deðerinde bir fýrsattýr. Geliþen enfeksiyon tekrarlama ve kronikleþme eðilimindedir.
Lokal allerjenler: Renkli tuvalet kaðýtlarý, parfümler, yüzme havuzundaki ilaçlar, tampon ve pedler alerjiye neden olabilirler. Alerjik zemin üzerinde ise daha sonra mantar enfeksiyonu geliþebilir.
Metabolik hastalýklar: Tiroid hormonu bozukluðu gibi hastalýklar kandidiazis için uygun zemin hazýrlar
Þiþmanlýk
Kronik servisit
Radyasyon
BELÝRTÝLERÝ
Vajinal mantar enfeksiyonunun en önemli ve en sýk görülen belirtisi kaþýntýdýr. Bu kaþýntý geceleri þiddetlenir ve sýcak etkisi ile artar.
Hastalarýn çoðunda dýþ genital organlarda yanma vardýr. Özellikle idrar yaparken, idrarýn deðdiði bölgelerde þiddetli yanma hissi olur.
Bazý hastalarda cinsel iliþki esnasýnda aðrý olabilir.
Vajinal kandidiazisde akýntý her zaman olmaz. Eðer mevcut ise bu akýntý beyaz renkli ve içerisinde süt ya da peynir kesiði þeklinde tanýmlanan ya da kireç benzeri olarak nitelendirilen parçacýklar bulunur.
Akýntýda kötü koku görülmez. Kokunun olmasý kandidiazise eþlik eden ikinci bir enfeksiyonun varlýðýný akla getirmelidir.
Vulva ve vajinada kýzarýklýk ve þiþlik olabilir. Vajina duvarýnda mantar plaklarý bulunabilir.Bunlarýn görülmesi kandidiazis için tipiktir. Kaþýmaya baðlý olarak vulva derisinde soyulmalar ve küçük kanamalar olabilir.
TANI
Vajinal mantar enfeksiyonlarýnýn tanýsý güç deðildir. Genelde muayene esnasýnda hastanýn þikayetleri ve muayene bulgularýnýn birarada deðerlendirilmesi ilave bir laboratuvar tetkikine gerek kalmadan taný koydurur. Vajinal kandidiazisde kültür almanýn rolü yoktur. Bunun yerine alýnan akýntý örneðinin potasyum hidroksil ile muamele edildikten sonra mikroskop altýnda incelenmesi ve tipik mantar psödohiflerinin görülmesi tanýyý kesinleþtirir.
TEDAVÝ
Vajinal mantar enfeksiyonlarýnýn tedavisi hem çok kolay hem de zordur. Tedavi ile akut þikayetler büyük ölçüde giderilir. Ancak hastalarýn %5-25?inde hastalýk daha sonra tekrarlar. 1 yýl içinde en az 4 defa kandidazis ataðý geçirilir ise bu durumda tekrarlayan enfeksiyonladan söz edilmektedir. Bu yeniden ataklarýn nedeni mantar mayalarýnýn vajinadaki saðlam dokularýn içine girerek derinlere kadar ilerlemesi ve burada sessiz kalmalarý ve ilaçlardan da etkilenmemesi olarak açýklanmaktadýr.
Vajina hücreleri sürekli bir yenilenme içinde bulunduðundan üstteki hücreler dökülüp alttaki hücreler yüzeye çýktýkça bu mayalarda yüzeye yaklaþmakta ve uygun ortam bulduðunda yeniden enfeksiyona neden olmaktadýr. Bu duruma invazif kandidiyazis adý verilir. Ýnvazif kandidiazisin önlenmesinde predispozan faktörlerin ortadan kaldýrýlmasý þarttýr.
Tedavide hem sistemik hem de lokal ilaçlarýn kullanýlmasý gereklidir. Lokal ilaçlar hem vajinal ovül (fitil) hem de krem þeklinde olabilir. Tekrarlayan enfeksiyonlarda ise bazý yazarlar eþ tedavisi gerektiðini düþünmektedirler. Kronik bir enfeksiyon yoksa eþ tedavisi gerekli deðildir.
Aðýzdan alýnan sistemik tedavide tek günlükten 1 haftalýða kadar tedavi protokolleri ve ilaçlar mevcuttur. Ayný durum vajinal ovüller için de geçerlidir.
