Teþekkur Teþekkur:  0
Beðeni Beðeni:  0
Sayfa 2/3 ÝlkÝlk 123 SonSon
24 sonuçtan 11 ile 20 arasý

Konu: Batýl Ýnançlar

  1. #11

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Çaput Baðlamak

    Halkýmýzdan bazýlarý (çoðunlukla haným müslümanlar) ÝSLÂM DÝNÎ ile hiç alakasý olmayan birtakým hurafeleri devam ettirmektedirler. Hurafe inanç ve adetlerin çok deðiþik þekillerini, hemen her köyümüz ve kentimizde yaygýn olarak görmek mümkündür. Bu hurafe adetler uðruna zaman zaman üzücü olaylar da duyulmaktadýr.
    "Yýldýznameye" baktýrmak, "FAL" açtýrmak, "SÝHÝR" bozdurmak için diyar diyar hoca(!) arayanlar, dileðinin yerine gelmesi için "TÜRBE VE EVLÝYA" mezarlarýný dolaþanlar, kýzýnýn nasibini açtýrmak için, il il üfürükçü arayanlar azýmsanmayacak kadar çoktur.

    Göz arýzasýný gidermek, aðrýsýný dindirmek için seansýna "55 bin TL." para isteyenler, göðse ve göbeðe muska yazma cüret ve ahlâksýzlýðýna tevessül edenler ve bunlarýn tuzaðýna düþüp piþmanlýðýný sineye çekenler de maalesef bulunmaktadýr.

    Ayrýca türbe penceresine, mezar taþýna mum yakmayý, falan mahalledeki aðaca çaput baðlamayý, filan yerdeki havuza para atmayý, evliya mezarýna kurban adamayý, sanki dini bir vecibeymiþ gibi telakki edenler de mevcuttur.

    Kimi yerde gelin kocasýnýn evine girerken "kaynanasýnýn iki bacaðý arasýndan geçerse saygýlý olur", diye inanýlmakta, dolayýsýyla insan onuru ayaklar altýna alýnmaktadýr.

    Kimi yerde de "yeni doðan çocuðun ilk dýþkýsý cin çarpmasýn, nazar deðmesin" diyerek yattýðý odanýn eþiði altýna konulmakta, bazý yerlerde de bebeðin beþiðine mezarlýktan toprak getirilerek konulmaktadýr.

    Daha bir sürü yanlýþ inanç ve adetler!..

    Ýþte bu bölümde, halkýmýzdan birtakým insanlarýn, en çok raðbet ettiði hurafelerden ve yanlýþ âdetlerden örnekler sunmaya çalýþacaðým. Ancak binlerce âdet ve inancý dar çerçeveli bir çalýþma ile ele almak mümkün olmadýðýndan, en tipiklerini belirli baþlýklar altýnda toplayarak izahýný yapmaya gayret edeceðim.

    Çaput baðlama hurafesi, Kuzey ve Orta Asya uluslaranýn eski dinleri olan ÞAMANÝZM'e mahsus önemli unsurlardan biridir. Þamanist Türklerin inanýþlarýna göre her daðýn, her kutlu pýnarýn, göl ve ýrmaklarýn, kutlu aðaç ve kayalarýn "ÝZÝ" sahipleri vardýr.

    • Çaðdaþ Altaylý Þamanistlerin inandýklarý "ÝZÝ"ler, Göktürklerin býraktýklarý yazýtlarda toptan "YER-SU" ile ifade edilmiþtir. Göktürkler bu "YER-SU" denilen ruhlarý, Türk yurdunun koruyucusu sayarlardý. Onlarýn inanýþlarýna göre bu "ÝZÝ'ler kiþiden kurban isterler. Kurban sunmayanlara zararlarý dokunur. Ancak bu ruhlar çok kanaatkardýr. Bunlarý, bir paçavra parçasý, bir tutam at kýlý hatta kurban niyetiyle atýlan bir taþ parçasý ile tatmin etmek mümkündür'1'.

    Ýþte Türkler Müslüman olduktan sonra da bu âdetlerini büsbütün býrakmamýþlardýr. Evliya saydýklarý ulu kiþilerin türbelerine, orada biten aðaçlara, ya da o yörede bulunan bazý kayalara çaput baðlamak suretiyle eski adetlerini Müslümanlaþtýrmak istemiþlerdir. Oysa böyle bir âdet Ýslâm'da yoktur.

    Kutsal aðaç ve kutsal sular olarak kabul edilen bu mahaller, daha çok kýsýr ve çocuðu hasta olan kadýnlar tarafýndan ziyaret edilmektedir. Maalesef bir çok kadýn, bu mahallere gidip dua ederek aðaca çaputunu, suya parasýný atarsa, hamile kalacaðýna inandýrýlmaktadýr.

    Bazýlarý da böyle aðaçlara çaput baðlarsa, birtakým hastalýklardan kurtulacaðýna ümit beslemektedir.

    Anadolu'da aðaçlara bez, paçavra baðlamakla dileðinin yerine geleceðine inanýlan pek çok yer vardýr. Bunlardan biri de benim köyümdeydi(*)

    Benim köyümde "ÇIBAN KAYASI" denilen bir mevki vardýr. Köyün doðu yönündedir.

    Bu mevki, daha ziyade ipek böceði için yetiþtirilen dut bahçelerinin bulunduðu yerdir. Burada bizim de dut bahçemiz vardýr. Bahçenin doðu yönü kayalýktýr. Kökü kayalarýn arasýnda olan bir siyah incir aðacýmýz vardý. Ýncir aðacýnýn dallarýna bez içerisinde 3-5 kuruþ koyup baðlandýðý zaman, özellikle çocuklarýn yüzünde çýkan çýbanlarýn iyileþtiðine inanýlýrdý. Ayrýca kim o bezleri toplar içindeki parayý alýrsa çarpýlýr veya her yerinden çýbanlar çýkar denilirdi.

    Ben, zaman zaman bahçeye gittiðimde bezleri toplar, içindeki paralarý alýr, harcardým. Görenler, "býrak onlarý çarpýlýrsýn" diyerek beni azarlarlardý. Uzun seneler geçmesine raðmen ne bir yerimde çýban çýktý, ne de çarpýldým.

    Seneler sonra Ýlahiyat tahsil ettim. Bunun saçma olduðunu köylüme anlattým. Zaten aðabeyim de o incir aðacýný kesmiþti. Þimdi köyümüzde bu bâtýl inanç ortadan kalkmýþ, oralara da çaput baðlayan kalmamýþtýr.

    Sýrasý gelmiþken bu paçavra baðlama adeti ile ilgili bir baþka hatýramý da nakletmek isterim.

    1963 senesinde Milli Eðitim Bakanlýðý, Ýmam-Hatip Okullarý Meslek Dersi Öðretmenleri için Konya'da bir kurs düzenlenmiþti. Ben de o kursa katýlmýþtým. Mevsim yaz ve Temmuz idi. Kurs sabah 8.00'de baþlýyor, saat 13.00'te bitiyordu. Öðleden sonra serbest çalýþmak için boþ kalýyorduk. Ýþte böyle öðleden sonra bir gün, bir grup arkadaþ "Meram Baðlarý"na gezmeye gitmiþtik. Biraz kýr gezintisi yaptýk. Ýkindi yaklaþmýþtý. Namaz kýlmak için orada bulunan bir mescidin yanýnda toplandýk. Mescidin önündeki çeþmeden abdest almak için hazýrlanýyorduk.

    Mescidin bitiþiðindeki türbenin pencerelerinden birine gözüm iliþti. Baktým ki pencerede parmak sýðacak kadar boþ yer kalmamýþ, hep çabut baðlanmýþ. Tam bu sýrada bir arkadaþým camiin köþesinden çýktý ve pencerenin önünde durdu. Þöyle bir etrafýna bakýndý, kýzarak baþýný saða sola sallamaða baþladý. Belliki pencerenin haline hem kýzýyor hem de hayret ediyordu. Ben, koþarak yanýna vardým ve beraberce çaputlarý koparmaya baþladýk. Biraz ilerimizde de bir grup kadýn duruyordu. Bizim pencereyi temizlediðimizi görünce: "Vay ahlaksýzlar, dinsizler, kafirler" diyerek baðýrmaya baþladýlar. Biz, dinimizde böyle þeyler yoktur, falan demeye kalmadan taþ da atmaya baþladýlar. Kendimizi camiye zor attýk. Arkadaþlardan biri ezaný, biri de camide Kur'ân-ý Kerim'i okumaya baþladý. Namazlarýmýzý eda ettik. Kadýnlar da üst katta namazlarýný kýlýp caminin önüne çýkmýþlardý. Bizi, camiden çýkarken görünce bu sefer: "Biz sizi itikatsýz zannettik, kusura bakmayýn" diyerek özür dilediler.

    Kendilerine bu iþin yanlýþ olduðunu, Ýslâm'da böyle adetlerin olmadýðýný izah ettik. Daha sonra da vedalaþarak ayrýldýk.

    Ýslâm bilginleri böyle âdetlerle asýrlarca mücadele etmiþlerdir. Bir çok bâtýl inancýn kalkmasýný saðlamýþlarsa da, tamamen yok edilememiþtir. Hâlâ bir çok yöremizde türbe pencerelerine, bazý aðaçlara çaput baðlandýðý, duvarlarýna taþ yapýþtýrýldýðý veya cami havuzlarýna ve pýnarlara para atýldýðý bir gerçektir.





    --------------------------------------------------------------------------------

  2. #12

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Çocuk Ýçin Söylenen Hurafeler


    "Henüz ergin kiþi niteliðine eriþmemiþ insan yavrusu" diye tanýmlanan çocuk, hiç kuþkusuz en sevimli yaratýktýr. Onlar, gönlümüzün eðlencesi, evlerimizin neþesi, mutluluðumuzun tatlý meyveleridir.
    Çocuk yüce Allah'ýn insana lütfettiði bir nimet, pahasý biçilmez kýymet ve en deðerli bir emanettir. Bu emanete sahip çýkmak, onu en iyi þekilde korumak ve kollamak hem insanî hem de dinî görevimizdir.

    Çocuklar yarýnlarýmýzýn umudu, neslimizin teminatýdýr. Çocuklarýný korumayan toplum, yeryüzünden silinmeye mahkûmdur. Bu nedenle onlara karþý en büyük sorumluluðumuz beden ve ruh saðlýklarý yönünden onlarý en iyi þekilde yetiþtirmek eðitimlerini ihmal etmemektir. Onlarý her türlü tehli***e karþý korumak en baþta gelen ödevimizdir. Marifet çocuk dünyaya getirmek deðil, dünyaya gelen çocuða dünyayý zehir etmemektir.

