Teþekkur Teþekkur:  0
Beðeni Beðeni:  0
Sayfa 1/3 123 SonSon
24 sonuçtan 1 ile 10 arasý

Konu: Batýl Ýnançlar

Hybrid View

önceki Mesaj önceki Mesaj   sonraki Mesaj sonraki Mesaj
  1. #1

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart Batýl Ýnançlar

    Ay ve Güneþ Tutulmasý
    Ay ve güneþ tutulmasýný hurafeye karýþtýranlar çýkmýþtýr. Nitekim bazý yörelerimizde; Ay ve Güneþin þeytanlar tarafýndan tutulduðuna inanýlmaktadýr. Bu nedenle tutulma olayý baþlayýnca teneke ve davul çalýnmakta, bazý yerlerde de silah atýlmaktadýr. Sebebi ise; þeytan gürültü ve silah sesinden korkarmýþ. Böylece Ay ve Güneþ tutulmaktan kurtulurmuþ.
    Bir baþka inanýþa göre de "Ay ve Güneþi melekler götürüp bir danaya teslim ederlermiþ, o dana da denize batýrýrmýþ. Denize batýrýlan ay ve güneþi de balýklar yutarmýþ."

    Ayrýca ay ve güneþ tutulmasý ile ilgili olarak þu inançlar da yaygýn olarak söylenmektedir.

    —Ay ve güneþ tutulmasý kýyamet alametidir.

    —Ay ve güneþ tutulursa o yýl kýtlýk olur.

    —Ay ve güneþ tutulursa savaþ ve karýþýklýklar çýkar.

    —Ay ve güneþ tutulmasý büyük ve ünlü kiþilerin ölümüne iþarettir.

    Hz. Muhammed (S.A.S)'in oðlu Ýbrahim, 18 aylýk iken ölmüþtü. Ýbrahim'in öldüðü gün Güneþ tutulmuþtu. Bunu gören halktan bazý kimseler, "Güneþ, Ýbrahim öldüðü için tutuldu" demiþlerdi. Ýþte bu inanç, bu olaya dayanarak ileri sürülmüþtür. Oysa ay ve güneþ tutulmasýnýn yukarýda iddia edilen olaylarla hiçbir ilgisi yoktur.

    Muðire Ýbn Þu'be (R.A.)'den gelen bir rivayette þöyle denilmiþtir.

    «Resulullah (S.A.V) zamanýnda (Peygamberimizin oðlu) Hz. Ýbrahim vefat ettiði gün güneþ tutuldu. Halk: «Güneþ, Ýbrahim'in ölümünden dolayý tutuldu» dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz (S.A.V): "Güneþ ile ay hiçbir kimsenin ne ölümünden ne de hayatýndan dolayý tutulmuþtur. Bunu görünce hemen namaza durup Allah'a duaya koyulun" buyurmuþtur.»

    Yine konuyla ilgili olarak bir baþka hadislerinde de þöyle söylemiþtir: "Þüphesiz ki güneþ ile ay insanlardan kimsenin ölümü için tutulacak deðildir. Lakin bunlar Allah'ýn âyetlerinden (kudretinin delillerinden) iki ayettir. Binaenaleyh bu olayý gördüðünüzde (hemen) kalkýp namaz kýlýnýz."

    Bu hadislerden açýkça anlaþýlmaktadýr ki, ay ve güneþ tutulmasýnýn ölüm olayý ile hiçbir ilgisi yoktur. Hadisin sonundaki "Bu olayý görünce namaz kýlýnýz" buyruðu ise, Cenab-ý Hakk'ýn bilinir, bilinmez afet ve belâlara karþý bizlerin korumasý, esirgemesi ve yardýmýný eksik etmemesi, dileðimizi kendisine arz etmek içindir. O, yardým etmezse hiçbir þey yapamayacaðýmýz idrak içindir. Çünkü her þeye kadir olan ancak Yüce Yaratandýr. Böyle durumlarda Sevgili Peygamberimiz Allah'a karþý dua ve niyazda bulunmuþ. O'nun huzurunda secde ve rüku yaparak namaz kýlmýþtýr. Bizlere de ayný þeyi yapmamýzý tavsiye etmiþlerdir.

    Bilindiði gibi ay ve güneþ kainat düzeni içerisinde Allah'ýn irade buyurduðu ilâhi kanuna tabi olarak varlýklarýný devam ettirmektedirler. Nitekim Kurân-ý Kerîm'de þöyle buyrulmaktadýr.

