2010 Dünya Basketbol Þampiyonasý'nda þampiyonluða oynayan Türkiye'de basketbol sevgisi 1980'lerde televizyonun tek kanallý olduðu dönemde gençlerin sevgilisi olan bir diziyle baþladý: 'Beyaz Gölge'
Reeves’i canlandýran oyuncu Ken Howard hala sokakta yürürken kendisine “Selam Koç!” diye seslenen erkeklerle karþýlaþabiliyor.
Ancak bu durum sadece Amerikalýlar için geçerli deðil. Türkiye’de, özelikle de son günlerde basketbol çýlgýnlýðýna kapýlmýþ durumdaki Ýstanbul’da da 40 yaþýn üzerindeki erkekler Howard’la karþýlaþsalar kesinlikle benzer tepkiler verirlerdi.
Eski bir beyaz NBA oyuncusu olan Reeves’in dizindeki bir sakatlýk dolayýsýyla kariyerini yarýda kesip çoðunluðu siyahlardan oluþan bir lise basketbol takýmýnýn baþýna geçmesiyle geliþen olaylarý anlatan “Beyaz Gölge” dizisi ABD televizyonlarýnda çoðunluðu siyahlardan oluþan oyuncu kadrosu ve sosyal sorunlara eðilmesiyle bir devrim yapmýþtý.
BUGÜNKÜ BAÞARININ TEMELÝ 1980'LERDE
Dizi ayný þekilde basketbol milli takýmý 2010 Dünya Kupasý’nýn finalinde Pazar günü ABD’yle oynayacak gibi görünen Türkiye’de de ayný þekilde büyük yanký uyandýrmýþtý.
Türkiye’nin basketboldaki hýzlý baþarýsýnýn kökleri kýsmen 1980-82 yýllarý arasýnda siyah-beyaz ekranlarýn favorisi olan “Beyaz Gölge”ye kadar dayandýrýlabilir.
Eski milli basketbolcu ve Efes Pilsen Basketbol Takýmý Ýdari Menajeri Alper Yýlmaz, “Dizi Türk insanýnýn basketbolun farkýnda olmasýný saðladý. Elbette diziden önce de Türkiye’de basketbol vardý, ancak ‘Beyaz Gölge’den sonra bir anda herkes basketbol oynamaya baþladý” dedi.
O dönemde Türkiye’de televizyonun tek kanallý olduðu düþünüldüðünde “Beyaz Gölge”nin karþýsýnda çok fazla rekabet olmamasý da bu popülerliðe katkýda bulundu.
"BASKETBOL ÝNSANLARIN EVLERÝNE GÝRDÝ"
Türkiye’nin en deðerli basketbol koçlarýndan biri olarak görülen Aydýn Örs, etkinin gençler liginden baþladýðýný ve bugünkü milli takýmlar seviyesine kadar ulaþtýðýný ifade etti. Türkiye’de o dönemde salon sporlarý hakkýnda kamuoyunun çok fazla bilgi sahibi olmadýðýný ifade eden Örs, “Bu diziyle basketbol her hafta insanlarý oturma odasýna girdi” dedi.
Türk Milli Takýmý’nda 1969-1981 yýllarý arasýnda ter döken Cihangir Sonat, o dönemde hakemlerin oyunculara, “Kararlara itiraz etmeyin, diziye yetiþeceðiz” dediðini anlattý. Dizinin yayýnlandýðý yýllarda milli formayý giyen bir baþka veteran basketbolcu Aytek Gürkan da dizinin maçlara ve milli takýma olan ilgiliyi artýrdýðýný söyledi. Gürkan gülerek, “Herkes Koç Reeves’in bizim takýmýn koçu olduðunu hayal ederdi” dedi.
O yýllarda “Dallas” dýþýnda Türk televizyonlarýnda çok fazla Amerikan dizisi yoktu. “Beyaz Gölge” ilk olarak 1980’de cuma geceleri yayýnlanmaya baþladý. Ardýndan cumartesiye alýndý. Daha sonra 1993 ve 2001 yýllarýnda ise tekrar bölümleri yayýnlandý.
ELBETTE BÝR TEK 'BEYAZ GÖLGE' DEÐÝL AMA...
Elbette Türk basketbol tarihinde Efes Pilsen’in 1996’da Koraç Kupasý’ný kaldýrmasý ve Hidayet Türkoðlu’nun bir NBA yýldýzýna dönüþmesi gibi önemli baþka anlar da var. Ama bunlarýn hiçbiri “Beyaz Gölge” kadar büyük etki yapmadý. Ülkenin her yerinden gençler dizinin karakterlerini kendilerine örnek aldý.
Bahçeþehir Üniversitesi’nde yarý zamanlý spor iletiþimi dersi veren Yiðiter Uluð, 18 yaþýndayken kendi koçuna dizinin saatleriyle çakýþtýðý için takýmýn antrenman saatlerini deðiþtirmesi için yalvardýðýný anlattý. Uluð, “Takýmdaki arkadaþlarýmýzýn bazýlarýný dizideki isimlerle anýyorduk. Ama tabii ki bir Türk’ün adýnýn Salam olmasý kulaða tuhaf geliyordu” dedi.
Türkiye’nin en popüler sporu hala futbol olabilir. Ancak “Beyaz Gölge” basketbolun ikinci sýraya çýkmasýný saðladý. Türkiye’nin Cumartesi günü Sýrbistan’la oynayacaðý yarý final maçýnda bu tutku iyice yüzeye çýkacak. Taraftarlar Sýrbistanlý oyuncular topu aldýðýnda ýslýkla dikkat daðýtacak, tribünler “Burasý Ýstanbul, buradan çýkýþ yok” tezahüratlarýyla sarsýlacak.


Teþekkur:
Beðeni:
Alýntý



Yer imleri