    Gerçek böyle olmasýna raðmen, maalesef çocuklarla ilgili bir sürü hurafe ortaya çýkmýþ ve pek çok çocuk, bu batýl inanýþlar yüzünden hayatýndan olmuþtur.

    iþte çocuklarla ilgili olarak söylenen hurafelerden bazý örnekler:
    —Çocuðun yattýðý odadaki örtü altýna kurumuþ insan dýþkýsý konursa, çocuk cinnilerin þerrinden korunurmuþ,

    —Yeni doðan çocuðun beþiði altýna türbe ve kabirlerden toprak getirilip konursa çocuðu cadý boðmazmýþ. (Buna bazý yerlerde cüher almak denilmektedir.)

    —Çocuk fýtýk doðarsa, kilotu çalý aðacýnýn bir dalý yarýlarak arasýndan geçirilince fýtýðý iyileþirmiþ.

    —Çocuðun kýrký çýkmadan týrnaðý kesilirse ya arsýz ya da hýrsýz olurmuþ.

    —Yeni doðan çocuk, bayram günü bir diþi eþeðe ters bindirilip köyün etrafýnda dolaþtýrýlýrsa ömrü mutlu geçermiþ.

    —Çocuðun doðduðu yerde eliþi yapýlýrsa göbeði düþmezmiþ.

    —Cuma günü çocuðun ayaklarý bir camii kapýsýnda baðlanýr, Cuma namazýndan sonra çözülürse hastalýða tutulmazmýþ!

    —Erkek çocuk sünnet olurken annesi oklava sallarsa, sünnet acýsýz ve kolay olurmuþ (Kýbrýs).

    —Bebek ayaklarý altýndan öpülürse talihsiz olurmuþ (Kýbrýs).

    —Boyu ölçülen çocuk kýsa kalýrmýþ!

    —Çocuðun boyu metre ile ölçülürse ömrü kýsa olurmuþ!

    —Sünnetsiz ölen çocuðun parmaklarýndan birinin kýrýlmasý gerekirmiþ!

    —Küçük çocuklarýn yüzünde yara çýkarsa, deniz kenarýnda yaþayan ve denize giren biri tarafýndan okunup yüzü meshedilirse yaralarý iyileþirmiþ.

    —Çocuk dünyaya geldikten sonra yýkanýp tuzlanýr ve sofraaltý denilen beze (örtüye) sarýlýrsa tokgözlü olurmuþ.

    —Çocuðun göbeði,cami duvarýna veya avlusuna gömülürse dindar, medresenin bahçesine (okulun) veya avlusuna gömülürse âlim, ahýra gömülürse malcý olurmuþ. Ayrýca suya atýlýrsa huyu temiz, evin içinde bir yere gömülürse gözü dýþarýda olmazmýþ. Daha neler neler!..

    Bu söylenenlere dikkat edilirse, çoðu çocuðun saðlýðýna zarar verici inanýþlar olduðu hemen anlaþýlýr. Ne çare ki bu uydurmalara kanan pek çok insanýmýz vardýr

  3. #13

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Dünyada ve Türkiye'de Batýl Ýnançlar

    Ýlk çaðlardan beri her toplumdan insanlar gerçeklik payý olmayan, korkularý, çaresizlikleri, eski gelenekleri gereði genellikle doða üstü olan olaylara inanýrlar. Bu inançlar batýl inançlar olarak isimlendirilir. Çoðu psikolojik olarak bu tür inanýþlarýn negatif etkisine maruz kaldýðý için doðruluðuna ve bu tür batýl inançlara daha içten bir þekilde inanýrlar.
    Bana soracak olursanýz batýl inançlarýn özünde yatan; topluma, bireylere bazý bilinmesi gereken þeyleri öðretmeyi korkutarak saðlamaktýr. Aþaðýdaki çoðu batýl inançlarda bunu görebilirsiniz. Örneðin Hýristiyanlýkta olan siyah kedi, süpürge, 13. Cuma gibi batýl inançlar Avrupa'nýn paganizmi unutturma çabalarýndan kaynaklanmaktadýr. Örneðin Anadolu'da yaygýn olan batýl inançlarda ise yine öðretiler söz konusu olabilmektedir. Elektriðin yaygýn olmadýðý dönemlerde geceleri yapýlan týrnak bakýmý karanlýk neticesinde hoþ olmayan sonuçlar doðurabiliyordu. Dolayýsý ile geceleri týrnak kesmenin hoþ olmadýðý farklý bir yöntemle bireylere anlatýlýyor. Örneðin býçak hediye edilmesi konusundaki batýl inanç eskiden krallýklarýn birbirleriyle savaþmadan önce birbirlerine býçak göndermeleriyle ilgili olabilir. Bu savaþýn sebebi bile sayýlabiliyormuþ.

    Ev içerisinde þemsiye açmanýn tehlikeli olduðu ortada, küçük bir mekanda açýlan þemsiye mekanda bulunanlara istemeden zarar verebilir. Kýsacasý benim görüþüm batýl inançlarýn ortaya çýkmasýndaki en büyük etken korkutularak bazý þeylerin öðretilmesinin yada þartlý davranýlmasýnýn daha kolay olmasýdýr. Mezarlýklardaki aðaçlar toprakta oluþan azotu kullanýr, havayý temizler, topraðýn kaymamasýný saðlar vs. Ýnsanlara böyle söylediðinizde sizi dinlemezler gidip o aðaçlarý yinede ihtiyaçlarý için kesebilirler. Mezarlýklarýn aðaçlara ihtiyacý vardýr. Ýnsanlara mezarlýktan aðaç kesmenin çarpýlmayla sonuçlanacaðýný anlatmak onlarý bu eylemden daha kolay uzak tutmaktadýr çünkü dinin korkutucu ve caydýrýcý etkisi büyüktür. Öyle ya da böyle insanlar garip þeylerde þansý veya þansýzlýðý bulmuþlar ve bazý olay ya da objelerin kötü ya da iyi kaderi getirdiðine inanmýþlar. Aþaðýda bu batýl inançlardan dünya çapýnda ve ülkemizde olanlarýn bazýlarýný görebilirsiniz… Söylemeden edemeyeceðim bazýlarýna ben de inanýyorum