    "Güneþ kendine mahsus yörüngesinde akýp gitmektedir, Ýþte bu, güçlü ve bilgin olan Allah 'ýn kanunudur. Ay için de birtakým menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, eðri hurma dalý gibi (hilal) olur da geri döner. Ne güneþ aya yetiþebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Bunlardan her biri belli bir yörüngede yüzmeye (akýp gitmeye) devam ederler."

    Ay ve Güneþ tutulmasý ne þeytanýn karartmasý, ne de dananýn onu denize atmasý ile ilgilidir. Ay ve Güneþ tutulmasý, Ay ve Dünyanýn güneþ etrafýndaki hareketlerine baðlý bir oluþ biçimidir. Günümüzün astronomi bilginleri için, ay ve güneþin hangi tarihte tutulacaðým, tutulma olayýnýn kaç dakika süreceðini ve yeryüzünün nerelerinden görünebileceðini önceden hesap etmek artýk bir oyuncak haline gelmiþtir. Buna raðmen bu astronomi olayýný idrak edemeyenler hâlâ bulunmaktadýr.

    Ay ve güneþ tutulduðu zaman bazý yörelerimizdeki silah atma, teneke çalma adeti, kanaatimizce hadislerde zikredilen, "Namaz kýlýnýz, Allah'a dua ediniz" tavsiyesini, Müslümanlara haber vermek için olsa gerektir. Fakat bu uyarý zamanla, "Þeytanlarý kovalama" þeklinde yanlýþ bir inanýþa dönüþmüþtür. Giderek "kýtlýk alameti", "savaþ iþareti", "ünlülerin ölümü" gibi batýl inanýþlara kaymýþtýr



    --------------------------------------------------------------------------------

  2. #2

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Aynalarýn Kýrýlmasý Niçin Uðursuzluk Getirir?Ayna kýrýlmasýnýn uðursuzluk getireceðine olan inanýþ, en eski batýl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanýn yapýlýþýndan yüzyýllar öncesine, hatta ilk çað insanýna kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan þaþýrmýþ, bunun kendisinin ruhu olduðunu sanmýþ, suyu bulandýrýp görüntüsünün kaybolmasýna neden olanlarý da düþman bilmiþtir.

    Ýlk aynalarýn kullanýlýþý eski Mýsýr devirlerine rastlar. Bunlar pirinç, bronz, gümüþ hatta altýn gibi metallerden yapýlmýþ ve çok iyi parlatýlmýþ yüzeylerdi ve de tabii ki kýrýlmalarý mümkün deðildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden yansýyan görüntünün o insanýn ruhunun bir yansýmasý olduðuna inanýlýyordu. Sonralarý buna vampirlerin ruhlarý olmadýðýndan bu parlak yüzeylerde görüntülerinin de yansýmadýðý inancý ilave edildi.

    Cam kaplarýn yapýlmaya baþlanýlmasýndan sonra da, içindeki sudan yansýyan görüntünün ruhun bir yansýmasý olduðu inancý devam etti ama camlar kýrýlabiliyordu ve o zaman da içinde bulunan ruhun bir parçasý vücudu terk ediyordu. Birinci yüzyýlda Romalýlar bu uðursuzluðun süresini 7 yýla çýkardýlar. Romalýlar, hayatýn her yedi senede bir kendini yenilediðine inanýyorlardý. Camýn kýrýlmasý sonucu ruh ve dolayýsýyla insanýn saðlýðý tahrip olduðundan, vücudun kendini yenileyerek, saðlýðýna kavuþmasý için yedi yýl geçmesi gerekiyordu.

    Bu batýl inanç, 15. yüzyýlda Ýtalya'da, Venedik þehrinde, arkasý gümüþ kaplý, çok kolay kýrýlabilir ve pahalý ilk aynalarýn yapýlmasý ile birlikte iyice geliþti. Ýnanç biraz da ekonomik boyut kazanmýþtý. Aynayý taþýyanlar, evlerde aynalarý temizleyen hizmetkarlar, aynalarý kýrmalarý halinde, yedi yýl boyunca, ölümden daha beter felaketlerle karþýlaþabilecekleri hususunda uyarýlýyorlardý.

