Kürt aydýný ve yazar Ümit Fýrat: Öcalan'a af vaat edilmiþ olabilir!
Devlet koruma verdi, o kabul etmedi çünkü...
Yýllardýr ayný þeyi söylüyor. “Kürt sorunu silahla, adam öldürmekle çözülemez!” PKK’nýn tehdit ettikleri arasýnda olmasý bu yüzden belki... O, uzun yýllardýr barýþçý çözümden yana bir aydýn olmanýn acýsýný çekiyor, ama tebessümü de yüzünden eksik etmiyor. Devlet bakmýþ ki, Fýrat’ýn hayatý tehlikede, koruma vermek istemiþ. O, istememiþ. Kahramanlýk olsun diye deðil, kendine ait kýsýtlý bir özel alaný koruyabilmek, kendince ***ifli bulduðu bir-iki zevki yaþayabilmek, mesela iki duble rakýyý arkadaþlarýyla birlikte rahat rahat yudumlayabilmek için... “Ne yani adamcaðýz da yan masada raký içmek mecburiyetinde mi kalsýn?” diyor. Gerçi, onun raký masasýnda konuþtuklarý mesele de ayný. Zaten 65 yýllýk hayatýnýn tümü bu mesele etrafýnda geçmiþ ve geçecek... Üç yýl önce yaptýðýmýz bir söyleþide de yazdým bunlarý... Özgürlük ve barýþ için, ‘Silahsýz külahsýz’ çözüm getiren her türlü siyasi yapýnýn içinde oldu bugüne kadar Ümit Fýrat...1945’te Erzincan’da doðdu. Aslen Bingöl-Kiðýlý... Ankara Ýktisadi ve Ticari Ýlimler Akademisi’ni bitirdi. Üniversitede iktisadýn yanýnda hayatýný deðiþtiren bir þey daha öðrendi; “Kürtlerin aslýnda Türk olmadýðýný!” Gençliðinde, sol ve sosyalist fikirleri benimsedi. Türkiye Ýþçi Partisi’nin ve ilk legal Kürt örgütü Devrimci Doðu Kültür Ocaklarý’nýn aktif üyesi oldu... 1973’te Ankara’da Zafer Çarþýsý’nda bir kitapçý dükkaný açtý. Ziyaretçiler arasýnda dönemin SBF öðrencisi Abdullah Öcalan da vardý. 12 Eylül sonrasýnda hemen her solcu gibi o da bir davada yargýlanýp 8 yýla mahkûm oldu ve 4 yýlý cezaevinde geçti. 1989-1990 yýllarýnda henüz Halkýn Emek Partisi (HEP) kurulmadan önce bir Kürt inisiyatifi giriþimi içinde yer aldý. Bu giriþim daha sonra SHP’den ihraç edilen ve istifa edenlerle birlikte ‘Yeni Oluþum Grubu’na, daha sonra HEP’e kadar uzandý. Ancak bu partide kurucu olarak yer almadý... 1991 yýlýnda Murat Belge’nin öncülük ettiði 40 kadar yazar, aydýn, akademisyen ve politikacý arkadaþýyla birlikte Helsinki Yurttaþlar Derneði’nin kurucularý arasýnda yer aldý... 1992’de ise Kürt Aydýn Ýnisiyatifi’nin kurucularý arasýnda... 1993 sonrasýnda Cem Boyner liderliðindeki Yeni Demokrasi Hareketi’nin kurucularýndan ve aktif yöneticilerinden biri oldu. Kýsacasý Ümit Fýrat, pek çok Kürt aydýn oluþumunda hep ilk sýralardaydý. Ýstanbul’da Türkçe yayýnlanan Kürt siyasi fikir dergisi Serbestî yazarlarý arasýnda ve yazý kurulunda yer aldý. Þimdi tek baþýna, hiçbir siyasi baðlantýsý yok ve her platformda Kürt meselesi için silahsýz çözüm önerilerini dile getiriyor... Dolayýsýyla geçtiðimiz haftayý ve PKK’nýn silah býrakma kararýný ondan baþka bir isimle konuþmak doðru olmazdý.
