Devlet bir hukuk düzenidir…
Aþiret bir kan baðý düzeni.
Devlette anayasa ve yasalar geçerlidir…
Aþirette gelenekler.
Devletin düzenini mahkemeler saðlar…
Aþiretin düzenini reisin kararlarý.
Devletin bütün vatandaþlarý eþittir…
Aþiretin bütün üyeleri eþit deðildir; yaþlýlar ve erkekler daha eþittir!
Devlet, vatandaþlarý arasýnda din, mezhep, ýrk, milliyet farkýna bakmaz…
Aþiret ancak belli bir din ya da mezhep ve belli bir ýrk ya da milliyet mensuplarýndan oluþur.
Devletin yöneticileri vatandaþlar tarafýndan seçilir…
Aþiretin yöneticisi, aile baðlarý ve gelenekler tarafýndan belirlenir.
Devlet yönetiminde kararlar kiþiye göre deðil, yasalara göre verilir…
Aþiret yönetiminde kararlar kiþiye göre verilir.
Devlette üretim ve paylaþým vatandaþlarýn özgür iradeleriyle, yasalara uygun olarak yapýlýr…
Aþirette üretim ve paylaþým kararlarýný reis verir.
***
Tabii sevgili okurlarým derhal fark etmiþlerdir ki, “devletten” kastým “demokratik devlettir”.
Tarihsel olarak aþiret, Orta Çað’ýn, hatta ondan da eski olan feodal düzenin bir örgütlenmesidir.
Demokratik devlet ise aþiretlerden beyliklere, beyliklerden krallýklara, imparatorluklara, imparatorluklardan meþruti yönetimlere, ulus devletlere, demokrasilere giden uzun bir sürecin sonunda ortaya çýkan çaðdaþ bir yapýlanmadýr.
Aþiret sýnýfsal açýdan, feodal yapýnýn, toprak aðalýðýnýn, topraða baðýmlý köleliðin örgütlenmesidir.
Demokratik devlet, sermaye ve iþçi sýnýflarýnýn geliþmesi sonunda ortaya çýkan insan haklarýna dayalý bir siyasal örgütlenmedir.
***
Türkiye hýzla, demokratik bir devletten, çað gerisi bir aþiret yapýsýna sürükleniyor:
Aile iliþkileri, kan baðlarý, kamu fonlarýnýn daðýtýmýnda birincil zenginleþme aracý oluyor…
Din, mezhep, tarikat, cemaat iliþkileri, maddi manevi imtiyazlar saðlýyor…
Mahkemeler, Mahmur’dan ve Kandil’den gelenlerin karþýlanmasýndaki kararlarla, bugün verilen kararlar arasýndaki çeliþkilerde görüldüðü gibi siyasal iktidarýn iradesine göre deðiþen kararlar verebiliyor…
Erzurum Savcýsý, Erzincan Savcýsý’ný tartýþmalý bir biçimde tutuklayabiliyor…
Bir Anayasa Mahkemesi raportörü, demokratik devlet düzenini korumakla yükümlü olan Anayasa Mahkemesi’nin hükümetçe benimsenmeyen kararlarýnýn yok sayýlabileceðini belirtebiliyor…
Silivri’de yargýlananlar, cezaya dönüþen tutukluluk dönemlerine mahkûm edilebiliyor…
Seçilmiþ yöneticiler, aþiret reisi gibi davranabiliyor, iktidarlarýný tüm çaðdaþ devlet yapýsýnýn altýný oyan bir biçimde kullanabiliyor…
***
Ýþte kamuoyuna “deðiþim” adý altýnda sunulan bütün bu geriye gidiþe “dur” diyebilecek tek bir sýðýnak kaldý:
Yüksek Yargý!
Anayasa Mahkemesi, Yargýtay, Danýþtay ve bir de Hâkimler ve Savcýlar Yüksek Kurulu.
Yargýtay’ýn çeþitli daireleri son aldýklarý kararlarla, sadece anayasal hukuk düzenini, demokratik devleti, vatandaþýn temel hak ve özgürlüklerini, baðýmsýz yargýyý deðil, ayný zamanda Türkiye’nin uluslararasý saygýnlýðýný, onurunu da korumaya çalýþýyor.
Yüksek yargý kurumlarý, bu nedenle aþiret reisi gibi davranan politikacýlarý n þimþeklerini üzerine çekiyor!