    Bu inançla beraber geliþtirilen bazý önlemler de oldu tabii. Örneðin: aynanýn kýnlan parçalarý toplanýr ve güneye doðru akan bir ýrmakta yýkanýrsa veya topraða gömülürse kötü þans yok edilmiþ olur. Ancak kýrýlan parçalarý alýp evden çýkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarýndaki aynalarýn üzerleri kullanýlmadýðý zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasýn. Ölen bir insanýn evindeki aynalarýn da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doðru olan yolculuðunda bir engelle karþýlaþmasýn.

    17. yüzyýlýn ortalarýnda Ýngiltere ve Fransa'da ucuz maliyetli aynalar üretilmeye baþlanýldý ama batýl inanç o kadar yerleþmiþti ki, günümüzün modern dünyasýnda bile hala devam ediyor

  3. #3

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Bu Linki Görmeniz Ýçin SupersatForuma Uye Olmanýz Gerekmektedir.

    Batýl Ýnanç, Þirke Açýlan Bir Kapýdýr
    Batýl inançlar (bidat), halkýmýz tarafýndan birçok yerde uygulanan yanlýþ bir adet ve gelenektir.Günlük hayatýn çoðu yeri için ülkemizin çoðu yerinde gelenekselleþtirilip dîn¥ bir hareketmiþ gibi göstermek, çok yanlýþtýr.

    Günümüzde pek çok batýl inanç, Müslümanlarýn hayatýna girmiþtir. Bu sebeple dininin emirlerini yerine getirmek isteyen her kiþi, bu hususa dikkat etmeli; dinde eksiltme ya da ilave mahiyetinde olan söz, tavýr ve davranýþlarýn yasaklanmýþ þeyler olduðunu bilerek bunlarý hayatýndan ayýklayýp atmalýdýr. Burada müracaat edilecek yegane kaynak ise, Kurân ve Sünnet'tir.

    Öncelikle belirtmek gerekir ki; Türk adet ve göreneklerinde olan her þeyi yapmak zorunluluðu yoktur. Bazý adet ve görenekler, çok yararlý olup; Ýslam'a aykýrý deðildir. Düðünden önce niþan ve söz yapýlmasý, bu güzel adet ve göreneklerimizin en güzel örneklerindendir.

    Allah, insanýn dilemesi için uygun yollarýný Kurân'a çok açýk bir biçimde bildirmiþ, Peygamber Efendimiz de (S.A.V.) hayatýnda bunu görülür biçimde uygulamýþtýr.

    Dilemek için en uygun yol duadýr. "Duanýz olmasa ne ehemmiyetiniz var?" (Furkan-77) ayetiyle bu açýkça belirtilmiþtir. Dua; mübarek gün ve geceler ile mübarek yerlerde daha makbul olur. Kurân-ý Kerimde ve sünnette söylenildiði üzere Kabe'de, Kadir gecesinde, seher vaktinde ve Cuma gecesinde yapýlan dualar diðer zamanlara göre daha makbul olur. Bunun yanýnda bazen düþünmenin bile dua olduðu söylenmiþtir. Namaz kýlmak, Kurân okumak, Allah'ýn isim ve sýfatlarýný anmak, onu tevekkül edip dua etmek dilemenin en faydalý yollarýndandýr. Halkýmýz ise bazen inançlarý gereði dua etmek için türbelere akýn eder; dilek aðaçlarýna dilekler asar.

    Halkýmýz tarafýndan benimsenen ve geleneklerimize de karýþan; ama Ýslam dinine ve tevhide inancýna ters düþen bazý alýþkanlýklar vardýr. Dileklerini bir kaðýt parçasýna yazýp dilek aðaçlarýna asmak, türbelere gidip mum yakýp ölüden medet ummak, Ýslam dýþýdýr. Sirktir. Türbeleri ziyaret etmek, sünnettir; ama ziyaretin amacý, ölüden medet ummak, türbede yapýlan duanýn daha makbul olacaðýna inanmak, Allah'ýn birliðine ve kudretine ters bir harekettir.Türbe ziyareti; ölümü hatýrlamak, ölen kiþinin yeryüzündeyken çok büyük bir insan olduðu halde onun da olduðunu düþünerek tefekkür etmek ve ölen kiþinin ruhuna dua okuyarak Allah'a sýðýnýldýðý taktirde uygun olur.