Erdoðan ilk iþ Diyarbakýr’ý Diyarbekir yapabilir
* Küçük adýmlar atýlabilir dediniz...
Hükümetin þu anda hükümet olarak yapabileceði þeyler var. Mesela yer adlarýný hiç kimsenin talebini beklemeden resen, tek taraflý olarak deðiþtirdilerse, yine tek taraflý olarak eski haline iade edebilirler. Mesela Norþin. Bitlis’in medreseleri ve yüzlerce yýllýk gelenekleri olan bir nahiyesiydi. Orayý ilçe yapýp, adýný Güroymak koydular. Hangi Norþinli’nin fikrini sordular? Geçen yýl gündeme gelmiþti. O bölgede Güroymak dediðinizde sizin devlet memuru olduðunuzu düþünürler. Devlet dýþýnda kimse Güroymak demez oraya; dolayýsýyla Norþin diye deðiþtirilebilir.
* Peki ya Diyarbakýr, Diyarbekir midir, Amed midir?
Ben Amed’i doðru bulmuyorum. Oranýn ismi Diyarbekir’dir. 1000 yýldan fazladýr Diyarbekir olarak anýlýyor. Kürtlerin de buna bir itirazý yoktur.
* O zaman Diyarbakýr, Diyarbekir olursa ne olur Kürtlere yansýmasý?
Kürtler, bana sorulmadan Ankara’da Türkçe diyalekti, ses uyumu gibi nedenlerle ve sýrf bana inat, Ankara’nýn otoritesini sembolize etsin diye Diyarbakýr ismini koymuþlardýr diye düþünüyor ki, bakýr diyarý falan da deðil bu þehir. Diyarbekir, Bekir’den gelen, Bekir’in diyarý anlamýndadýr... Bekir bir komutan. Fethetmiþ orayý... Ýslam komutaný. Abbasiler zamanýnda, iþte o Ýslam komutanýnýn diyarý, bölgesi Diyarbekir.
* BDP’liler Amed’i kullanýyorlar...
Evet, o antik adý kullanýyorlar, ama Diyarbekir Amed deðil. Amed þehrin merkezidir, yani suriçidir. Diyarbekir bir bölge, bir Bismilli, bir Silvanlý, bir Erganili Amedli deðildir, Diyarbekirlidir. Ama o surun içi, evet Amed’dir. Yani bir tür merkez ilçedir.
* Bunun için herhalde anayasal bir düzenlemeye gerek yok...
Yok tabii... Ben yine geçen gün televizyonda da söylemiþtim. Þimdi bir yeni Jandarma Komutaný geldi. Kendisi çeþitli vesilelerle hukuka baðlýlýðýndan söz ederek, bazý açýklamalarda bulundu. Bu çok pozitif bir adým... Bir jandarma komutanýnýn hukuka baðlýlýktan söz etmesi ve yaptýðý her eylemin hukuki olacaðýný söylemesi Türkiye’de bir ilktir. Bu komutanýn uzun vadede Genelkurmay Baþkaný olmasý da bekleniyor ki, bu da iyimserlik yaratýyor geleceðe iliþkin bölge halký üzerinde. TC yasalarýna göre yargýlanarak 32 kiþinin öldürülmesinden suçlu bulunup idama mahkûm edilmiþ olan Mustafa Muðlalý isminin tam da suç yani cinayet mahalli olan Özalp ilçesinde bir jandarma kýþlasýna verilmesi doðru bir uygulama mýdýr? Acilen bu ismin silinerek baþta Özalp halký olmak üzere bütün Kürt toplumunun onurunun incinmesine neden olan bu tuhaflýða son verilmelidir.