***
Cumhuriyet 20.06.2010
EMRE KONGAR

Aþiretleþme Süreci II: Küresel, Ulusal ve Bireysel Faktörler

Ýçerdeki ve dýþardaki sevgili okurlarým, insanlar zaman zaman bulunduklarý yerleri, iþgal ettikleri makamlarý, yaptýklarý iþleri irdeler…
“Nereden geldim, nereye gidiyorum” sorusu beyinleri iþgal eder.
Tabii insanoðlu, doðasý gereði, çok çalýþmasýný gerektiren makamlarda, yoðun iþ temposu içinde bu sorularý pek aklýna getirmez…
Bu sorular, genellikle, tatilde, hastalýkta, emeklilikte veya çok istisnai hallerde hapiste akla gelir.
Bir gün önce makamýnda yoðun bir çalýþma temposunu sürdüren rektörler, profesörler, gazeteciler, politikacýlar, yazarlar, asker ve sivil memurlar, ertesi gün kendilerini bir hücrede bulduklarý zaman, ister istemez “Neler oluyor, ben niye buradayým” diye sorar.
***
Sevgili okurlarým, bir devletin yaþadýðý aþiretleþme sürecinin genel boyutlarý þöyle özetlenebilir:
Aþiretleþme sürecinin küresel boyutu:
Dünyanýn endüstrileþme, kentleþme ve ulus devletleþme süreci Birinci ve Ýkinci Dünya savaþlarýndan sonra güçlendi.
Soðuk Savaþ döneminde, Batý ile Sovyetler Birliði arasýndaki rekabet ulus devlet yapýlarý baðlamýna taþýndý ve anti-komünizmin ulus devletler baðlamýnda desteklenmesiyle ulus devlet yapýlarý güçlendi.
Soðuk Savaþ sonrasý küresel dönemde dünya imparatorluðuna soyunan ABD’nin etkisiyle, Huntington gibi yazarlar aracýlýðýyla, ulus devlet yapýlarý reddedildi:
Ulus devlet kavramý, aþiret deðerleri olan mikro milliyetçilik ve mikro dincilik üzerinden zayýflatýlmaya, bölünen toplumlar, markalar egemenliðindeki kapitalist piyasa mekanizmasý ile bütünleþtirilmeye baþlandý.
Ülkelerin ulusal deðerleri, ulusal birlik ve bütünlüðü, ulusal kahramanlarý, ulusal çizgideki düþünürleri, yazarlarý bu baðlamda “gerici”, “statükocu”, “darbeci” ilan edildi.
Bunlarýn yerine aþiret deðerleri, mezhep ve tarikat baðlýlýklarý, etnik, milli ve yerel kültür farklýlýklarý kondu.
Temel hak ve özgürlüklerin, demokrasinin evrensel ilkeleri göz ardý edildi; her þey ayrýmcýlýða indirgendi!
Aþiretleþme sürecinin ulusal boyutu nasýl iþler:
Bir ulus devleti oluþturan, onu geliþtiren, ileriye taþýyan demokratik kurumlar yýpratýlmaya baþlar…
Temel hak ve özgürlükler, aþiretçilik adýna ayaklar altýna alýnýr…
Eðitim ele geçirilir…
Ulusal eðitim çizgisindeki kurumlarýn iþlevleri aþiretleþme yönündeki deðerlere kaydýrýlýr…
Buna direnen kamu görevlileri ve gönüllü kuruluþ yöneticileri tasfiye edilir.
Medya, doðrudan sermaye hareketleri veya sansür ya da cezalarla denetim altýna alýnýr…
Ulusal deðerler yerine, tarikat, cemaat, ýrk, etnik köken, siyasal aidiyet deðerleri öne çýkarýlýr.
Din ve ýrk, ayrýlýkçý aþiretleþme süreci için en iþlevsel kullanýlan araçlar haline gelir…
Tabii güvenlik güçleri ihmal edilemez:
Ýktidarýn doðrudan emrinde olan polis derhal denetime alýnýr…
Ordu, komutanlarýn suçlanmalarý ve yargýlanmalarý ile zayýflatýlýr, ulusal deðerlere vurgu yapmasý engellenir.
Son hedef yargýdýr…
Devletin temeli olan yargý, darmadaðýn edilir ve aþiret reisi gibi davranan politikacýlarý n emrine verilir.
Aþiretleþme sürecinin bireysel boyutu:
Yukardaki süreçlere destek verenler ödüllendirilir…
Engel oluþturduðu düþünülen mevki ve makam sahipleri görevlerinden alýnýr…
Çok etkin ve baþarýlý olanlar, suçlularla birlikte içeri atýlýr…
***
Peki bu süreç engellenemez mi?
O da salý gününe…
Hayýrlý pazarlar!