    Dünya'da Batýl Ýnançlar
    1.13. Cuma: Ýskandinav mitolojisinde 12 tanrýya 13. kötü tanrýnýn katýlmasýnýn insanlara kötü talih getirdiðine inanýlýr.
    2.2 ayaklý merdiven açýkken bir üçgen oluþturur. Altýndan geçmek bazý Hýristiyanlarca kutsal üçlemenin bozulmasýna neden olduðuna inanýlýr. Kutsal üçleme kýrýlarak þeytanla bir anlaþma içerisine girildiði söylenir ve kötü þans getirir.
    3.Antik Mýsýr'da Tanrýça Bast siyah bir kedi olarak tasvir edilirdi. Hýristiyanlarca diðer dinleri çaðrýþtýran her türlü obje kötü þans getirirdi ve dinlerine karþý çýkardý siyah kedi de dinlerine zarar verecek tanrýyla aralarýna girecek bir objeydi. Hatta kedileri olan kadýnlar bir dönem cadýlýkla suçlanýp cezalandýrýlmýþtý Engizisyon Mahkemeleri zamanýnda.
    4.Yakýnlarda bir baykuþ 3 kez öttüðünde oraya ölüm getirdiðine inanýlýr kimilerince.
    5.Ortada hiçbir þey yokken evin içinde bir köpeðin havlamasý sonucunda evde birinin hastalanacaðýna inanýlýr.
    6.Masada býçaklarýn üst üste gelmesi durumunda yani hane içerisinde masada duran býçaklar çakýþýrsa o evde kavga olacaðýna inanýlýr.
    7.Sebebi ve temeli bilinmese de evde kýrýlan aynanýn 7 yýl þansýzlýk getirdiðine inanýlýr. Durduk yere sebepsiz kýrýlan aynanýn ise ölüm getirdiðine..
    8.Birçok toplumda batýl olarak ev içerisinde þemsiye açmanýn kötü þans getirdiðine inanýlýr.
    9.1 Mayýs'tan önce aðaçtan çiçek koparýp eve getirmek kötü þans getirir.
    10.Birine karþýlýðýnda baþka bir þey almadan eldiven vermek kötü þans getirir.
    11.Suya, denize taþ atmak kötü þans getirir.
    12.Yeni ayakkabýlar masanýn üstünde býrakýlmaz.
    13.Yeni eve taþýnýrken eski evin süpürgesi yeni eve götürülmez.
    14.Kulaðýnýz yanýyorsa biri sizi anýyor demektir. Sol kulak yanýyorsa kötü sað kulak yanýyorsa iyi þekilde
    15.Sol elinizin avuç içi kaþýnýyorsa kavga edeceksiniz sað elinizin avuç içi kaþýnýyorsa para gelecek
    16.Ýyi bir þeyden bahsederken ve zarar gelmesi istenmiyorsa tahtaya 3 kez vurulur.
    17.Süpürgeyle vurduðunuz kiþi tembel olur.
    18.Eðer fakir birine yeni bir çift ayakkabý vermezseniz hayatýnýz boyunca öldükten sonra diðer yaþama çýplak ayakla gidersiniz.
    19.Birinin bardakta yarým kalmýþ suyuna su ilave ederek içilmez kötü kader getirir.
    20.Cadýlardan korunmak için mavi boncuk taþýnýr.
    21.Eðer köprüde bir arkadaþýnýza hoþ çakal derseniz o arkadaþýnýzý bir daha göremezsiniz. (buna ben de inanýyorum)
    22.Fýrtýnalý havada saç kesmek iyi þans getirir.
    23.Kediler bebeklerden uzak tutulur, kedilerin bebeklerin nefesini çaldýðý söylenir.
    24.Týrnaklar veya saçlar kesildikten sonra yakýlmalý veya gömülmelidir.
    Anadolu'da Batýl Ýnançlar
    1.Mezarlýk, ziyaret yerlerindeki aðaçlarý kesenler çarpýlýr.
    2.Türbeden dýþarýya bir þey, bir nesne götüren kiþiler çarpýlýr.
    3.Mezarlýðý parmaðý ile iþaret etmek iyi deðildir. Parmaklarý ile iþaret eden kiþilerin parmaklarý kurur.
    4.Kurban kesilirken hayvan dilini dýþarý çýkarýrsa kurban sahibi o yýl içerisinde ölür.
    5.Bir çocuk sürekli aðlarsa o evde mutlaka ölüm meydana gelir.
    6.Ayakkabý çýkarýldýðýnda ters dönerse, ayakkabý sahibinin tez vakitte öleceði düþünülür.
    7.Yatarken çoraplarý baþ tarafa koymak iyi deðildir, insan çabuk ölür.
    8.Ölünün elbiseleri ölü yýkayýcýlarýna verilir.
    9.Mezarlýktan aðaç kesilmez. Aðaçta cin olduðuna inanýlýr.
    10.Gece ölen kiþinin üzerine sabaha kadar býçak konulur.
    11.Yoðurdun güzel olmasý için mezardan çýrpý toplanarak, kaynayan sütün altýna atýlýr.
    12.Ölünün yýkandýðý evde üç gün ýþýk yanar.
    13.Baþ saðlýðýna gelen kiþilerin ayakkabýlarý ters çevrilmez.
    14.Mezar kazýcýsýna para verilmezse ölünün rahatsýz olacaðýna inanýlýr.
    15.Yýlan öldürülüp, suya atýlýrsa ve yýlan suda kaybolursa yaðmur yaðar ve durmaz, seller olur.
    16.Kurt uluyunca ya ayaz olur ya kar yaðar.
    17.Bir evin baþýnda baykuþ öterse, o evde biri ölür ya da bir yýkým olur.
    18.Ýnek doðurunca eve aðýr bir þey alýnýrsa ya da aðýr bir þey kaldýrýlýrsa ineðin sütü kesilir.
    19.Ýneðin sütünü yere saðmak iyi deðildir, hayvan hastalanýr.
    20.Ýlk yaylaya çýkýþta sýðýrlarýn ortasýndan bir yabancý geçerse sýðýrlar hamile kalmaz, doðum yapmazlar.
    21.Bir kiþinin önüne tavþan çýkmasý uðursuzluktur, mümkünse gidilen yoldan geri dönülür.
    22.Çakal uluyunca yere tükürmek gerekir, yoksa insanýn baþýna bir yýkým gelir.
    23.Çakal ulumaya baþlayýnca hava açacak, günlük güneþlik olacak demektir.
    24.Ateþe tükürmek, ateþe sövmek, ateþe týrnak atmak, su dökmek uðursuzluk getirir.
    25.Sabah evinden baþkasýna ateþ verenin ocaðý söner.
    26.Ocaðýn üstünü boþ býrakmak uðursuzluk getirir.
    27.Sacayaðýnýn birdenbire devrilmesi evin baþýna bir yýkým geleceðini gösterir.
    28.Tencerede su boþu boþuna kaynarsa düþmanlar çoðalýr.
    29.Lamba yakýlmayan evin ocaðý her vakit kararýr. Ayný zamanda ev sahibinin öldükten sonra mezarý da karanlýk olur.
    30.Hastalanan hayvanlarý ateþten geçirmek iyidir.
    31.Ateþi söndürmek için su dökülmez, ateþ toprakla örtülür.
    32.Ateþ çok önceden sönmüþ olsa dahi külün yanýnda yatýlmaz. Külde cin ve þeytanýn oynak yaptýðýna inanýlýr.
    33.Ateþin çýkardýðý ses ateþi yakan kiþi hakkýnda dedikodu yapýldýðýna iþarettir.
    34.Kara aðaçtan düþen yaþamaz.
    35.Kara aðaçtan beþik, sandýk yapýlmaz.
    36.Ýncir aðacýnýn altýnda uyuyanlarý þeytan alýr götürür.
    37.Ceviz aðacýnýn altýnda yaþayanlarý þeytan alýr götürür.
    38.Tarlada zina yapýlýrsa bereket olmaz.
    39.Üzümün tanesini, karpuzun sap kýsmýndaki kabuðunun içini yiyenler yetim kalýr.
    40.Çocuðun bezleri yabani aðaca asýlýrsa çocuk yabani olur.
    41.Nar tanelerini yere dökmek günahtýr, nar cennet meyvesidir.
    42.Diþ düþürülünce o diþ kimsenin göremeyeceði bir yere saklanmalý ya da gömülmelidir.
    43.Elleri diz üzerinde kavuþturmak, parmaklarý birbirine geçirip el baðlamak iyi deðildir, insanýn kýsmeti kapanýr.
    44.Parmaklarýn çatýrdamasý iyidir, insanýn saðlýklý olduðunu gösterir.
    45.El yýkanýrken önce sað elden baþlamalý, önce sol elden baþlamak uðursuzluk getirir.
    46.Tokalaþýrken ya da birisine bir þey verirken sað el kullanýlmalýdýr, sol el uðursuzluktur.
    47.Baþ taranýrken dökülen saçlarý dökmek doðru deðildir, bunlar toplanýr, ölünce o kiþinin kabrine konur. Çünkü bu saçlar kýyamet gününde tekrar bitecektir.
    48.Hamile kadýn aþ eridiði sýrada neye bakarsa doðacak çocuk ona benzeyecektir.
    49.Akþam soðan yenen yere melekler gelmez.
    50.Gece aynaya bakanýn ömrü kýsa olur.
    51.Gece acý (biber, soðan, sarýmsak) evden dýþarýya verilmez.
    52.Yoðurt, süt, peynir gece dýþarýya verilmez. Vermek gerektiðinde üzerine kömür, üzerlik veya yeþil bir dal konularak verilir.
    53.Gece ýslýk çalmak günahtýr.
    54.Gece evden eve tuz verilmez.
    55.Akþam kapýnýn önü süpürülmez.
    56.Ekmek aktaracaðý evden eve verilmez.
    57.Çocuklar gece beþ taþ oynarsa düþman gelecek denir.
    58.Deðirmenden ilk gelen unla yapýlan ilk ekmeði yiyen kiþinin karýsý ölür.
    59.Ekmek kýrýntýlarýný yere atmak, ayakla çiðnemek evin bereketini götürür.
    60.Gurbete giden kiþinin azýðýndan bir parça ekmek çalýnýr.
    61.Bir kiþinin üzerinde dikiþ dikilirse o kiþinin kýsmeti baðlanýr.
    62.Evin temeline kara taþ koymak iyi deðildir.
    63.Kapýnýn önünde oturan kiþi iftiraya uðrar.
    64.Duvar dibinde uyumak iyi deðildir, insan çarpýlýr.
    65.Evin içerisi temiz olmazsa oraya melekler deðil þeytanlar gelir. Böylece o evde mutluluk deðil geçimsizlik olur.
    66.Evden bir kiþi gurbete gittiði zaman o gün ev süpürülmez, dýþarýdan misafir alýnmaz.
    67.Eþya taþýmak için kullanýlan ala iple komþunun evine girilmez. Komþunun baþýna bir uðursuzluk geleceðine inanýlýr.
    68.Kapý eþiðinde oturulmaz, insan fakir olur.
    69.Kapý eþiðinde oturulmaz, insan bekar kalýr.
    70.Urganla komþunun evine girilmez. Aksi halde komþunun evinde kýtlýk olur.
    71.Kapý eþiðinde oturulmaz, kapý eþiðinde þeytan bulunur.
    72.Yaðmur yaðarken kapý eþiðinde oturmak günahtýr.
    73.Odanýn ýþýðýný evin erkeði yakarsa o ev daima nur içinde ve bereketli olur.
    74.Kadýnýn yolda erkeðin önünü kesmesi uðursuzluktur.
    75.Bir kadýn iki erkeðin arasýndan geçerse çocuðu olmaz.
    76.Bir adam iki kadýnýn arasýndan geçerse sözü geçmez.
    77.Bir erkek iki kýz arasýndan geçerse köse olur.
    78.Yarým çay içen kadýn dul kalýr.
    79.Ava gidecek kiþinin önünden kadýn geçerse avlanamaz. Bundan dolayý o kiþi ava gitmekten vazgeçer.
    80.Kýz çocuðunun ilk kez kesilecek saçýný dayýsý keserse saçý gür olur.
    81.Oðlan çocuðunun saçýný ilk kez amcasý veya dayýsý keser.
    82.Kýz baba evinden perþembe veya pazar günü çýkar.
    83.Makasý açýk býrakmak düþmanlarýnýzýn sizin hakkýnýzda konuþmasýna neden olur.
    84.Çarþamba gecesi iþlenilmez, çamaþýr yýkanmaz, temizlik yapýlmaz.
    85.Gece týrnak kesilmez, ýslýk çalýnmaz, sakýz çiðnenmez.
    86.Gelinin ayakkabýsýnýn altýna kimin ismi yazýlýrsa en kýsa zamanda ismi yazýlan kiþi evlenir.
    87.Birisi uzunca vakit eve dönmezse veya kaybolmuþsa ayakkabýsýna tuz dökülür. Kiþi en kýsa zamanda evine geri döner.

  4. #14

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Eyvah! Kara Kedi Gördüm!

    Ayþegül
    Kültürel açýdan çok renkli ve çeþitli olan ülkemizde halk inanýþlarýnýn varlýðý, her ne kadar kime sorarsak soralým, inanmýyoruz deseler de inkar edilemez..Bunlarýn bazýlarýnýn disiplin etmek amaçlý olduðunu düþünmüþümdür hep. Ne de olsa korkutmak, disiplin açýsýndan en etkili yöntemdir çoðunlukla.

    Bir kaç örnekle anlatmak gerekirse; mesela mezarlýktan geçerken sure-dua okumazsan ölüler de sana beddua edermiþ; "Sana da okuyan olmasýn." diye. Ýnsana öyle bir þartlanma oluyor ki hemen aklýna geliyor ve okumadan geçmiyorsun. Allah muhafaza ya beddualarý tutarsa?

    Bir diðeri de "Yere ekmek dökme, dökülen ekmek kýrýklarýna melekler kanadýný örtermiþ.".Bu da bir annenin çocuk terbiyesi... Böylece çocuk, hayatý boyunca nerde olursa olsun yere ekmek dökmeyecek, dökse de hemen toplayacak. Neticede kimse meleklerin kanadýna basmak istemez

    "Gece vakti ev süpürülmez; yoksa o evden cenaze çýkar." Bu inanç da acaba ev iþlerini akþama býrakan eþini disiplin etmek isteyen bir kocanýn marifeti mi sorusunu akla getiriyor. Böylece haným, iþleri gündüzden bitirecek, kendisi de temiz eve gelecek. Ehh.. Kimse onu suçlayamaz..