    Bu konudaki Hadis-i Þerifler:

    "Kim bizim bu dinimizde ondan olmayan bir þey ortaya çýkarýrsa, o þey kabul edilmez." (Aiþe radiyallahu anha)

    "Kim bizim dinimizde olmayan bir þey yaparsa o merduttur, makbul deðildir." (Müslim)

    "Allah, bidat sahibinin orucunu, namazýný, sadakasýný, haccýný, umresini, cihadýný, sarfýný (maddi yardýmýný), þehadetini kabul etmez. O, kilin yaðdan çýktýðý gibi Ýslam'dan çýkar." (Huzeyfe b. el-Yaman)

    "Allah, bidat sahibinin amelini, bidatinden vazgeçinceye kadar kabul etmez." (Ýbn Mace, Mukaddime, 7/50)

    Ölüleri hayýrla anmak ve onlara dua etmek, sünnette vardýr. Ama ölüler için mevlit okutup, kýrkýncý, elli ikinci geceleri tertip etmek, Ýslam'ýn hangi hükmüne dayanýr?

    Allah için sadaka vermek, zekat ve fitre daðýtmak Allah'ýn emri gereðidir. Ama ölen birisi için devir, yani olunun ibadet borcunu düþürmek için mal ve para taksimi yapmak, sabun, iðne, iplik daðýtmak kimin emridir?

    Kurân ve Sünnet'te yer alan herhangi bir ilke ile çatýþma halinde olan her türlü dini uygulama ve anlayýþ, çirkin bir batýl inançtýr.

    Batýl inançlara su örnekleri verebiliriz:
    1.Bazý þeylerin þans ve uður getirdiðine inanmak, veya aksine inanmak
    2.Türbelere ve kabirlere mum dikmek, aðaçlara ve türbe pencerelerine bez baðlamak, tuz serpmek.
    3.Kötü bir olaydan söz eden kiþinin, o olay kendi baþýna gelmesin diye kulaðýný çekmesi, öpücük sesi çýkarmasý ve ahþaba, duvara vurmasý.
    4.Bazý camilerin bahçelerinde bulunan þadýrvanlara para atarak niyet tutmak.
    5.Türbelerin bahçesinde veya eþiðinde, önem verilen birisinin geliþini kutlamak için ya da yeni alýnan ev, araba vs. gibi þeyler için "kan akýtmak" adý altýnda kurban kesmek, kanýný kendi alnýna veya yeni alýnan þeylere sürmek.
    6.Haftanýn bazý günlerinde yolculuða çýkmanýn, siyah kedi görmenin, baykuþ ötmesinin, merdiven altýndan geçmenin uðursuzluk getireceðine inanmak.
    7.At nalý, nazar boncuðu gibi þeylerin, kötülük ve uðursuzluk savdýðýna inanmak, bu inançla bu gibi þeyleri evine, arabasýna, iþyerine asmak.
    8.Yolculuða çýkan kimsenin arkasýndan su serpmek.
    9.Ruh çaðýrmak, büyü yapmak ve yaptýrmak, fal bakmak, yýldýzlarýn durum ve hareketlerinden hüküm çýkarmak, burçlara inanmak, kursun döktürmek. (Nazar ve büyünün varlýðýný inkar etmek doðru deðildir. Bizim burada vurgulamak istediðimiz husus, varlýðýný Kurân ve Sünnet'ten öðrendiðimiz bu iki
    hususun tedavisinde baþvurulan yollarýn asýlsýzlýðýdýr. Nazar ve büyünün tedavisi için baþvurulmasý gereken yöntemler daha önce belirtilmiþtir.)
    10.Ölülere baðýþlanmak üzere önceden Yasin okuyup þiþelere doldurduðunu söyleyen bazý istismarcýlara aldanarak bu þekilde "hazýr Yasin" satýn almak ve bunu ölülere baðýþlamak.
    11.Gece týrnak kesmenin kýsmet eksilmesine veya ömür kýsalmasýna sebep olacaðýna inanmak.
    12.Gece ev süpürmenin fakirliðe sebep olacaðýna inanmak.
    13.Ay ve Güneþ tutulmasý esnasýnda (Ay'ý ve Güneþ'i tuttuðuna inanýlan þeytanlarý kovmak için!) teneke veya davul çalmak, silah atmak.
    14.Kýrkýný doldurmamýþ çocuðun týrnaklarýný kesmenin, o çocuðun arsýz ya da hýrsýz olmasýna yol açacaðýna inanmak.
    15.Boyu ölçülen çocuðun kýsa kalacaðýna inanmak.
    16.Ýki bayram arasýnda düðün yapýlmasýnýn uðursuzluðuna inanmak
    17.13 sayýsý uðursuzdur, karakeçi görenin günü kötü geçer, merdiven altýndan geçmek uðursuzluktur gibi inanca sahip olmak
    18.Çocuðun ensesinden öpüldüðü zaman tembel olacaðýna inanmak
    19.Gece köpek uluyan veya damýnda karga yahut baykuþ öten ya da kapýsýnda çýkarýlan ayakkabýlardan birisinin ters donduðu evden cenaze çýkacaðýna inanmak.
    20.Dilek aðacýna dilek asmak, þans çubuklarý dikmek, renkli mumlarý yakarak onlarýn uður getirdiðine inanmak
    Görüldüðü üzere halkýmýzda yaygýn olarak inanýlan batýl inançlarýn ninelerimiz, annelerimiz ve babalarýmýz dediler ve uyguladýlar diye inanmak, Ýslam'a ve Allah'ýn birliðine ters bir davranýþtýr. Tevhid inancý (Ýslam dini), insanlarýn istekleri için açýkça yollar belirtmiþ, mübarek gün ve geceler varken farklý bir þekilde (türbelerden medet ummak, dilek aðaçlarýna dilek asmak) Ýslam inancýna zarar veren toplumsal ve geleneksel tüm inançlarý reddetmiþtir. Bu þekilde düþünen ve davranan yakýnlarýmýzý (annelerimiz, ninelerimiz veya arkadaþlarýmýz bile olsa) uyaralým, gerçekleri Ýslam ýþýðý altýnda tevhide inancýna uygun þekilde açýklayalým. Ýslam dýþý olan, gelenekselleþmiþ olan batýl inançlarýn tümünü reddedelim.