* Peki, ama Erdoðan sizce niye inkâr ediyor Öcalan’la görüþüldüðünü. “Biz bölücülerle iþbirliði yapmayýz. Masaya oturmayýz” diyor...
Neticede öyle gözüküyor ki Öcalan’ýn birileriyle temasý oldu. Yani devletin temasý oldu. Ama Murat Karayýlan’ýn Hükümet ve Öcalan’ýn görüþtüðünü açýklamasý çok erken ve zamansýz bir açýklamaydý.
* Devletin elini mi zora soktu Karayýlan’ýn açýklamasý?
Soktu tabii, ama bunu yapmasýnýn tek bir nedeni, belki PKK içersinde bu karardan hoþnut olmayan, böylesi bir karara karþý direnen bazý kiþi veya odaklarýn elini zayýflatmak için olabilir. Yani Öcalan’ýn bu konuda gerekli temasý yaptýðýný ve öyle karar verdiðini açýklamasýnýn nedeni, bu kararýn etkili olmasý için Öcalan’ýn hükümetle görüþmeleri sonrasý böyle bir karar alýnmasýnýn altýný çizip tabanlarýnda da bu kararýn etkisini güçlendirmek için olabilir. Ayrýca þunu da söylemek mümkün: Reþadiye’den baþlayan süreçte PKK’da kimin eli kimin cebinde belli olmaz bir hale geldi. Bakýn, Reþadiye eylemini Murat Karayýlan hâlâ anlayabilmiþ deðil, baþta Abdullah Öcalan da anlayabilmiþ deðil. Dörtyol eylemini de Öcalan anlayabilmiþ deðil. Keza Batman’daki hadiseyi de anlayabilmiþ deðiller. Burada tam da kimin eli, kimin cebinde esprisine uygun bir ortam söz konusu. PKK’nin merkezinde asýl otorite bazý eylemlerin farkýna varamýyor, kontrol edemiyor. Bazý bölgelerde baþýbozukluklar, kimin yaptýðý ya da hangi istihbarat bilgileriyle yönlendirildiði belli olmayan eylemler ortaya çýktý.
* Sebebi ne olabilir bunun?
Bu bir kaostur. Ýpler PKK’nin elinden çýkabilir. Her türlü provokasyon olabilir. Nitekim Batman’da çok büyük itibar kaybýna uðradýlar. Kendilerine ters düþmemiþ, en azýndan onlarla uyumlu yaþayan insanlarýn hayatlarý kendilerinin döþediði mayýnlarla sona erdi. Bu ciddi bir otorite ve itibar kaybýdýr, bölge insanlarýnýn zihninde. Çünkü artýk oraya kadar varan bir eylem süreci var... Kendilerine yakýn uzak ayrýmý yapmadan herhangi bir terör hadisesi yaþanmaya baþladý. Bu orada kontrol dýþý bir geliþmenin yaþandýðý anlamýna geliyor.