    "Küçük çocuklarýn üstünden atlanmaz; yoksa çocuk, cüce kalýr." Büyük kardeþ, böylece küçük olanýný oyuncak olarak kullanamaz. Çünkü kardeþi, kýsa kalýr; ya da kendisinin hakimiyetini bitiren küçükten intikam almak için akþama kadar atlar üstünden: "Cüce kalsýn, o da sonradan gelmeseymiþ, hah!"

    Günlük hayatýmýzý belirleyenler de vardýr. Ýþte bunlardan bir kaçý: "Komþuya iðne verme; kavga edersin.", "Yiyeceklerin üstünü açýk býrakma; þeytan yer.", "Büyüklerin aðzýný gevelersen aðzýn eðilir." vs. Görüldüðü gibi; "Komþuya iðne verme kavga edersin.", aslýnda verdiðini geri alamama korkusunda ileri gelebilir mi? Yiyeceklerin üstünü açýk býrakmak, daha çok hijyen saðlamak içindir diye düþünüyorum. Büyüklerin aðzýný geveleme meselesi, yine çocuk terbiyesine iliþkin bir þartlama bence...

    Bazýlarýný anlamlandýrmak, gerçekten çok zor... Mesela, "Kapý eþiðinde oturursan, düþmanýn çok olur." Ýyi güzel bir uyarý da neden ve nasýl? "Saçýný sýk kesersen saç küser"miþ, "bir daha zor uzar"mýþ. Al iþte, bir muamma daha... Ya da kocanýn malýndan iki olaný eksiltecekmiþsin ki çok kazanýp gözü dýþarý kaymasýn: Aslýnda günümüzde bu sözün doðruluðunu tasdikleyen durumlar da yok deðil. Kocalar, parayý, malý-mülkü bulunca; ilk iþleri, emektar hanýmlarýný bir kenara atmak oluyor. Ama bu, genel deðil. Yine de azýmsanacak kadar da az deðil.

    Yeni doðan çocuðun göbeðini hangi meslekten olsun istersen, oranýn bahçesine gömecekmiþsin....Açýkçasý oðlum doðduðunda; "A.Ü.Týp Fakültesi'nin bahçesine gömelim." dedik hazýr ev de yakýnken. Ama sonradan aklýma geldi; bu, bir garanti deðildi ki... Hastanede çalýþan bir temizlik görevlisi de olabilirdi. Tamam, hayalin doktor olsun; ama hastane de sadece dokotr demek deðil ki

    Gezmeye gittiðin yerde bir þey unutursan, oraya tekrar gidermiþsin (Kasýtlý olarak býrakmak da iþe yarar mý acaba?)

    Bir de çarpýlma ve korkutulma mevzularý var ki, özellikle köylerimizde yanlýþ yere bassan, çarpýlma tehliken bile oldukça yüksek. Küle basma çarpýlýrsýn, gece sofra bezi silkeleme çarpýlýrsýn, yattýðýn yerde ekmek kýrýðý olmasýn korkuturlar vs.vs...

    Son olarak aklýma gelenlerden bir kaçý, yeni doðan çocuðu gezmeye götürdüðünde yumurta veriyorlar bazý Anadolu kentlerinde. Sebebi ise; çocuk, yumurta gibi olsunmuþ.

    Son olarak kendine muska yada büyü yapýlan kiþi, akarsuyun üstünden geçerse etkisi kalmazmýþ ya da olmazmýþ. Bunlarýn gerçekliði tartýþýlýr. Neticede adý üstünde halk inanýþlarý

  5. #15

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Günlerin Uðursuzluðu Ýnancý


    Yanlýþ inanýþlarýndan biri de haftanýn bazý günlerinin uðurlu bazý günlerinin de uðursuz sayýlmasýdýr. Oysa Ýslâm'da günün güne üstünlüðü yoktur. Günler, gün olmasý bakýmýndan birbirinin aynýdýr. Ýnsan dilediði günde iþ yapar. Dilediði zaman da seyahate çýkar. Akýllý ve inançlý bir Müslüman þu gün çalýþmaz, þu gün iþe baþlamaz, hurafelerine kanmamalýdýr. Ama ne yazýk ki halkýmýzdan bazýlarý bu uydurmalara kanmaktadýr.
    Haftanýn bazý günlerini uðurlu, bazý günlerim uðursuz ve bazý günlerinde de çalýþmayý günah saymak, uzmanlara göre, Yahudi ve Hýristiyan adetlerinden geçmiþtir. Gerçekten de Hýristiyanlar Salý gününü uðursuz, Pazar günü de çalýþmayý günah sayarlar. Yahudiler ise Cumartesi günü çalýþmazlar.

    Halbuki Ýslâm dininde, sadece istirahat ve ibadet saatleri dýþýnda devamlý olarak çalýþmak tavsiye edilmiþtir. Buna raðmen çalýþmaktan en çok kaçar hale de biz gelmiþiz. Bir sürü hurafeye kanarak adeta haftanýn günlerini çalýþmamak için parsellemiþiz.

    Günlere hurafeler o kadar karýþmýþ ki bazý günlerin hangi saatinde hangi iþ yapýlmalý veya yapýlmamalý o dahi tespit edilmiþtir. Ýþte böyle hurafe kitaplarýndan biri olan ve "Seyyid Süleyman El-Hüseynî" tarafýndan kaleme alýnan "KENZ'ÜL-HAVAS" adlý kitaptan naklen M. Þemsettin (Günaltay) þu örneði veriyor.

    Pazar gününe ait vakitler hakkýnda:
    Saat l: Güneþ saatidir, bu saatte sevgi ve dostluk kabul olup kral ve hükümdarlar nezdine girebilmek için dualar okumak ve yazmak uygundur.Yeni elbiseler giymek münasiptir.

    Saat 2: ZÜHRE (Venüs)e mahsus olan kötülenmiþ bir saattir. Bu saatte hiçbir þey yapýlmamalýdýr.

    Saat 3: UTARÝT saatidir. Bu saatte yola çýkmak iyidir. Ayrýca insanlarýn kalp ve gönüllerim celbetmek ve bunlara benzer iþleri yapmak için okuma ve yazma saatidir.

    Saat 4: AY saatidir. Bu vakitte bir þey alýp satmak iyi deðildir. Hiçbir þeye yaramaz.

    Saat 5: ZUHAL (Satürn)e mahsus bir saattir. Tefrika ve fitne çýkarma, arabozma ve düþmanlýk yapmak için uygun bir saattir.

    Saat 6: MÜÞTERÝ (Jüpiter)ye nisbet edilen bir saattir. Bu saat kral, hükümdar ve devlet erkanýndan ihtiyaç talebinde bulunmaya uygundur.

    Saat 7: MERÝH (Mars)a ait bir saat olduðundan uðursuzdur. Bu vakitte hiçbir þey yapýlmaz.

    Saat 8: ÞEMS (Güneþ)a ait bir saittir. Bu vakitte her türlü hacetin karþýlanmasý için çalýþmak uygundur.

    Saat 9: ZÜHRE (Venüs)e aitolup insanlarýn kalp ve gönüllerini celbetmek için dua okumaya ve yazmaya uygun bir saattir.

    Saat 10: UTARÝT'e nisbet edilen bir vakittir. Ýyi ve salih olan her þeye uygundur.

    Saat 11: AY'a ait güzel bir saat olduðundan o vakitte týlsým ve onunla ilgili þekilleri çizmek ve muska yazmak uygun olur.

    Saat 12: ZUHAL (Satürn)'ün saati olduðundan bu saat en büyük uðursuzluk getirir. Bu an zarar getirmekten baþka bir þeye yaramadýðýndan o saatte herhangi bir iþi yapmaktan sakýnmalýdýr(43).

    Günlerle ilgili olarak þu hurafeler de halkýmýzý etkilemiþtir:

    —Salý günü iþe baþlanýrsa bitmez sallanýr.

    —Pazar günü çalýþmak uðursuzluktur.

    —Çarþamba gecesi iþe baþlanýrsa, "Çarþamba karýsýný" kýzdýnr ve o eve kötülüðü dokunur.

    —Perþembe çamaþýr yýkanýrsa zengin olunur (Kýbrýs).

    —Salý günü yeni elbise giyilirse yanar.

    —Çarþamba günü süt içmek, ev satýn almak iyi deðildir.

    —Cuma akþamý ve cuma günü ev temizlemek günahtýr.

    —Cumartesi günü çamaþýr yýkamak uðursuzluk getirir.

    —Arefe günü dikiþ dikmek günahtýr.

    —Arefe günü dikiþ diken kadýnýn ölmüþ çocuðu varsa onun derilerini diker vs.

    Dikkat edilirse hemen haftanýn bütün günleri ya belâya, ya da günaha sebep gösterilmiþtir. Sanki Öüslümanýn çalýþmasý suç kabul edilmiþtir. Bu inanç, hem dini hem de millî kalkýnmaya ihanettir.

    Unutulmamalý ki Ýslâm Peygamberinin en hoþlanmadýðý hallerden biri tembelliktir, Ýslâm Dini tembelliði deðil, çalýþmayý tavsiye etmiþtir. Çalýþmayý ibadet derecesine yükseltmiþtir. Hz. Muhammed (S.A.S) "îki günü eþit olan zarardadýr" buyurur ve "Sekiz gün ömre dokuz gün çalýþmayý tavsiye eder." Bir baþka buyruklarýnda da: "Dünyanýzý ýslah ediniz, yarýn ölecekmiþ gibi de ahiretiniz için hazýrlýk yapýnýz"(44) demiþlerdir. Böylece âhiret mutluluðunun ancak dünyadaki tutum ve çalýþmamýzla ilgili olduðuna haber vermiþlerdir.

    Oysa biz, bu uyarýlara kulaðýmýzý týkayalý, gerilemeye baþlamýþýz ve dün hükmettiðimize bugün el açar duruma düþmüþüz. Bunun vebali dinimizde deðil kendimizdedir...

    Dünyanýn hýzlý deðiþimi karþýsýnda ona ayak uydurabilmek istiyorsak, artýk þu gün çalýþýlmaz, þu gün iþe baþlanmaz safsatasýný býrakalým. Bugünü dünden, yarýný bugünden daha ileriye götürmeyi ülkü haline getirelim.