  4. #4

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Batýl Ýnanç ve Hurafeler Nasýl Ayýrt Edilir

    Elim kaþýnýyor para gelecek. Burnum kaþýnýyor, kavga edeceðiz. Gözüm dalýyor, biri gelecek. Gece týrnak kesmek þeytaný çaðýrýr. Tahtaya üç kez vurmak nazarý engellemektir. Üç kez kulak memesini çekmek, baþa gelmesin, nazardan saklasýn demektir.

    Bir çýrpýda akla gelen birkaç batýl inanç. Bunlar masum ve zararsýz gibi görülenleri, temelde imana zarar vermeyenleri. Bir de öyle batýl inançlar ve itikatlar var ki, bütünüyle imana aykýrý, dine ters.

    'Öbür dünyaya kim gitmiþ gelmiþ? Her þeyi doða yaratýyor. Seni, elimden Allah bile kurtaramaz. Azrail bu adamýn canýný yanlýþlýkla aldý.' gibi sözler de ve imana zarar veren sözlerdir.

    Fakat son yüzyýl içinde ilim, fen ve modernlik adýna Batý'dan öyle sapkýn ve batýl inançlar Ýslam toplumunun içine girdi ki, bunlarýn bir kýsmý ders kitaplarýnda yer aldý, bir kýsmý sinema ve dizi filmlerde sýkça kullanýldý, bir bölümü de medya tarafýndan bazen kasten, bazen düþünülmeden kullanýldý.

    Her þeyi doðaya, sebeplere ve tesadüfe baðlamadan tutun da, taþ, tunç, bakýr ve demir devri gibi saçmalýklara, insanlýðýn ilk hayatýnýn vahþet ortamýnda baþladýðý, özellikle insanýn maymundan geldiði inancýna varýncaya kadar hurafe ve batýl düþünceler özellikle genç neslin imanýna musallat olmuþ durumda.

    Batýl ve hurafelere baðlananlar, bir tek Yaratýcýyý kabul edip huzur bulmak gibi kolay ve rahat bir yol varken, her sevdiði ve her korktuðu þeyi tanrýlaþtýran bir inanç açmazýna týkanýp kaldýlar.

    Þairin dediði gibi, 'Beþerin böyle dalaletleri (sapkýnlýklarý) var/Putunu kendi yapar, kendi tapar.' durumuna düþtü.

    'Hak geldi, bâtýl yok olup gitti'
    Tarih boyunca batýl itikatlar ve hurafe inançlar þekil ve renk deðiþtirerek, temelde ayný olmakla birlikte toplumlara göre farklý görüntülerde ve uygulamalarda yaþama alaný bulabiliyor. Bugün sadece Ýslam toplumunda deðil, 'modern' batýda öyle saçma sapan inançlar, öyle ilme, fenne ve akla aykýrý hurafeler var ki, bunlara bir din gibi inanýlýyor ve uygulanýyor. Bu çeþit âdet ve alýþkanlýklar medya aracýlýðýyla ülkemize de sýzýyor ve insanlarýmýz 'modernlik/moda' adýna doðrusunu araþtýrýp sormadan hayatýna geçiriyor.