Bir diðer neden ise, onu hep söylüyorum, 1980’li, 1990’lý yýllarda olduðu gibi bir kitle desteði yok bu eylemler konusunda. 1980’li, 90’lý yýllarda devletin baskýcý, hukuk dýþý ve olaðanüstü hal zemininde halka yönelik aðýr hakaretleri ister istemez devlet karþýtý siyasi eðilimlerin iþine yarýyordu. Onlarýn güçlenmesine, meþrulaþmasýna yol açýyordu. Siz bu kadar acýmasýz davranan bir devletin karþýsýnda ona silah çekenin yanýnda yer alabiliyordunuz hiç düþünmeden. Etik olarak da olabilir bu, vicdanen de olabilir. Ama bugün artýk öyle bir durum yok. Bugün demokratikleþmek gibi bir hedef var, anayasa deðiþikliklerine karþý çýkanlar bile yeni bir anayasa istiyorlar. Dolayýsýyla Türkiye’de bütün siyasi kanatlarýn ortak bir demokrasi talebi var. O gün yoktu. O günkü Kürtler bakýmýndan yaþam koþullarý bugünkü gibi deðildi. O gün sille tokat parlamentodan atýlan ve hapse sokulan DEP milletvekilleri hadisesi yaþanmamýþtý. Bugün iki DTP’linin dokunulmazlýklarý kalksa da onlarýn da siyaset yapmasý konusunda hükümetin özellikle gösterdiði çabalar var. Ya da Abdullah Gül’ün gösterdiði çabalar var. Ya da diðer DTP’liler parlamentodalar hâlâ... Böyle bir ortamda sizin topluma, “Ben silahlý mücadele veriyorum, sizi özgürleþtireceðim” demeniz zorlaþýyor. Eskiden sesini yükseltemeyen, dileklerini yüksek sesle ifade edemeyen çok sayýda sivil örgüt ve onlarýn temsilcisi Diyarbakýr’ýn orta yerinde kalkýyor “Biz silahlý mücadele istemiyoruz” diyor. Kendilerine destek veren pek çok insan da “Yeter artýk!” demeye baþladý. Dolayýsýyla da bu silahlý çatýþma ortamý giderek kontrol dýþýna kayýyor ve asýl taraftar ve destek gören insanlarýn da desteðinin kaybolmasýna yol açýyor. Bence bunlar da hesaba katýldý.
Erdoðan kabul etmiyor ama Öcalan’la mutlaka konuþulmuþtur. Öcalan’la konuþulmadan bu ateþkes kararý alýnamazdý... Herhangi bir çocuk bile bir yaramazlýk yaptýðý zaman ona “yeter artýk” dediðinizde, eðer korkutup durduramýyorsanýz, karþýlýðýnda bir vaatte bulunursunuz. Yani ona bu eylemini durdurmasý halinde bir çikolata, þeker, oyuncak falan vaat edersiniz... Silahlarýn susmasýna karþýlýk Öcalan’a da af vaat edilmiþ olabilir. Ama zaten Öcalan da cezasýz kalmadý ki...
* Baþbakan Erdoðan “Hükümet PKK ile masaya oturdu” iddialarýna çok sert bir dille inkâr ediyor ama sizce ateþkes için Öcalan’la konuþulmuþ mudur?
Mutlaka konuþulmuþtur. Öcalan’la konuþulmadan bu ateþkes, bu eylemsizlik kararý alýnamazdý. Öcalan bir örgütün þefi, ama öyle bir örgütün þefi ki, o þef bir kurum haline gelmiþ ayný zamanda. Yani PKK’liler Abdullah Öcalan demiyorlar “önderlik” diyorlar. Onun onayý olmadan böyle bir karar ilan edilemezdi. Yani bu örgütü yönetenler durup dururken, “Karar verdik artýk eylem yapmayacaðýz” diyemezler. Onlar mutlaka bir diyalog, bir çaðrý beklerler. Herhangi bir çocuk bile bir yaramazlýk yaptýðý zaman ona “yeter artýk” dediðinizde, eðer korkutup durduramýyorsanýz kendisine bir vaatte bulunursunuz. Yani ona bu eylemini durdurmasý halinde bir çikolata, þeker oyuncak falan vaat edersiniz.
* O zaman ne vaat edilmiþtir Öcalan’a?