    Yüce Allah'ýn þu buyruðunu da unutmayalým:

    "Allah'ýn sana verdiði (Maldan harcayýp) âhiret yurdunu ara, AMA DÜNYADAN NASÝBÝNÝ DE UNUTMA... Allah'ýn sana ihsan ettiði gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuðu arzulama. Þüphesiz ki Allah, bozguncularý sevmez" (Kasas Suresi, Âyet 77)



    --------------------------------------------------------------------------------

  6. #16

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Fal Açmak

    Yaygýn olan hurafelerden biri de fala bakmak, "FAL AÇMAK" adetidir. Fal hurafesi ile okumuþu da cahili de meþgul olmaktadýr.
    Bazý kimseler de: "Fala inanmýyoruz amma eðlence olsun diye açtýrýyoruz" diyorlar. Bu düþünce doðru deðildir.

    Ýslâm Dinine göre hangi þekilde olursa olsun, fal baktýrmak ve falcýlarýn söylediklerine inanmak yasaktýr.

    Bu hususta Kurân-ý Kerim'de þöyle buyurulur:

    "Ey iman edenler! þarap, kumar, putlar, fal ve þans oklarý birer þeytan iþi pisliktir. Bunlardan uzak durun ki felaha

    eriþesiniz" (Maide Sûresi, Ayet: 90).

    Konuya iliþkin olarak Allah Elçisi Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.S) de þöyle söylemiþtir: "Kuþun ötmesinden, uçmasýndan uðursuzluk kabul etmek, ufak taþlar (nohut, bakla, fasulye, iskanbil kaðýdý, kahve telvesi vs.) ile fal açmak, kum üzerine hatlar çizmek, bunlardan geleceðe dair hükümler çýkarmak SÎHÝR ve KEHANET nevindendir"(11)

    Bu ilahi emirlerden açýkça anlaþýlýyor ki, fal yasak bir davranýþ olup haram kýlýnmýþtýr. Haram olan bir hükmün þakasý helal olamaz. Bu bakýmdan eðlence için dahi olsa, falcýlarýn dediklerine ve fala inanmak caiz deðildir. Falcýlar bir takým þekil ve sembollere dayanarak geleceði gördüklerini ve gaybý bildiklerini iddia ederler. Bu iddialar yalandýr. Söylediklerinden binde biri rast gelse dahi bu onlarýn gaybý bildiklerine kanýt olamaz. Çünkü gaybý Allah'tan baþka kimse bilemez.

    Eðer falcýlar herþeyi önceden bildiklerini iddia ediyorlarsa, sýnamasý kolay. Gelsinler bir araya toplansýnlar; ilim adamlarýndan da jüri kurulsun ve dünya üzerinde herhangi bir þehir tesbit edilip, bu þehirde yarýn neler olacak diye falcýlara sorulsun. Bakalým bir gün evvelden o tesbit edilen yerde veya ülkede neler oluyor, tümünü haber verebilecekler mi?

    Ýþte meydan, iþte dünya !

    Her yeni yýl biterken bazý kâhin ve falcýlarýn sesleri duyulur.

    Yeni yýlda þu olacak, þu ölecek, þu günde dünya bozulacak vs. gibi.

    Çok þükür ki onlarýn dediklerinden hiçbirisinin gerçekleþtiði (55 senedir yaþýyorum) duymadým. Çünkü geleceði falcý deðil, kâinatýn yaratýcýsý "Âlemlerin Rabbi" Yüce Allah bilir. Allah'ýn bildirmediði bir þeyi kimse bilemez.

    Ýnsan, ancak Allah'ýn yarattýklarý üzerinde akýl yürütür. Ýlmi öðrenmeye çalýþýr. En akýllý ve en geliþmiþ varlýk insan olmasýna raðmen, insanýn bilgisi ve enerjisi sýnýrlýdýr. Beþeri ve tabii kanunlar arasýnda sebep-sonuç münasebetleri kurarak birtakým olaylarý keþfedebilir, bilgiyi öðrenir, yeni yeni kanunlarý isbat edebilir. Ama bu bilme ve tanýma gücü bir noktaya kadardýr. O noktadan ötesi insan için meçhuldür, gayb âlemidir. Gaybýn sýrlan ve tasarrufu ise Allah'ýn ilmine ve iradesine tabidir. Bu nedenlerle Allah'ýn bildirmediði bir þeyi ben biliyorum demek, hem ilahi talimata hem de insanlýk vasýflarýna aykýrýdýr. Bu itibarla yukarýda söylediðimiz gibi, falcýlarýn söylediklerinden bir kaç tanesi rastgelse bile, bu onlarýn gaybý bildiklerim ifade etmez. Nitekim bu konuyla ilgili olarak Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý'na sorulan bir soruya, Din Ýþleri Yüksek Kurulu Baþkanlýðýndan 27 Ocak 1987 tarih K6214-9/93 sayýlý yazýyla aþaðýdaki cevap verilmiþtir.

    "Gaybý Allah'tan baþka kimse bilemez. Nitekim Kur'ân-l Kerim'de (Neml Sûresi, Ayet: 65)

    "Göklerde ve yerde gaybý Allah 'tan baþka bilen yoktur" buyrulmuþtur. Rasulullah (S.A.S) Efendimiz de: "Kahin ve falcýya (yani gaipten haber veren kiþiye) inanan kimsenin 40 gün namazý kabul olmaz", "Ona inanan kiþi, bana indirileni (kitap ve vahyi) inkar etmiþ olur" buyurmuþtur.

    Bu itibarla yýldýzname ve benzeri fal kitaplarýna itibar edilmesi ve bu tür þeylere inanýlmasý caiz deðildir."

    Ýnsanlarýn maddi ve manevi ilerlemesine engel olan bu tür inançlar, ilk çaðlarýn müþrik toplumlarýndan zamanýmýza intikal etmiþtir. Ne çare ki modern dünyamýzýn modern toplumlarýnda hâlâ bu tür martavallara inananlar, gönül baðlayanlar pek çoktur.

    Meselâ böyle hayal üzerine yazýlmýþ bir kitapta þöyle denilmektedir.

    "Dahi 1231 kere YA MUÐNÝ deye seccadesi altýnda akçe (yani para) bula. Kimseye demeye batýl olur"(12).

    Ne saçmalýk!... Hiç oturduðun yerden'"YA MUÐNÝ" çekmekle seccadenin altý parayla dolar mý?.. Öyle olsaydý milyarlarca insan gecesini gündüzüne katarak geçim derdi peþinde koþar mýydý?..

    Ýþte böyle yanlýþ ve batýl telkinlerdir ki, asýrlardýr þark memleketlerini fakr u zaruret içerisinde kývrandýrmaktadýr. Bu kolaydan ve havadan para kazanma isteði tamamen tembellerin, miskinlerin falcý ve kahinlerin uydurduklarý yalanlardýr.

    Ama bu hurafelere de en çok kanan bizim halkýmýzdýr.

    Oysa mensup olduðumuz ÝSLÂM DÝNÝ, kesinlikle tembellikten, miskinlikten yana deðildir. Büyük müçtehit Ýmam-ý Azam Ebu Hanife Hazretleri, "Ýslâm'ýn dostu ilim, düþmaný cehalettir" demiþtir. Ama buna raðmen hurafelere de en çok bizim dindaþlarýmýz inandýrýlmaktadýr.

    Bu, bizim halkýmýzý iyi eðitemediðimizi, gerçek Ýslâm düþüncesini iyi öðretemediðimizi gösterir. Burada suçlu Ýslâm deðil, Ýslâm'ý iyi anlamayan ve anlatamayanlardýr. Çünkü Ýslâm, daima çalýþma, araþtýrma, okuma ve düþünmeyi teþvik etmektedir. Kur'ân-ý Kerim'de okuma, araþtýrma ve çalýþma ile ilgili yüzlerce ayet-i kerime vardýr.

    Ýslâm Dinine göre meþru yoldan kazanç temini için çalýþmak ibadet hükmündedir. Bu nedenle tembellik ve havadan para kazanma yollan Ýslâm'da reddedilmiþtir. Hele eli kolu baðlý oturup da: "Kaderimde ne varsa o çýkar" düþüncesi hiç bir þekilde kabul edilemez. Çünkü kutsal Kitabýmýz Kur'ân-ý Kerim'de Yüce Allah þöyle buyurmaktadýr:

    "Ýnsan ancak çalýþtýðýna eriþir. Onun çalýþmasý þüphesiz görülecektir. Sonra ona karþýlýðý noksansýz verilecektir" (Necm, 39, 40, 41). Bir baþka buyrukta da þöyle denilmektedir: "Namaz bitince yeryüzüne yayýlýn; Allah'ýn lütfundan rýzýk isteyin.." (Cuma, 10) Mülk Sûresi 15. âyette de þöyle bildirilir. "Yeryüzünü size boyun eðdiren O'dur. Öyleyse yerin sýrtlarýnda dolaþýn. Allah'ýn verdiði rýzýktan yiyin, sonunda dönüþ O'nadýr."

    Anlamlarýný sunduðumuz bu âyetler, kiþinin ve toplumun mutluluðu için çalýþmanýn ve araþtýrmanýn önemine dikkatlerimizi çekmekte ve çalýþmanýn Allah emri olduðunu ifade etmektedir. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.S.) de, her vesile ile çalýþmayý önermiþ, tembelliði kiþinin yüzkarasý olarak nitelemiþtir. Rýzýk kapýsýnýn günün en yüksek noktasýndan yerin derinliklerine kadar açýk olduðunu haber vermiþtir. Sevgili Allah Elçisinin hadis kitaplarýnda konuya iliþkin pek çok buyruðu vardýr.

    Bu konuda Milli Þairimiz M. Akif ERSOY da bir beyitinde þöyle diyor:

    "Bekayý hak tanýyan, say'ý bir vazife bilir,

    Çalýþ, çalýþ ki beka sa 'y olursa hak edilir."

    Kutsal kitabýmýz Kur'ân-ý Kerim'in pek çok yerinde insanýn düþünmesi, araþtýrmasý tavsiye edilir demiþtik. Ancak Kur'ân, prensiplere en genel þekli ile deðinir. Ayrýntýlarý insanýn çalýþmasýna, araþtýrmasýna, idrakine býrakýr. Çünkü ilerlemek, yükselmek ve baþarýya ulaþmak ancak çalýþmayla, bilimle elde edilir. Veren elin alan elden daha hayýrlý olduðu bildirilmiþtir. Kur'ân-ý Kerim'de, "Kim iyi davranýþta bulunursa kendisi için yapar, kim kötülük ederse kendisine eder. Allah kullarýna zulmetmez" (Fussilet Suresi, âyet, 46). emri mevcuttur. Buna göre iyiyi yapmak, doðruyu bulmak, yararlý yönde çalýþmak görevimizdir. Unutmayalým ki ne ekersek onu biçeriz.