Tedavi esnasýnda naylon giysiler giyilmemesi, çamaþýrlarýn pamuklu olmasý, kaynatarak yýkanmasý ve buharlý ütü ile ütülenmesi, dar giysilerden kaçýnýlmasý, vajinanýn su ile yýkanmamasý bunun yerine nötr pH derecelerine sahip ve bu amaçla üretilmiþ sývý sabunlarýn kullanýlmasý tedaviyi kolaylaþtýrýr.
Klamidya enfeksiyonlarý
Sessiz ve sinsi bir salgýn
Klamidya enfeksiyonu chlamydia trachomatis adý verilen bir bakterinin sorumlu olduðu bir hastalýktýr ve özellikle geliþmiþ ülkelerde cinsel yolla bulaþabilen hastalýklarýn en sýk görülenidir.
A.B.D.?de her yýl 4 milyon yeni klamidya vakasý görülmektedir ve maalesef bu kadýnlarýn %40?ýndan fazlasý hasta olduðunun farkýnda deðildir. Çoðu zaman enfeksiyon herhangi bir belirti vermez ve baþka bir nedenden dolayý doktor kontrolüne gidene kadar fark edilmez. Problemin erken dönemde fark edilebilmesi için yýlda bir ya da tercihan 6 ayda bir doktor kontrolü ve tarama testlerinin yapýlmasý þarttýr. Bu özellikle genç kadýnlarda ve birden fazla partneri olan 35 yaþ üstü kadýnlarda önemlidir.
Belirtileri
Genelde belirti vermemesine raðmen bazý kadýnlarda hafif sarýmsý akýntý, idrar yaparken yanma, sýk idrara çýkma, vajinal bölgede yanma ve kaþýnma, kýzarýklýk, þiþlik, dýþ genital organlarda yaralar, iliþki esnasýnda aðrý ve anormal kanama gibi kalmidya enfeksiyonuna özgü olmayan nonspesifik tabir edilen belirtiler olur. Erkeklerde ise en sýk bulgu penisden olan akýntý ve idrar yaparken olan yanmadýr.
Taný
Taný hastanýn öyküsü ve muayene esnasýnda alýnan servikal doku örneðinin laboratuvarda incelenmesi ile konur. Bu masraflý bir teknik olmasýna ve heryerde yapýlamamasýna raðmen en etkili teþhis yöntemidir.
Klamidyayý saptayacak ve tarama testi olarak kullanýlabilecek idrar analiz teknikleri geliþtirmek amacý ile çalýþmalar sürdürülmektedir. Klamidya saptandýðýnda kiþinin son 1 hafta içinde iliþkide bulunduðu bireyler de taranmalýdýr.
Tedavi edilmediði taktirde klamidya enfeksiyonununen ciddi sonucu infertilitedir.
Pek çok kadýnda pelvik iltihabi hastalýðýn etken faktörü klamidyadýr ve vücuda girdikten uzun yýllar sonra bu tabloya neden olabilir. Klamidya enfeksiyonu karýn boþluðu içerisinde yapýþýklýklara neden olur ve uzun dönemde çocuk sahibi olmada güçlükler meydana gelebilir.Enfeksiyon varlýðýndan habersiz olan gebe kadýnlarý bekleyen en büyük tehlike ise erken doðum riski ve bundan çok daha önemlisi doðum esnasýnda mikroorganizmayý bebeðe bulaþtýrmaktýr. Klamidya bebeklerde göz iltihaplarýna neden olur. Trahom adý verilen bu hastalýk körlükle dahi sonuçlanabilir. Ayrýca yenidoðanlardaki diðer bir tehlike de klamidya zaatürresidir. Bu nedenle gebe olan her kadýnda klamidya taramasý iddeal olarak yapýlmalýdýr.
Önlem
Klamidya enfeksiyonundan korunmanýn en etkili yolu diðer bütün cinsel yolla bulaþan hastalýklarda olduðu gibi (uzun süreli tek eþli bir iliþki yok ise) kondom kullanmaktýr. Bunun dýþýnda yýkanýrken akan suyla yýkanmak yani duþ yapmak, vajina içini su ile yýkamamak, sentetik iç çamaþýr yerine pamuklu olanlarý tercih etmek, çok dar pantolon giymemek gibi basit kurallara dikkat etmek tüm vajinal enfeksiyonlardan korunmada olduðu gibi klamidyadan da korunmada etkilidir. En az yýlda bir herhangi bir yakýnma olmasa bile kontrole gitmek de genel saðlýk açýsýndan önemlidir.