    Ýslam dini ise, ilk geldiði günden itibaren bu zamana kadar ve hatta kýyamete kadar hep bu batýl ve hurafe inançlarla mücadele etti, ediyor ve edecek. Batýla ve içinde küfür kokan bütün inançlara esaslý ve en kalýcý darbeyi Resul-i Ekrem Efendimiz vurdu.

    Mekke'nin Fethi günü Allah Resulü Kâbe'nin içine girdiðinde, içerisi putlarla doluydu. Sýra sýra diziliydiler. Elindeki asâ ile putlara birer birer dokundu. 'Hak geldi, bâtýl yok olup gitti.' buyurdu. Dokunduðu her put yere düþtü ve yýkýldý. Kâbe'nin içi putlardan bütünüyle temizlendi. Daha sonra Bilal-i Habeþi Kâbe'nin damýna çýktý, ezan okuyarak Tevhid'i (Allah'ýn birliðini) ilan etti. Putlarýn devrilip gitmesiyle birlikte diðer ne kadar batýl ve hurafeler varsa, hepsi birden yer ile yeksân oldu.

    Böylece cahiliye toplumunun inanç temelleri yerle bir oldu. Bâtýl, hurafe ve bidat kokan her þey temelden sökülüp atýldý. Ýnsan eliyle kutsallaþtýrýlan hiçbir þeyin deðerinin olmadýðý anlaþýldý.

    Çünkü Ýslam öncesi Arap toplumunda batýlýn her türlüsü, hurafenin her çeþidi, baðnazlýðýn ve taassubun her biçimi, ahlâk düþüklüðünün her þekli fazlasýyla mevcuttu, üstelik yaygýn bir uygulama alaný da bulmuþtu. Yüzyýllar boyunca atalarýndan, ecdatlarýndan nasýl görmüþlerse dozunu daha da arttýrarak yaþatýyorlardý.

    Öyle ki, insan haysiyet ve þerefinin ayaklar altýnda çiðnendiði, kadýnlarýn ve kýz çocuklarýnýn insandan sayýlmadýðý, faizciliðin ve tefeciliðin ekonomik hayatý bataða sürüklediði, içkinin sular gibi tüketildiði, zinanýn en pespaye haliyle toplumu dejenere ettiði, cinayetin ve zulmün acýmasýzca iþlendiði, bunlarýn yanýnda ne kadar hurafe ve bâtýl âdetler varsa kutsallaþtýrýldýðý bir toplumsal çöküþ hâkimdi.

    Böyle çürümüþ, pörsümüþ, kokuþmuþ ve o nispette de paçavraya dönüþmüþ bu yapýyý, Ýki Cihan Serveri Efendimiz (s.a.v.) kökünden yýkýp attý, mazi mezarýna gömdü; yerlerine de yepyeni, berrak ve parlak bir medeniyet sarayý inþa etti.

    Çözüm Kur'ân ve Sünnet çizgisi
    Bediüzzaman'ýn iþaret ettiði gibi, Hz. Peygamber aleyhissalatü vesselam, büyük Arap yarýmadasýnda vahþî, âdetlerinde baðnaz ve inatçý çeþitli kavimlerin her tür kötü ahlâklarýný kökünden söküp attý. Onlarý güzel ahlâkýn her türlüsüyle bezeyip süsledi, dünyaya ve medeni topluma rehber eyledi. Bunlarý yaparken de bir zorlama ve baský kullanmadý. Öncelikle akýllarý, ruhlarý, kalpleri ve nefisleri fethetti, kendine baðladý. Sonunda da, kalplerin sevgilisi, akýllarýn üstadý, nefislerin eðiticisi ve ruhlarýn sultaný oldu.

    Fakat, gerçek sütü annesinin memesinden emmeyen çocuk, plastik emzikle oyalandýðý gibi, Kurân'dan, vahiyden, Ýlahi kaynaktan ve sünnetten beslenmeyen insan da, ne yazýk ki, önüne kurulan batýl inançlarýn, hurafe ve bidatlerin tuzaklarýndan kurtulamaz, kendini çekip çýkaramaz.