    Burada bir noktaya daha deðinmek istiyorum. O da çalýþýrken doðruluktan ayrýlmamaktýr. Çünkü Yüce Allah Hûd Sûresi 112. âyetinde: "Emrolunduðun gibi dosdoðru ol" demektedir. Buna göre hangi iþ yerinde olursak olalým ve hangi iþte çalýþýrsak çalýþalým, daima iyi niyetle doðru çalýþalým. Zira Ýslâm'da falcýlýk, üfürükçülük yaparak deðil, alýnteri dökerek kazanç temini helaldir, insanlarý kandýrarak, inançlarý sömürerek kazanç temini ise haramdýr.

    Unutulmamalýdýr ki uygar uluslar uzayý parselleme, kâinatý feth etme yolunda yarýþ yaparlarken bizim, falcýnýn söylediklerinden, kuþun ötmesinden, kahvenin telvesinden ahkâm çýkarmamýz abestir.

    Bu hem ilme hem de Ýslama saygýsýzlýktýr. Konuyu Yüce Allah'ýn buyruðu ile noktalayalým.

    "Peygamber size ne emretti ise onu alýn (O'nun dediði ile amel edin). Size neyi yasak etti ise ondan sakýnýn."

    (Haþr Sûresi, Âyet: 7)

  7. #17

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Hurafeler ve Ýslam'ýn Hurafelere Bakýþý


    Dinin aslýnda bulunmayan, birtakým yollarla sonradan dine sokulan ve dinî inançmýþ gibi telakkî edilen söz, fiil ve davranýþlarýn tümü bidat ve hurafe kapsamýna girmektedir.

    Dinler tarihi incelendiði zaman görülecektir ki; hemen hemen her devirde bidat, hurafe ve batýl inanýþlar, toplumlarýn ortak problemi olmuþ, daima gündemdeki yerini ve önemini muhafaza etmiþtir. Bu, dün olduðu gibi bugün de böyledir. Birçok hurafe, dinimizin esas tâlimatý arasýna zararlý bir “parazit” gibi karýþmýþtýr. Maalesef bugün okumuþ-câhil, pek çok Müslüman bu hurafelere inanmaktadýr. O kadar ki bazýlarý, bu hurafeleri adeta dinî bir hüküm zannetmekte, hatta ve hatta birçok insan bunu din adýna samimi bir þekilde savunmakta ve bu davranýþýný “hakiki dindarlýk”, bunlara karþý çýkmayý ise “dinden uzaklaþma”, “itaatsýzlýk” ve “inançsýzlýk” olarak kabul etmektedirler. Halbuki, Dinin kabul etmediði anlayýþ, inanýþ ve uygulamalarla dindarlýk olmaz. Tam tersine hurafe ve batýl inanýþlar, farkýna varmadan kiþileri, inandýklarýný söyledikleri dinin gerçeklerinden ve özünden uzaklaþtýrýr. Gerçek dindarlýk, ancak Dinimizin ana kaynaklarýnda bulunan itikad, ibadet ve ahlak esaslarýný kabul etmek ve hayatýmýzý bu prensipler çerçevesinde düzenlemekle mümkündür.
    Bugün insanýmýzýn benimsediði batýl inançlar içinde akla, mantýða uymayan, Ýslam Dininin emirleriyle hiç baðdaþmayan öyle saçma fikirler vardýr ki, insan bunlara inananlara hem hayret ediyor, hem de üzülüyor.

    Zira kimi, diþi aðrýyanýn mezar taþýný ýsýrýp arkasýna bakmadan evine dönerse aðrýsýnýn kesileceðine, kimisi bazý mahallerdeki aðaç, türbe ve mescit pencerelerine bez baðlamakla, taþ yapýþtýrmakla dileðinin yerine geleceðine, kimisi de cuma günü ezan okuyan müezzine minareden baþörtüsü sallatýrsa, kýsmetinin açýlacaðýna inanmaktadýr.

    Bu arada baykuþun ötmesinden, köpeðin havlamasýndan, kurbaðanýn sesini yükseltmesinden, yýldýz kaymasýndan, göz seðirmesinden, burun kaþýnmasýndan, kulak kýzarmasýndan nice mana ve hükümler çýkarmaktadýr. Cuma gecesi ev temizlemenin, cumartesi günü de çamaþýr yýkamanýn uðursuzluk getireceðine inananlarýn sayýsý azýmsanmayacak kadar çoktur.

    Ashab-ý Kiram ve gerçek Ýslam âlimleri, bu çeþit batýl inançlarla asýrlar boyu mücadele etmiþler, hala da edilmektedir. Ama ne yazýk ki hurafelerin ve yanlýþ âdetlerin kökü bir türlü kurutulamamýþtýr.

    Toplumlarýn ortak kültürel ve sosyal derdi olan bu batýl inançlarýn neþvü nema bulmasýna, kök salmasýna zemin hazýrlayan birçok sebep vardýr. Cehalet, âdet, gelenek, görenek, menfi propaganda, çýkar hesaplarý, kiþisel zaaflar, insanlarýn saf ve temiz inançlarýný istismar, dini yanlýþ anlatma... gibi sebepler, hurafe ve batýl anlayýþlarýn ortaya çýkmasýna ve yayýlmasýna neden olan faktörlerden bazýlarýdýr.
    Ýnsan, yaratýlýþ itibariyle inanmaya ve telkine müsait bir varlýktýr. Baþýna bir dert, bir bela geldi mi, deva ve þifa umuduyla her çareye baþvurmakta, her duyduðunu yapmaya kalkýþmaktadýr.

    Ýþte insanýn bu zaafýný iyi bilen bazý kimseler, (üfürükçüler, muskacýlar, cinciler, falcýlar) bundan istifade etmesini bilmektedirler. Ýnsanýn duygu, düþünce ve inancýný istismar ederek onu, yanlýþ yollara sevk etmekte ve menfaat saðlamakta, hatta çevresinde manevî otorite kurabilmektedirler.

    Ancak biz inanýyoruz ki, iyi niyetli, temiz düþünceli Müslüman kardeþlerimizi bu kötü niyetli insanlarýn istismarýndan kurtarmak için onlarý uyarmak ve eðitmek gerekmektedir. Zira halkýmýzýn saðduyusu saðlamdýr. Hurafe inançlarýn ortadan kaldýrýlmasý için yýlmadan, usanmadan doðru olaný söylemek ve öðretmek gerekir.

    Hak gelince batýlýn ortadan kalkacaðýný Kutsal Kitabýmýz haber vermektedir.2 Nitekim Ýslam Dininin gelmesiyle yeryüzünde bir sürü batýl inanç yýkýlmýþ ve ortadan kalkmýþtýr. Günümüzde görülen bazý yanlýþ inanç ve adetlerin devam etmesi, Ýslam'ýn güçsüzlüðünden deðildir. Zira Ýslam esaslarýný, Ýslam düþüncesini iyi bilen hurafeye, safsataya kanmaz. Hurafelerin devam etmesi, halkýn çoðunluðunun Ýslam Dininin emir ve yasaklarýný iyi bilmeyiþinden, bizim de halkýmýzý iyi eðitemeyiþimizdendir. Ýþte bu noksanlýðý gidermeye bir nebze katkýda bulunmak amacýyla bu makaleyi yazma ihtiyacýný duydum.



    --------------------------------------------------------------------------------

  8. #18

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Ýslam'da Hýdýrellez Kutlamasý Yoktur


    Ahmet Þahin
    Soru: Hýdýrellez (Hýdrellez) hakkýnda bir mü'minin görüþü ne yönde olmalýdýr? Çok fazla bâtýl itikat var. Mesela para kesmek gibi. Gazete sayfalarýný para niyeti ile dua ederek kesiyorlar. "Sembolik olarak kesiyoruz diyorlar." ya da gül dibine ev yapmak vs. hatta kesilen gazeteden paralarý bir torba içerisinde aðzý biraz açýk býrakýlarak dýþarý asýyorlar, Hýzýr (A.S.), gece gezermiþ bu gece, eli deðsin diye vs. bunlar hakkýnda açýklamalý yer verirseniz sualime sevinirim.

    Cevap: Öncelikle batýl olan hiç bir uygulamayý dinimiz kabul etmez. Hýdýrellez kutlamalarýný batýl ve hurafelerle doldurmak doðru deðildir. Bahsettiðiniz hurafe uygulamalara itibar etmemek bu gibi hurafelerden uzak durmak gerekir.

    Her sene bahar mevsimindeki yeþilliðin canlandýðý mayýs ayýnýn baþlarýnda bir Hýdýrellez Bayramý kutlanmaktadýr. Bu bayramda insanlar ateþler yakýp üzerinden atlayarak kýsmet bulacaklarýný düþünmekte, içine girecekleri bir eve sahip olacaklarýný ümit etmekte, daha nice niyetlerinin bu bayram günündeki bazý âdetlerle gerçekleþeceðini beklemektedir.. Bunlarýn gerçekle ilgisi ne kadardýr? Daha doðrusu, Hýdýrellez ne demektir? Bunun bir aslý olmalý, sonra bu hale getirilmiþ bulunmalý diye düþünmekteyiz. Bu konuda bilgi verebilir misiniz?

    Efendim, bazý konular halk örfünde kabuk baðlayýp özünden uzaklaþýr duruma girebilmektedir. Zannederim mayýs ayýnýn baþýnda kutlanan Hýdýrellez bayramýnda da böyle bir kabuk baðlama durumu söz konusudur. Olayýn aslýný þöyle ifade edebiliriz:

    Hz. Musa (A.S.) zamanýnda hükümdarýn birinin temiz niyetli bir oðlu kendini dine verir, dinî hayat yaþayýp dinî hizmetlerle hayatýný deðerlendirmek ister. Babasýnýn hükümdarlýðý, makamý, mevkii onu tatmin etmez. Hükümdar oðlunun kendini dinî hizmetlere adamasý, çevrenin irþadýna yönelmesi Rabb'imizin de hoþuna gider. Ona kerametler ihsan eder. Bu sebeple bu genç irþat için gezerken uðradýðý çorak araziler yeþillenmeye baþlar. Kupkuru çöllerin yemyeþil hale geliþi, oradan hükümdarýn oðlunun geçtiðini göstermiþ olur.