Tedavi
Klamidyanýn tedavisi antibiyotikler ile olur.Yapýlan araþtýrmalar sonucu Amerikan Hastalýk Kontrol ve Öneme Dairesi klamidya enfeksiyonlarý için standart protokoller önermiþtir. Bu tedaviler ile klamidya herhangi bir zarar yaratmadan tedavi edilebilir. Klamidya ile gonore (bel soðuklu) genelde birarada bulunduðundan bu hastalýklardan bir teþhis edildiðinde diðerine yönelik tetkik ve tedaviler de mutlaka yapýlmalýdýr.
Vajinal Trikomoniazis
Kadýnlardaki patolojik vajinal akýntýlarýn en önemli sebeplerinden birisi de trikomoniazis adý verilen hastalýktýr. Bu hastalýðýn etkeni olan ?Trikomonas vajinalis? mikroskopik bir canlý olup bakteri ya da virüs deðildir. Ýlk kez 1836 yýlýnda tanýmlanan organizma ovoid þekilde bir protozoon?dur.
Tirkomoniazis dolayýsý ile paraziter bir enfeksiyon olarak nitelendirilir. Bu nedenle genel kanýnýn aksine antibiyotiklerin tedavide yeri yoktur.
Trikomonas cinsel iliþki ile bulaþabilen hastalýklar grubuna girmektedir. Herhangi bir yakýnmasý olmayan asemptomatik hastalarda %5-15 oranýnda vajinada T.vajinalis bulunur. Enfekte hastalarýn %37?sinde trikomonas ile birlikte gonore?de bulunur. Hasta kadýnlarýn ise yaklaþýk yarýsýnýn eþinde hastalýk etkeni izole edilebilir. Kadýnlarýn %25?i hayatlarýnýn herhangi bir döneminde bu enfeksiyona yakalanýrlar.
Trikomonas vajinalis
Trikomonas sadece cinsel temas ile geçmez. Örneðin tuvalet klozetlerinde 45 saat kadar canlý kalabildiði gösterilmiþtir. Benzer þekilde ýslak çamaþýrda 24, semende ise 6 saat canlýlýðýný korur. Gebeliðinde enfekte olan annelerden doðan bebeklerden %5?i doðum esnasýnda paraziti kapar fakat bir süre sonra yenidoðanda östrojen bulunmadýðý için kendiliðinden enfekte olmadan geçer.
T.vajinalis enfeksiyonu çoðu kez anaerob adý verilen ve oksijensiz ortamda üreyebilen bakterilerle birlikte bulunur. Bu durum vajinanýn pH deðerini deðiþtirerek trikomonas için ugun zemini hazýrlar.
Belirtiler
Trikomonas enfeksiyonu %80 oranda belirti vermez.Belirti varlýðýnda hemen hemen bütün vajinal enfeksiyonlarda olduðu gibi en sýk görülen bulgu akýntýdýr. Tipik akýntý sarý-yeþil renkli, köpüklü bir tiptedir.Ancak hastalarýn bir kýsmýnda akýntý farklý þekillerde olabilir.%10 vakada ise bu akýntýya kötü bir koku eþlik eder. Nadiren kaþýntý ve idrar yaparken yanma olabilir. Vulvada þiþlik ve kýzarýklýk olabilir. Muayenede ise rahim aðzýnda çilek görünümü olarak adlandýrýlan küçük kanama odaklarýnýn olmasý trikomonas için tanýsal deðer taþýr. Cinsel iliþki sonrasýnda vajinal kanama görülebilir. Bazý durumlarda ise enfeksiyon aktif halde deðildir. Kiþi sadece taþýyýcýdýr.
Trikomonas enfeksiyonunda görülen vajinal akýntý
Taný
Trikomonas teþhisi, jinekolojik muayene ve alýnan akýntý örneðinin direk mikroskop altýnda incelenmesi ile konur. Mikroskop altýnda hareketli trikomonaslarýn görülmesi taný için gereklidir. Ayrýca bazen baþka bir nedenle alýnan servikal smearda da da trikomonaslar saptanabilir.
Trikomonas enfeksiyonunda
servikste çilek görüntüsü
Tedavi
Tedavide hem sistemik ilaçlar hem de lokal ovüller kullanýlýr. Trikomonasda eþ tedavisinin de yapýlmasý iyileþme oranlarýný arttýrýr. Tedavi süresince kondom kullanýlmasý oldukça faydalý olur.