    Bunun için bidatin farkýna varmak, nelerin batýl inanç olduðunu anlamak, hurafe ve uydurma þeylerin neler olduðunu bilmek için, her þeyden önce Kurân çizgisinde, sünnet ölçüsünde ve itikat dairesinde mevcut olan bilgilere ulaþmak gerekiyor.

    Ulaþmak gerekiyor, çünkü hakiki ve saðlam bir iman kalbe yerleþir, sünnet-i seniyye bir pusula gibi yol göstericiliði yaparsa, batýl inancýn ve hurafelerin neler olduðunu ayýklamak kolay olacak, insan uydurmasý âdet ve alýþkanlýklar yol bulup hayatýmýza sýzmayacaktýr.

    Yoksa bugün batýl inançlarý, hurafe ve bidatlarý teker teker sayýp dökmeye, belirleyip ortaya çýkarmaya gerek de yoktur, ihtiyaç da deðildir. Çünkü nasýl güneþ çýkar da, karanlýkta ne olduðu belli olmayan þeylerin mahiyeti anlaþýlýrsa, toplumda var olan âdet, alýþkanlýk ve inançlar da hak mý/batýl mý olduðu Ýslam güneþi, Kurân ve sünnet ölçüsüyle anlaþýlýr ve ayýrt edilir.

    Rahman Suresinde Yüce Allah, adaletten ve dinin emirlerinden ayrýlarak ölçüde sýnýrý aþmayalým diye, ölçüyü ve tartýyý adaletle yerine getirmemizi istiyor.

    Bunun için Kurân'ýn ve sünnetin ölçüleri þaþmaz, eskimez, zaman aþýmýna uðramaz, gündemden düþmez, insandan insana, toplumdan topluma deðiþmez. Zira dünyanýn neresinde olursa olsun, insanlar oksijene ve temiz havaya muhtaç, susuz ve gýdasýz yaþayamazsa; imanýn yeri yurdu ve merkezi olan kalp ve bedeni ayakta tutan ruh da iman nurundan nasipsiz olarak ayakta ve hayatta kalamaz

  5. #5

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Batýl Ýnanç Yüzünden Uzay Seferi Kaldýrýldý

    (HaberAlemi) Roskosmos direktörü Anatilo Perminov, “Rusya'da pek çok kiþinin batýl itikadý vardýr, siyah kedi veya 13 numarayý uðursuz kabul ederler. Bu nedenle uzay gemisin bir sonraki sefer numarasýnýn deðiþtirilmesi gerektiðini düþünüyorum. Soyuz TMA-13 deðil, Soyuz TMA-14 olmalý” diye konuþtu.
    Rusya'nýn Kazakistan'daki Baykonur uzay üssünden yýllardýr düzenlediði uçuþlar, kozmonotlara þans getirmesi için batýl inançlar beraberinde yapýlýyor.

    Uçuþtan önce Sovyet dönemine ait “Çölün beyaz güneþi” adlý film gösteriliyor. Kozmonotlarý füzeye götüren otobüse at nalý baðlanýyor ve kozmonotlara aracýn üzerine idrarlarýný yapmalarý tavsiye ediliyor.

    Amerikalýlarýn 1970′de Ay'a gönderdiði Apollo 13 seferinin mürettebatý, oksijen tankýnýn patlamasýnýn ardýndan ciddi sorunlar yaþamýþ, görevi yarýda keserek Dünya'ya dönmek zorunda kalmýþlardý.

  6. #6

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Batýl Ýnanýþlardan Kaçýnmak
    Dinin aslýnda bulunmayan, birtakým yollarla sincice dine ilave edilen ve dini inançmýþ gibi telakki olunan söz ve fiillerin tümü hurafe ve batýl inanç kapsamý içine girmektedir.

    Zihinlerde oluþan her yanlýþ ve inanýþ, insanlarý çarpýk mantýk ve iliþkiler aðý içine sokar. Bu iliþkiler sadece ferdin zihnini bulandýrmakla kalmaz, topluma zarar veren bir yapýya dönüþür.

    Batýl inanç ve hurafelerin ortak karakteri, aþýrý tutuculuktur. Bu hastalýða müptela olmuþ toplumlar, her türlü deðiþim ve geliþme karþýsýnda tavýr alýrlar. En tutucu insanlar ve toplumlar, batýl inanýþlara ve hurafelere en çok baðlý olanlardýr.