    Arapça'da yeþilin bir adý da (hazr) olduðundan çorak yerlerin yeþillendiðini gören halk buradan Hýzýr geçmiþtir diyerek Hýzýr ismini meþhurlaþtýrmaya baþlarlar. Bir ara bu genç, zamanýn peygamberi Hz. Ýlyas (A.S.)'la da buluþur. Böylece Hz.Ýlyas (A.S.)'la buluþtuðu güne halk, Hýzýr–Ýlyas buluþma günü olarak isim verirler. Sonralarý bu isim yuvarlanarak Hýdýrellez þekline dönüþür. Týpký hoca merhumun, oðlunuzun adýný Eyyüb koyarsanýz dikkat edin, sora söylene söylene ip kalýr, sözündeki gibi, Hýzýr ile Ýlyas da Hýdýrellez olup çýkar..

    Hýzýr’ýn aslýnda geçtiði yerleri yeþillendiren bir veli mi, yoksa ayrýca bir de peygamber mi olduðu konusunda çeþitli rivayetler vardýr. Fakat gerçek olan odur ki, velilerin hayatýný yaþamakta olan Hýzýr (A.S.), beþ çeþit hayat derecesinin ikinci derecesinde yaþamaktadýr. Bu derecedeki hayat bizim gibi maddi þartlarla baðlý deðildir. Bir anda birçok yerlerde farklý görüntülerle bulunabilir.

    Bu yüzden halk arasýnda da Hýzýr (A.S.) eriþmiþtir imdadýna diye de söylentiler yayýlmaktadýr..

    Bazen Hýzýr makamýna çýkýp da Hýzýr’dan ders alan velilerin de olduðu, bunlarýn Hýzýr gibi darda kalanlarýn imdadýna koþtuðu, bu yüzden de onlarýn da Hýzýr'ýn kendisi sanýldýðý anlaþýlmaktadýr.

    Bediüzzaman Hazretleri'nin Mektubat'ýnda bu konudaki soru cevapta, Hýzýr (A.S.), hayattadýr; ancak onun hayatý ikinci derecede hayat olduðundan birçok alimler hayatta olmadýðýný düþünmektedir, þeklinde bilgi vardýr.

    Hýzýr–Ýlyas buluþma günü olarak bildiðimiz altý mayýs Hýdýrellez bayramýna bu bilgi ve ilgi bakýlýrsa herhalde gerçeðe daha yakýn bir bakýþla bakýlma ve kutlama söz konusu olur.

    Bugüne ait ateþ yakýlýp üzerinden atlanýlmasý, oyuncak evler yapýp gerçeðine kavuþulacaðýnýn düþünülmesi.. gibi âdetler halkýn iyilik temennilerinden ibaret arzulardan sayýlýrlar. Kesinlik arz eden gerçekler olarak kabul edilmezler. Bunlardan medet umulmaz.

  9. #19

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Ýslamiyet'te Muskanýn Hükmü Nedir?

    Ukbe Bin Amir r.a.'den; “Birisi biat ederken Resûlullah (S.A.V.) ondaki muskayý kopardý ve buyurdu ki; “Kim muska asarsa þirk koþmuþtur.” [1]

    Ýbnu Mes'ud (R.A.) anlatýyor: "Resûlullah (S.A.V.)'ý iþittim, diyordu ki: "Rukyelerde, temimelerde (muskalarda), tivelelerde (muhabbet muskasý) bir nevi þirk vardýr." Bunu iþiten bir kadýn atýlarak, (Ýbnu Mes'ud'a): "Böyle söylemeyin, benim gözüm aðrýyordu. Falan Yahudiye gittim geldim. O bana rukye yaptý. Aðrým kesildi" dedi. Abdullah Ýbnu Mes'ud (R.A.) tereddüt etmeden, "Bu (aðrý) þeytanýn iþiydi, o eliyle dürtüyordu, sana rukye yapýlýnca vazgeçti. Bu durumda sana Resûlullah (S.A.V.) gibi, þöyle söylemem kâfidir: "Ýzhebi'l-bâs Rabbe'n-nâs eþfi ente'þ-Þâfi, Lâ þifâe illâ þifâuke, þifâen lâ yuðâdiru sakamen. (Ey insanlarýn Rabbi, acýyý gider, þifa ver, sen Þafisin. Senin þifandan baþka bir þifa yoktur, hiçbir hastalýðý terk etmeyen bir þifa istiyorum." [2]

    Cabir (R.A.) anlatýyor: "Resûlullah (S.A.V.)'dan nüþre hakkýnda sorulmuþtu: "O þeytan iþidir!" buyurdu." [3] Nüþre; kendisine cin çarptýðý zannedilen kimseye yapýlan muskadýr. (Hattabi) Büyüyü büyü ile bozmak (nüþre) yasaktýr. Lakin büyü, Kuran ile bozulabilir.

    Hasan (el Basri) dedi ki; "Nüþre (cin muskasý), sihirdir." [4]

    Ýsa Ýbnu Hamza rahimehullah anlatýyor: "Abdullah Ýbnu U***m (R.A.)'ýn yanýna girdim. Kendisinde kýzýllýk vardý. “temime (muska) takmýyor musun?" diye sordum. Bana þu cevabý verdi: "Bundan Allah'a sýðýnýrým. Zira Resulullah (S.A.V.) þöyle buyurmuþtu: "Kim bir þey takýnýrsa, ona havale edilir." [5]

    Abdullah bin U***m Ebu Mabed el-Cuheni'den; Ýsa bin Abdurrahman dedi ki; Abdullah bin U***m'in yanýna girdik ve þöyle dedik; (O humre hastalýðýna yakalanmýþtý.) "Bu hastalýðýn geçmesi için (muska gibi) bir þey takmýyor musun?" Þöyle cevap verdi; "Ölmek ondan iyidir. Zira Peygamber (S.A.V.), þöyle buyurdu; "Kim (Muska gibi) bir þey takýnýrsa, o takýndýðý þeye býrakýlýr." [6]

    El-Mugira bin Þube'den; Resulullah (S.A.V.) buyurdu ki; "Daðlama veya rukye yaptýran tevekkülden uzaklaþmýþtýr." [7]

    Ukbe bin Amir (R.A.)'den; Resulullah (sav) buyurdu ki; "Kim temime (nazarlýk vb.) takýp asarsa, Allah ona (istediði þeyi) tamamlamasýn! Kim de vedaa (nazardan korunmak için takýlan deniz kabuðu ) asýp takarsa Allah onu amacýna ulaþtýrmasýn! " [8]

    Haris bin Ebi Usame Müsnedinde Ebu Hadaþ'tan rivayet ediyor; "Bir kadýn Peygamber (sav)'e geldi ve dedi ki; "Kocam bana karþý kaba davranýyor. Onu kendime baðlamak için (büyü gibi) bir þey yapsam ne dersin ?" Buyurdu ki; "Öf öf öf! Göktekilere ve yeryüzündekilere eziyet verdin ve çamuru bulandýrdýn! " Sonra kadýn oradan ayrýlýp baþýný týraþ etti, siyahlar giyindi ve daðda yaþamaya baþladý. Peygamber (sav)'in yanýnda ondan bahsedilince buyurdu ki; "Onun tövbesinin kabul edilip edilmeyeceðini bilmiyorum."

  10. #20

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Kadýn ve Hurafe


    Tarih incelendiðinde görülüyor ki kadýn, haklar bakýmýndan asýrlar boyu ihmal edilmiþ, horlanmýþ, en aðýr zulüm, baský ve iþkencelere maruz tutulmuþtur. 19. yüzyýlýn ortalarýna kadar, gerek Avrupa, gerekse Asya'da kadýn, hukukundan yoksun býrakýlmýþtýr.
    Mesela: Yahudi kýzlarý babalarýnýn evlerinde hizmetçi kabul edilmiþ, ÎRAN'da MEZDEK, ana ve kýz kardeþle evlenmeyi meþru gören yeni bir din kurmuþtu!.. Çin ve Hind gibi çok eski milletlerde de kadýnýn sosyal mevkisi çok düþüktü. Hind'de kadýn, zavallý bir yaratýk olarak kabul ediliyor, her türlü aþaðýlýk arzulara alet ediliyordu. Vedalarý okumaktan uzak tutuluyor, ayin ve merasimlere kabul edilmiyordu. Kadýnýn dini efendisine hizmet etmekti. Görevi ve deðeri, eðer kocasý ölmüþ ise onun cesedi üzerinde kendisini yakmasýydý.

    Eski Yunanlýlarda da kadýn, medeni haklar adýna hiçbir þeye malik deðildi. Kadýn kocasýnýn, kocasý yoksa babasýnýn, o da olmazsa akrabasýndan diðer erkeklerin vasiliði altýnda yaþardý. Kocasý onu istediði zaman boþar ya da baþkasýna devredebilirdi.

    Eski Roma'da da kadýnýn durumu çok feciydi. Hatta Roma'da bazý toplantýlarda, kadýnýn ruhsuz ve edebi hayattan nasibi olmayan bir hayvandan ve þeytanýn iðrenç iþinden ibaret bulunduðuna dair kararlar alýndýðý bile vakidir.

    Ortaçaðda Bizans'ýn en þaþaalý zamanlarýnda bile kadýnýn sosyal mevkisi çok düþüktü. Bizans'ta kadýnýn durumu kýsaca þöyleydi:

    Kadýn erkeðin malý idi. Onda istediði gibi tasarruf hakký vardý. Hayat ve ölümü eþinin elindeydi. Köle olarak kabul edilirdi. Kadýnýn önce babasýnýn, evlendikten sonra kocasýnýn, kocasý ölünce de oðlunun esiri idi. Kadýn bir þehvet metaý addolunurdu. En medeni olan Atinalýlar arasýnda bile kadýn çarþýlarda satýlýr, .baþkalarýna ihale olunurdu. O sadece evin düzeni, çocuklara bakmak için lâzýmdý.

    1788 yýllarýna kadar kadýn Ýngiltere'de de kocasýna mutlak itaate mecbur olup hemen hemen hiçbir hakka sahip deðildi.

    1888 yýlýnda Ýngiliz piskoposlarýndan "Dour", Vestminister kilisesinde yaptýðý bir konuþmasýnda þöyle diyordu. "Bundan 100 sene evveline gelinceye kadar kadýn, erkeðin sofrasýna oturmak hakkýna sahip olmadýðý gibi sorulmadan söze baþlamasý da caiz deðildi.

    Kocasý da baþýnýn ucuna kocaman bir sopa asardý ki karýsý ne zaman bir emrini tutmazsa, onu kullanýrdý. Kadýnýn sözü kýzlarýna geçmezdi. Erkek çocuklarý ise analarýna ev içinde bir hizmetçi kadýndan fazla paye vermezlerdi.