Mycoplasma ve ureaplasma enfeksiyonlarý
Mycoplasma ve ureoplasma doðada yaþayan bilinen en küçük tekhücrelilerdir. Diðer mikroorganizmalardan farklý olarak bir hücre duvarý içermezler. Bu özellikleri nedeniyle etkileri genellikle hücre duvarý üzerinde olan pek çok antibiyotiðe karþý dirençlidirler. Yine ayný özellik nedeni ile mikrobiyolojik incelemelerde kullanýlan gram boymasý gibi bazý laboratuvar incelemeleri bu mikroorganizmalar üzerinde uygulanamaz.
Bugüne kadar izole edilmiþ onbeþten fazla türü olmakla birlikte sadece 3 tanesi insanlar için özel önem taþýr. Bunlar Mycoplasma pneumoniae ile Mycoplasma hominis ve Ureaplasma urealyticum?dur. M. pneumoniae insanlarda zaatürreye neden olurken diðer ikisi sýklýkla üreme sistemini ilgilendiren patolojilere neden olurlar ve bu nedenle genital mycoplasmalar olarak adlandýrýlýrlar.
Çok küçük olmalarý, az miktarda genetik materyal içermeleri ve hücre duvarlarý olmamasý nedeni ile klasik kültür yöntemleri ile tanýnamazlar. Mycoplasmalarý izole etmek için karmaþýk kültür iþlemleri gereklidir. Kültürlerde tipik olarak ?yaðda yumurta? benzeri þekiller oluþtururlar.
Görülme sýklýðý
Mycoplasmalar hem erkekte hem de kadýnda genitlal enfeksiyona neden olurlar. Yapýlan araþtýrmalarda herhangi bir yakýnmasý olmayan kiþilerin %40?ýnda kültürlerde mycoplasma ürediði gösterilmiþtir. Bu kiþilerin %15?inde M.hominis saptanýrken %40-75?inde U.urealyticum izole edilmektedir.
Enfeksiyon doðum sýrasýnda anneden kapýlabilir ancak nadiren bu bebeklerde enfeksiyon kalýcý olur. Asýl kolonizasyon kiþi cinsel yönden aktif hale gelince baþlar.
Yapýlan geniþ kapsamlý bir çalýþmada cinsel yöndena aktif ancak herhangi bir yakýnmasý olmayan kadýnlarýn %40-80?inde ureaplasma türleri izole edildiði gösterilmiþtir. Yine cinsel yönden aktif ve yakýnmasý olmayan kadýnlarýn %21-53?ünde M.hominis üretilmiþtir. Enfeksiyon ve kolonizasyonun görülme sýklýðý erkeklerde daha düþüktür.
Bulaþma yollarý
Ýnsanlarda mycoplasma ve ureaplasma en sýk taþýyýcýlar arasýnda direk temas ile bulaþýr. Bu nedenle cinsel yolla bulaþabilen bir hastalýk olarak kabul edilir. Genital-genital ya da oral-genital temas bu mikroorganizmalarýn bulaþmasýnda en sýk karþýlaþýlan yoldur. Bir diðer nadir bulaþma yolu ise hamilelik ve doðum sýrasýnda anneden bebeðe geçiþtir. Mycoplasma enfeksiyonlarý çok nadir olarak cinsel iliþiki dýþýnda etkilenmiþ materyale tamas ile de bulaþabilir.
Belirtileri
Mycoplasma ve ureaplasma enfeksiyonlarý nadiren bulgu verirler. Çoðu zaman herhangi bir yakýnmaya neden olmazlar ve sadece alýnan kültürlerde üretilebilirler.
Her iki organzima da erkeklerde bel soðukluðuna baðlý olmayan ürethra enfeksiyonlarýna neden olabilirler. Mycoplasmalar kadýnlarda bu tür bir sorun yaratmazken ureaplasmalar kadýnlarda da erkeklerdekine benzer problemler yaratabilir. Ýdrar yaparken yanma ve akýntý ürethra enfeksiyonlarýnýn en önemli belirtisidir.
Böbrek enfeksiyonlarýnýn da %5?inden mycoplasmalar sorumludur.