***
Cumhuriyet 22.06.2010
EMRE KONGAR
Aþiretleþme Süreci III:

Nasýl Önlenir?
(Þehit Cenazeleri Gelirken)
Sevgili okurlarým, bu sütunda ne zaman bir genel konuyu ele alsam, mutlaka onun somut bir yansýmasý da gündeme düþüyor:
Tabii bu üst üste çakýþmada, ülkenin gündemine doðru teþhis koyabilmek kadar, zaten somut bireysel olaylardan hareket ederek genel çözümlemeler yapma çabamýn da rolü var.
Tam Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin “aþiretleþme” sürecine iþaret ederken, Güneydoðu’dan gelen þehit cenazeleri ül***i bir kez daha yasa boðdu.
***
Devlet, vatandaþlýk baðý üzerine kuruludur.
Vatandaþlarýnýn din, mezhep gibi inanç veya, aþiret, milliyet, etnik köken gibi ýrk farklarýný dikkate almaz.
Aþiret ise, kan, ýrk ve inanç baðýna dayalýdýr.
Üyelerinin hepsi ayný kandan, ayný aileden, ayný etnik kökenden, ayný inançtan gelir.
Bir devletin anakronik (tarih içinde yerini þaþýrmýþ olan, tersine iþleyen) aþiretleþme süreci, din, mezhep, ýrk aidiyetlerinin, vatandaþlýk aidiyetinin önüne geçmesiyle hýz kazanýr.
Böylece devlet, aþiretleþir, bölünür, parçalanýr.
Aþiretlerden devlete geçiþ süreci ise, çok uzun süren tarihsel oluþumlar sonunda, temel insan haklarýna dayalý demokratik örgütlenmenin gerçekleþtirilmesi ve bu örgütlenme içinde herkes için eþitliði öngören bir vatandaþlýk bilincinin geliþmesiyle olanaklý olur.
Dolayýsýyla, tersine iþleyen bir tarihsel süreç olan devletin aþiretleþmesinin durdurulmasý, her þeyden önce vatandaþlýk bilincinin her türlü aidiyetin önüne geçebilecek düzeyde güçlendirilmesine baðlýdýr.
Tabii vatandaþlýk bilincinin güçlendirilmesi asla, din, mezhep, etnik köken aidiyetlerinin reddedilmesi anlamýna gelmez.
Tam tersine, güçlü bir vatandaþlýk bilinci, farklý dini ve etnik kökenleri bütünüyle tanýyan, aralarýnda ayrým yapmayan, ama hepsine vatandaþlýktan kaynaklanan refah ve güvenlik saðlayan demokratik bir devlet yapýsýyla gerçekleþtirilebilir.
Bu nasýl olacak?
Devletin vatandaþlarýna refah saðlamasý:
Aþiret iliþkilerinin saðlayamayacaðý düzeyde yüksek bir refah…
Sýrf vatandaþ olmaktan kaynaklanan üstün refah standartlarý…
Bütün vatandaþlarý kapsayan tam bir saðlýk hizmeti…
Herkes için tam ve eþit fýrsatlý bir eðitim hizmeti…
Bütün nüfusu kapsayan tam bir sosyal güvenlik…
Çalýþmak isteyen herkese eþit fýrsat...
Sonuç olarak, devletin bütün vatandaþlarýna üstün yaþam standartlarý ve olanaklarý sunmasý!
Devletin tam bir adalet ve güvenlik saðlamasý:
Hiçbir aþiretin saðlayamayacaðý düzeyde bir adalet...
Hiçbir aþiretin saðlayamayacaðý düzeyde bir güvenlik...
Bütün vatandaþlara eþit ve adil yargýlanma hakký…
Bütün vatandaþlarýn, inanç ve etnik köken farký olmaksýzýn can ve mal güvenliðinin güvencede olmasý!
Ancak vatandaþlarýna sahip çýkan, onlarýn temel gereksinmelerini karþýlayan bir devlet, çaðdaþ ve demokratik bir devlet olabilir.
Vatandaþlarýný serbest piyasanýn merhametsiz koþullarýna terk eden, bireyleri temel gereksinmelerini karþýlamak için tarikatlara, cemaatlere, etnik ve dini aidiyetlere mahkûm eden bir devlet, aþiretleþmekten kurtulamaz!
***
Bir devletin aþiretleþme sürecinin önlenmesinde temel fonksiyonlar olan refah, saðlýk, sosyal güvenlik, eðitim, istihdam, güvenlik ve adalet hizmetlerinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti sekiz yýldýr ileri mi gitti, geri mi?
Yanýtýnýzý seçim sandýðýnda vermeniz dileðiyle!