    Ýslâmiyet'ten önce Arap Yarýmadasý'nda da kadýnýn durumu yürekler acýsý idi. Araplar kýzlara karþý olan nefrette o kadar ileri gidiyorlardý ki, yaþama hakkýný dahi onlara çok görüyorlardý. Kýz çocuklarýný diri diri topraða gömmeyi kendilerine göre fazilet kabul ediyorlardý. Herhangi birisinin bir kýz çocuðu dünyaya geldiði zaman öfkesinden ne yapacaðýný bilemezdi.

    Kutsal kitabýmýz Kuran-ý Kerim onlarýn bu insanlýk dýþý davranýþlarýný þöyle anlatýr:

    "Onlardan birine kýz doðumu müjdesi verilince öfkeli olarak yüzü simsiyah kesilir. Kendisine verilen kötü müjde yüzünden halktan gizlenmeye çalýþýr. Onu utana utana tutsun mu? Topraða mý gömsün?.." (Nahl Suresi, Âyet, 58,59).

    Ýslam'a kadar bütün dünyada kadýn deðersiz bir yaratýk olarak kabul edilmiþ, yüzyýllar boyu ona hiçbir sosyal hak tanýnmamýþtýr.

    Ýslâm'dan önce Hz. Ýsa kadýnlar hakkýnda iyi düþünceliydi, onlarýn hukukunu korumak istedi. Ama kilise Hýristiyanlýðýn kadýnlar hakkýnda þefkat ve merhamete dayanan ilkelerini istediði biçimde deðiþtirdi. Hatta Hýristiyan azizlerinin katlettirdiði binlerce kadýnýn acýklý öyküleri tarihte yazýlýdýr.

    Ýlk âyetinden itibaren dünyada yeni bir çýðýr açan, dünyaya kurtuluþ yollarýný gösteren Ýslâm, o zamana kadar kadýnlara verilmeyen haklar getirmiþ, kadýný özgürlüðüne kavuþturmuþtur. Ýslâm'a göre kadýn erkeðinin eþi, yardýmcýsý ve danýþmaný olarak kabul edilmiþtir. Ona, aile içerisinde söz hakký tanýnmýþ ve birtakým görevlerle yükümlü kýlýnmýþtýr. Hz. Muhammed (S.A.S.): "Kadýn da kocasýnýn evinde bir çobandýr ve yönetimi altýnda olanlardan sorumludur" buyurmuþ, onun aile içinde söz sahibi olduðunu cihana ilan etmiþtir.

    Ýslâm'da kadýna iþkence etmek, onu horlamak, küçük görmek, mal varlýðýna tecavüz etmek yoktur. Kadýna aile içinde ve toplumda saygý esastýr. Peygamberimiz: "En hayýrlýnýz kadýnlarýna karþý en iyi davrananýnýzdýr" buyuruyorlar.

    Ýslâm esaslarýna göre kadýn da erkek gibi inanç, amel ve ahlâk hükümleriyle yükümlüdür. Ýyilik ve doðruluk üzere davranmada, kötülüklerden sakýnmada aynen erkek gibidir.

    Kadýn hukuk açýsýndan ve haklarýný kullanmasý bakýmýndan o zamana kadar dünyanýn hiçbir yerinde rastlanmayan ve hiçbir dinde görülmeyen geniþ yetkilere kavuþmuþtur. Þöyle ki:

    "Ýslâmda kadýn malý, nefsi ve zimmeti üzerine istediði gibi tasarruf hakkýna maliktir. Kimsenin iznine ve hakimin müdahalesine ihtiyacý yoktur. Evlenme, alým-satým, kiraya verip alma, baðýþ yapma, kefil alma, ödünç para verme, þirket kurma, vekalet, sulh ve ibra, dava ve ikrar gibi bilcümle hususlarda erkek gibidir. Erkek gibi gayrimeþru fiil ve hareketlerinden mal ve vicdan bakýmýndan sorumludur".

    Tanýklýk ve diyet gibi bir kaç mesele de erkekle eþit tutulmamýþtýr. Ancak bu insan haklarý bakýmýndan deðil, kadýnlarýn özelliklerinden ötürüdür.

    Ýslâm kadýnlara siyasal tercihlerini kullanma hakkýný da tanýmýþtýr. Hz. Peygamber kadýnlarýn oylarýný kabul etmiþtir.

    Ýslâm tarihinde hadis, fýkýh, tarih, siyaset ve týp gibi bilim dallarýnda yetiþmiþ pek çok ünlü kadýn vardýr.

    Mesela Hz. Peygamberimizin muhterem eþi Hz. Aiþe Kuran, hadis, edebiyat ve tarih ilminde kaynak kabul edilen bir bilgin hanýmdýr. Ayrýca fetva veren meselelerin hukuki hükmünü bildiren 7 büyük sahabiden biri olarak kabul edilir.

    Üçüncü Abbasi Halifesi Mehdi'nin kýzý Hayzüran, siyasal bilimlerde ünlüdür. Yine Hicri 5. asrýn bilgin hanýmlarýndan ÞEHDE, Baðdat Camii'nde devrin en büyük edip ve bilginlerine tarih ve edebiyat konferanslarý vermiþtir. Ýslâm tarihinde böyle daha pek çok bilgin hanýmefendiler vardýr.

    Dünyanýn her yerinde insan haklarýnýn çiðnendiði, insan ve kadýn ticaretinin yapýldýðý, kadýna hiçbir hakkýn tanýnmadýðý, her türlü zulüm ve hareketin reva görüldüðü, bir meta gibi elden ele satýldýðý, hatta uzun süre "Kadýnýn ruhu var mýdýr, yok mudur?" diye tartýþmasýnýn yapýldýðý bir çaðda, Ýslâm'ýn ve sevgili Peygamberimizin kadýn haklarýna karþý gösterdiði titizlik, hiç þüphesiz yüce dinimiz Ýslâm'ýn getirdiði yeniliklerdir. Tarih budur, gerçek budur.

    1789 Fransýz Büyük îhtilali'nin, kan akýtarak yazdýðý "Hukuku Beþer Beyannamesi" ve ondan çok yýllar sonra, Birleþmiþ Milletlerin "Ýnsan Haklarý Beyannamesinden", insanlýðýn çok uzak olduðu bir dönemde ta 15 asýr önce, Ýslâm'ýn kadýna tanýdýðý haklar hiç de küçümsenecek ölçüde deðildir.

    Ýslâm'da kadýna saygý bir anlamda Peygamberin buyruklarýna saygýdýr. Çünkü kadýn varlýðýmýzýn devamlýlýðýnýn kaynaðýdýr.

    Sevgili Peygamberimiz Veda hutbesinde:

    "Ey insanlar! Sizin kadýnlarýnýz üzerinde birtakým haklarýnýz vardýr. Onlar sizin haklarýnýza riayet etmelidirler.Onlarýn da sizin üzerinizde haklarý vardýr. Onlara karþý iyi davranýnýz. Eþlerinize þefkatle muamele edin. Siz onlarý Allah'ýn ahdi ile aldýnýz. Onlar size Allah'ýn ahdi ile helâl olmuþtur" buyurmuþlardýr.

    Ýslâm kadýný bu þekilde deðerlendirmesine raðmen, maalesef bazý cahil kiþilerin gözünde o, hâlâ "saçý uzun, aklý kýsa" kabul edilerek ezilmeye, horlanmaya mahkûm bir varlýk gibi muamele görmektedir.

    Ancak kadýn hakkýnda söylenen bir sürü hurafenin mevcudiyeti de bir gerçektir. Ýþte kýz, kadýn ve gelinler hakkýnda söylenen hurafelerden bazý örnekler.

    —Evden çýkan erkek iþine giderken önünü kadýn keserse iþi ters gider.
    —Kýsa boylu kadýn uðursuzdur.
    —Hayýzlý (aybaþýlý) kadýn sebze bahçesinden geçerse sebzeleri kurutur.
    —Hayýzlý kadýn akþam ezanýndan sonra küpten turþu çýkarýrsa turþu bozulur.
    —Gelin eve ilk geldiðinde kaynanasýnýn iki bacaðý arasýndan içeri girerse saygýlý olur.
    —Bir kýz akþam ezaný okunurken merdiven altýndan geçerse kýsýr kalýr.
    —Cuma günü ezan okuyan müezzine kýzýn baþörtüsü veya mendili sallattýrýlýrsa nasibi çýkar.
    —Çocuðu yaþamayan bir kadýn bir yatýra "Bunu sana sattým" der ve kurban kestirir. Çocuk dünyaya gelince eðer kýz ise adýný satý, oðlan olursa Satýlmýþ koyar. Aksi halde çocuðu yaþamaz.
    —Çocuðu ölen kadýn Cuma günü iþ yapmaz.
    —Gelin olanýn duvaðý evde kalmýþ kýzýn baþýnda çözülürse bahtý açýlýr.
    —Evde kilitlenen kilit, bayram sabahý veya Cuma günü, namazdan önce imam tarafýndan camide açýlýrsa kýzýn bahtý açýlýr.
    —Çocuðu yaþamayan kadýn yeniden doðum yaptýðýnda 40 evden topladýðý parçalarla gömlek dikip çocuðuna giydirirse çocuðu yaþar ve ömrü uzun olur.
    —Aþ yeren bir kadýn çirkin bir yere bakarsa çocuðu çirkin olur.
    —Doðum yapan kadýn yedigün çocuðunun yanýndan dýþarý çýkmaz. Çýkarsa cinniler gelir çocuðu götürür. Baþka bir çocukla deðiþtirir.
    —Doðuran kadýnýn (lohusanýn) bulunduðu yere süpürge, Kur'ân, soðan, sanmsak aþýlýrsa "alkansý" lohusa ve çocuða zarar vermez.
    —Lohusa kadýnýn ve çocuðun yastýðý altýna iðne, çuvaldýz, kama, býçak konursa albasmaz.
    —Bir hamile kadýn ölü yýkanýrken suyundan atlarsa çocuðu baygýn doðar (Kýbrýs).
    —Evli birinin yüzüðünü bekar kýz takarsa kýsmeti kesilir (Kýbrýs Halk Ýnanýþlarý).
    —Bekar kýz, evli birinin gelinliðini giyerse kýsmeti kesilir (Kýbrýs).
    —Hamileyken yumurta yiyen kadýnýn çocuðu haylaz olur (Kýbrýs).
    —Hamileyken anýnda anahtar açanýn doðumu kolay olur (Kýbrýs

Sayfa 2/3 ÝlkÝlk 123 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Þu an Bu Konuyu Gorunteleyen 1 Kullanýcý var. (0 Uye ve 1 Misafir)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok
  •