Mycoplasma ve ureaplasma kadýnlarda tek baþýna vajinal enfeksiyona neden olmazlar. Ancak bunlar fýrsatçý mikroorganizmalar olduðu için baþka bir enfeksiyon örneðin gardnarella varlýðýnda durumun daha da kötüleþmesine yardýmcý olurlar. Fallop tüpü iltihabý olanlarýn yaklaþýk %10?unda rahim içinde ve tüplerde m.hominis izole edilmektedir.
Gebelikte ise plasenta ve amniyon zarýnda enfeksiyona neden olarak erken doðumlara yol açabilirler.
Daha nadir olarak yenidoðan bebekte doðumsal zaatürre, bakteremi ve hatta ölüme yol açabilecekleri bilinmektedir. Ancak bu çok çok nadir karþýlaþýlan bir durumdur.
Yine çok nadir olarak uzak bölgelerde eklemlerde ve solunum sisteminde iltihaba yol açabilirler. Ancak bu hastalýklar için risk grubunu baðýþýklýk sisteminde sorun olan kiþiler oluþturmaktadýr.
Mycoplasmalarýn sezaryen sonrasý yara yeri enfesiyonuna da neden olabildiði bilinmektedir.
Genel olarak mycoplasma ve ureaplasmalar þu hastalýklara neden olabilirler.
Urethrit: Ürethra enfeksiyonu. Ýdrar yollarýnda mesane ile vücut dýþý arasýndaki baðlantýyý saðlayan yol. Erkekte penis içinde yer alýrken kadýnda direk vajinanýn üst kýsmýna açýlýr. Ýdrar buradan dýþarýya atýlýr.
Pyelonefrit: Böbrek iltihabý
Pelvik iltihabi hastalýk
Endometrit: Rahþm içindeki endometrium dokusunun iltihabý
Koriyoamniyonit: Gebelikte rahim içinde görülen iltihap
Cerrahi yara enfekyionlarý
Eklem iltihaplarý
Yenidoðanda zaatürre ve menenjit
Burada unutulmamasý gereken çok önemli bir nokta yukarýdaki tüm durumlarýn ortaya çýkmasýnda mycoplasmalarýn çok çok düþük bir olasýlýkla ana neden olduðudur. Bu hastalýklarýn altýnda yatan neden çoðu zaman baþka bir organizmadýr.
Mycoplasma ve ureaplasmalarýn kýsýrlýða neden olup olmadýklarý konusu tartýþmalýdýr. Direk olarak neden olmasalar bile örneðin pelvik iltihabi hastalýk sonrasý sekel olarak kýsýrlýk ortaya çýkabilir.
Öte yandan erkeklerde sperm sayý ve hareketini bozarak çocuk sahibi olmayý güçleþtirebilir. Düþük ve erken doðumlara neden olabilmesi nedeni ile tekrarlayan düþüklerin altýnda yatan nedenlerden birisi de mycoplasma enfeksiyonlarý olabilir.
Taný
Mycoplasma ve ureaplasma enfeksiyonlarýnýn tanýsý þüphelenilen durumlarda alýnan kültür ile konur.
Vajinal akýntýsý, infertilite ya da tekrarlayan gebelik kayýplarý, kronik pelvik aðrýsý olan kadýnlarda bu mikroorganizmalara yönelik kültürlerin de yapýlmasý önerilir.
Tedavi
Mycoplasma ve ureaplasma enfeksiyonlarýnýn tedavisi týbbidir. Ancak penisilin ya da sefalosporinler gibi sýkça kullanýlan antibiyotikler bu mikroorganizmalar üerinde etkili deðildir. Çünkü adý geçen antibiyotikler bakterilerin duvar yapýsýný bozarak etki gösterirler. Oysa mycoplasmalarda hücre duvarý yoktur.
Tervcih edilecek antibiyotiðe kültür sonucuna göre karar verilir. Kültürle birlikte yapýlan antibiyogram testinde mikroorganizmanýn hangi antibiyotiðe duyarlý hangisine dirençli olduðu araþtýrýlýr.
Ondört günlük tedaviyi takiben yeniden kültür alýnarak enfeksiyonun geçip geçmediði kontrol edilmelidir. Devam eden ýsrarcý enfeksiyon varlýðýnda ikinci bir kür uygulanmasý gerekli olabilir.
Hastalarýn %90?ýnda tek kür tedavi yeterli olmaktadýr.


Teþekkur:
Beðeni: 


Alýntý

Yer imleri