Tabii önce silahlarýn susmasý lazým dersiniz. Bunu bütün hükümetler de hep söylüyorlardý ve vaatlerinizi daha sonra sýralarsýnýz. Hemen o gün vaat edilmese bile, þu vaat edilebilir: “Siz bir þeyler istiyorsunuz, bunlar zaten Kürt toplumunun bu güne kadar sahip olmasý gereken doðru talepleridir. Yani dünyanýn baþka yerlerinde hayata geçmiþ, eðitim, kimlik, etnik neyse birtakým kültürel taleplerdir... Bunlarýn tanýnmasý için uygun bir atmosfer gerekir. Ama sizin elinizde silah varken bunlarýn tanýnmasý hükümet ve devlet için bir boyun eðme anlamýna gelir. Bu þartlarda bir hükümet olarak inisiyatif sahibi olamýyoruz. Ýþe baþkalarý da karýþýyor. Bu þartlarda bizim hükümet olarak inisiyatif kullanabilmemiz ve muhalefet karþýsýnda kendimizi savunabilmemiz için önce ortamýn elveriþli olmasý gerek. Çünkü çatýþma ortamýnda hükümet olarak baþta silahlý kuvvetler olmak üzere bazý kurumlara da bir inisiyatif vermek zorunda kalmaktayýz. Bakanlar Kurulu gidip Þýrnak’ýn daðlarýnda sana karþý tedbir alamaz. Orada askerler ya da ilgili güvenlik birimleri inisiyatif koyar. Böylece ben onlara raðmen bir þey yapamam. Buraya tabutlar, þehit cenazeleri gelirken ben herhangi bir doðru adýmý atsam bile senin silahýna, namluna boyun eðmiþ olurum gibi bir anlayýþ doðar. O zaman sen bu silahlarý susturacaksýn. Senin militanlarýn elde silah dolaþýrken operasyonlarý da durduramam. O zaman eylemsizlik kararý vereceksin! Hatta biliyorsunuz PKK açýklamasýnda dedi ki, biz birliklerimizi sýcak temas noktalarýndan da uzak tutuyoruz ki, herhangi bir savunma durumunda bile silahlý çatýþma durumunda kalmayalým. O zaman bu ordunun da onlarla sýcak temasýnýn olmayacaðý bir süre yaþayacaðý ve o süre içinde de operasyon yapmayacaðý anlamýna gelir.
* Bu operasyonlar durdu anlamýna mý geliyor?
Hayýr, fiilen durdu. Çünkü temas yok. Þimdi eðer bu süreçte hükümet umut verici adýmlar atar veya atacaðýna dair ciddi sinyaller verirse o insanlarýn yeniden eylem alanlarýna dönmesine engel olur.
* Ne gibi?
O eylemsizlik kararý ilan edilirken Öcalan’ýn alt alta sýraladýðý maddeler hemen gerçekleþtirilecek þeyler deðil. Ama onlarýn gerçekleþeceðine dair bazý küçük adýmlar atýlabilir.
* Öcalan “Kürtler ibadet eder gibi demokratik özerklik için çalýþmalý. Bu ekmek ve sudan bile önemlidir” diyor... Bu adýmdan önce atýlacak küçük adýmlar mý?
Evet. Ama demokratik özerklik dediði þey Diyarbakýr’da ilan edilecek bir þey deðildir. Demokratik özerklik dediði þey neticede Ankara’da parlamentonun kararýyla Türkiye’nin mülki, idari sistemine yönelik düzenlemelerle, kanunlarla olur. Yani siz Diyarbakýr’da “Biz özerklik ilan ettik” diyemezsiniz. Bunun uluslararasý hukukta filan da yeri yok.
* Peki Öcalan’ýn istediði gerçekten bu mu?
Bu bir taleptir ve çözüm için öneriliyor. Bu istenmiþ. Ýsteyenin bir yüzü kara demiþler. Ama siz Türkiye’nin koþullarýný çok daha derinlemesine, çok daha yaþanabilir noktalarda araþtýrýrsýnýz, birtakým yenilikler yaparsýnýz, reformlar yaparsýnýz, ortamý rahatlatýrsýnýz. Zaten Türkiye’nin bugünkü idari ve mahalli yönetimler yapýsýnýn dünyanýn geldiði bugünkü noktaya çok uyumlu olduðunu söyleyebilir miyiz? Yani Hakkâri’deki bir orman bekçisinin atamasýný niye Ankara yapsýn? Ankara, genel olarak hukuki bir düzenleme yapabilir, ama Hakkâri’deki bir belediye memurunun atanmasý niye Ankara’dan, niye Ýçiþleri Bakanlýðýnýn onayýyla olsun ki? Niye belediye otobüslerinin ücreti Danýþtay kararýyla uygulanýyor olsun ki! Böyle bir þey olur mu? Ýþte Türkiye’de bu oluyor.
TABÝÝ ERDOÐAN DA REFERANDUMDA EVET DENMESÝNÝ ÝSTÝYOR
* Öcalan ve hükümet iyi pazarlýk yapmýþ mýdýr sizce? Kim iyi pazarlýk yaptý diyebiliriz burada?
Pazarlýktan ziyade vaatler alýnmýþ olabileceði düþünülebilir. Yani þu söylenebilir, bu Anayasa deðiþiklikleriyle birlikte hükümetin ve parlamentonun inisiyatifi geliþecektir, artacaktýr. O belli. Kýran kýrana gidiyor zaten. Þu birkaç maddenin deðiþikliði, Anayasa Mahkemesi, HSYK ve askeri mahkemelerin görevlerinin sýnýrlandýrýlmasý gibi maddeler hükümetin, tabii en çok da parlamentonun itibarýný artýracaktýr. Ýkide bir Anayasa Mahkemesi’ne düþmeyecektir verdikleri karar. Hükümetin de politikalarý ikide bir bir yerlerden dönmeyecektir. Böylesi bir yeniden yapýlanmada da hükümet bazý adýmlar atmakta zorlanmayacaðýný ve bugün atamadýðýný söylediði bazý adýmlarý atmak için yasal bir engel kalmayacaðýný ileri sürmüþ olabilir. Ben görmedim, duymadým, orada kim ne konuþtu ama böyle düþünüyorum. Muhtemelen MÝT’den de birileri gitmiþ olabilir görüþmeye. Sonuçta devlet görevlisidir çünkü. Ama hükümetin verdiði söz deðil de bazý vaatler olabilir. Bir ikna süreci söz konusu sonuçta... Burada Öcalan’a ve o çevreye bu konuda hükümetin elinin güçlenmesi, hükümet etmekteki rolünün artmasý halinde bazý þeyler gerçekleþtirebileceði vaadinde bulunulmuþ olabilir.
* Siz bir söyleþinizde “Öcalan Ýmralý’da ölmemeli, halkýn içinde ölmeli. Yoksa ilahlaþtýrýlýr” diyorsunuz... Þimdiki görüþmede o zaman Öcalan’la af konuþulmuþ olabilir mi? Böyle bir vaat verilmiþ olabilir mi?
Olabilir. Çünkü þu var, eðer durum normalleþmezse ve bu çatýþma böyle sürerse Öcalan’a af hayal olur. Öcalan’ýn bir gün dýþarý çýkmasýnýn yegâne koþulu insanlarýn zihnindeki bu gerginlik, bu savaþ hali, bu þehit cenazeleri ve bu tabutlarýn yerini yavaþ yavaþ artýk daha yaþanabilir, daha güvenli bir ortama terk etmesiyle mümkün olabilir. Bugün Öcalan’ý býrakamazsýnýz, çünkü bölgeden gelen askerin cenazesinin faili, onun militanýdýr. Ama bu cenazeler artýk gelmez olursa, zamanla onun da koþullarý geliþir. Hatta Öcalan’ý bütün bu geliþmelerden ötürü de uygun bir dille, ifade tarzýyla topluma ‘Þiddeti durdurdu’ diye sunanlar da olabilir. Birileri ýsrarla bunda ‘Hayýr o suçludur’ diyebilir. Tabii suçludur ama þu anda 11,5 yýllýk hapis yatmýþ bir mahkûmdur ayný zamanda. Hapiste yattý, bir süre daha yatabilir. Ama bir ülkede bir insanýn, herkesin deðil ama bir insanýn yaptýklarýndan ötürü bütün ömrünü hapiste geçirdiði de görülmedi.
* Ýyi ama idamla yargýlanýyordu...
Ben daha önceden de söyledim, bu aðýrlaþtýrýlmýþ müebbet cezasý diye bir hüküm Ceza Kanunu’na Öcalan için konuldu. Ýdam cezasýný kaldýrmaya tek baþýna cesaret edemediler. Doðuracaðý sonuçlar kendileri için eleþtirilerin dozunu yükseltebilirdi. Böyle bir maddeyi koyarak deðiþikliði kamufle etmeye kalktýlar. Ama bir insanýn bütün bir ömrü cezaevinde geçmemelidir. Ha, bir insan eðer gerçekten kriminal ve psikopatsa onun baþka tedavi kurumlarýnda ömrünü tamamlamasý mümkün olabilir... Afta amaç nedir? Suçlu görülmüþ, yaptýðý iþten ötürü ceza almýþ insanlarýn topluma yeniden kazandýrýlmasýdýr... Öcalan’ýn cezaevinden serbest býrakýlmasý, onun silahýný alýp daðlara çýkarak savaþa kumanda edeceði gibi bir sonuç doðurmayacaktýr. Tersine daða çýkmayan bir lider olarak hayatýný siyasetle geçireceði bir dünyayý tercih edecektir. Kaldý ki, normal koþullarda siyasi faaliyette bulunma þansý olan bir liderin tabanýnýn veya militanlarýnýn daðda eylem yapmasýnýn da hiçbir gerekçesi veya gereði kalmayacaktýr. Öcalan’a özgürlük vermek aslýnda Kürt toplumundaki mevcut öfke ve kýrýlmayý önler; çatýþmayý da sona erdirebilir. Bir çatýþmanýn sona ermesi, en azýndan silahlý mücadele dosyasýnýn kapatýlmasý, gencecik insanlarýn sadece zorunlu olmasýndan ötürü askerlik denilen o süreci yaþayýp sað salim ailelerine dönmesi demektir. Keza Kürt gençlerinin de kimisine romantik gelse bile, artýk daðlarda bir kurtuluþ umudu taþýmasý gibi bir çözüm aramalarýnýn gereði kalmayacaktýr. Ýnsanlar geleceklerini nasýl bir dünyada yaþayacaklarýna göre kurar ve planlar. Artýk silahla, savaþla, çatýþmayla elde edebilecekleri bir dünyayý kurma hayalinden uzak durabilirler. Ýnsan hayatýna kasteden emellerle, davranýþlarla geleceði kuramayýz biz.
* Bu af silahlarý susturabilir mi yani?
Tabii, ama sadece herkesin söylediði gibi bir af deðil bu. Zaten 12 yýldýr yatýyor bu insan. Yani Öcalan 1999’da getirilip sokaða býrakýlmadý. 12 yýldýr bir adada tek baþýna bir hücrede yatýyor. Bu bir ceza deðil midir? Öcalan cezasýz býrakýlmadý ki! Þu anda ceza çekiyor. Bir anlamda ceza süresi azaltýlmýþ, kýsaltýlmýþ oluyor. Bu bir af deðil. Ben de 8 yýl ceza almýþtým ve 4 sene 3 ay yatmam söz konusuydu o günkü yasaya göre. 4 yýl yattým ve bir infaz kanunu deðiþikliðiyle 3 ay erken býrakýldým. Bazý arkadaþlarým daha erken býrakýldýlar. Buna da bir erken tahliye denilebilir. Ýnfaz kanunlarýnda bu oluyor. 1991’de de 10 yýllýk infaz edilmiþ ceza yatan idamlýklar tahliye oldular... Müebbette de belli bir süre yattýktan sonra olabiliyor.
kaynak: vatan


Teþekkur:
Beðeni: 


Yer imleri