    Dinler tarihi incelendiði zaman görülecektir ki; her devirde bidat, hurafe ve batýl inanýþlar, toplumlarýn ortak problemi olmuþ, daima gündemdeki yerini ve önemini korumuþtur. Bu, dün olduðu gibi bugün de böyledir. Ýslam diniyle baðdaþmayan, akla ve mantýða uymayan, farkýna varmadan insanlarý yüce dinin özünden uzaklaþtýran bidat ve hurafeleri bazý farklýlýklarla hemen her kesimde ve coðrafyada görmek mümkündür.

    Dinimizin temel inanç, ibadet ve ahlak esaslarýyla baðdaþtýrýlmasý asla mümkün olmayan, halkýmýzý yanlýþlýklara sevk eden öyle hurafeler ve saçmalýklar var ki, birçok insan bunu din adýna samimi bir þekilde savunmakta ve hatta bu davranýþýný hakiki dindarlýk, bunlara karþý çýkmayý ise dinden uzaklaþma, itikatsýzlýk ve inançsýzlýk olarak kabul etmektedir. Halbuki dinin kabul etmediði anlayýþ, inanýþ ve uygulamalarla dindarlýk olmaz. Tam tersine hurafe ve batýl inanýþlar, farkýna varmadan kiþileri inandýklarý, söyledikleri dinin gerçeklerinden ve özünden uzaklaþtýrýr.

    Gerçek dindarlýk ancak dinimizin ana kaynaklarýnda bulunan inanç, ibadet ve ahlak esaslarýný kabul etmek ve hayatýmýzý bu prensipler çerçevesinde düzenlemekle mümkündür. Saðlýklý ve gerçek bir dini hayat, hurafe ve batýl inanýþlardan uzak olan bir hayattýr. Kur'an, tevhit inancýnýn dýþýndaki bütün inanç sistemlerinin batýl olduðunu belirtmekte, bu sebeple insanlara hakla batýlý ayýrt etmeleri uyarýsýnda bulunmaktadýr.

    Batýl inanýþ ve hurafeler, Peygamberimizin vefatýný müteakip geçen zaman içinde gerek eski Arap inanç ve geleneklerinin yeniden þu veya bu vesilelerle su yüzüne çýkmasý, gerekse fethedilen ülkelerin kültür ortamlarýyla temasa geçilmesi, Ýsrailiyat denilen ehli kitap kaynaklý rivayetlerin bünyeye sýzmalarý sonucu ortaya çýkmýþtýr.

    Aslýnda Ýslam, ilk günden itibaren batýl inanýþ ve hurafeleri ortadan kaldýrmak için gelmiþtir. O günkü Arap toplumu içindeki tepkileri de o nedenle üzerine çekmiþtir. Kur'an-ý Kerim'de bu hususta birçok ayetler mevcuttur. Ashab ve din alimleri batýl inançlarla asýrlar boyu yýlmadan mücadele etmiþ ve Ýslam'ýn saf ve berrak akidesini günümüze kadar taþýmýþlardýr. Bu mücadele günümüzde de devam etmektedir. Ama insanlarý saplantýlarýndan vazgeçirmek pek de kolay deðildir. Batýl inançlarýn kökü bir türlü kurutulamamýþtýr.

    Toplumlarýn ortak kültürel ve sosyal derdi olan bu sakat inanýþlarýn geliþmesine, kök salmasýna zemin hazýrlayan birçok sebep vardýr. Cehalet, gelenek-görenek, menfi propaganda, çýkar hesaplarý, kiþisel zaaflar, insanlarýn saf ve temiz inançlarýný istismar gibi sebepler, hurafe ve batýl inanýþlarýn ortaya çýkmasýna ve yayýlmasýna neden olan faktörlerden bazýlarýdýr.

    Batýl inanýþ ve hurafeleri yayanlarýn zararlarý sadece kendi þahýslarý veya muhataplarý ile de sýnýrlý deðildir. Bunlar, din dýþý uygulamalarýný din kýlýfý altýnda sergiledikleri için insanlarýn saf inançlarýný bozmakta ve böylece hem yüce dinimize, hem de halkýmýza pek büyük zararlar vermektedirler. Öyle ise Ýslam'ýn ulviyetini ve kutsiyetini gölgeleyen, onun dinamizmini ve hamleci ruhunu olumsuz yönde etkileyen bu asýlsýz inanç ve uygulamalara karþý mücadele etmek, yüce dinimizi bu saçma inançlardan arýndýrmaya çalýþmak her olgun müminin vazifesi olmalýdýr. Bunun için yýlmadan, usanmadan mücadele etmek gerekir. Bidat ve batýl inançlardan korunabilmenin en güvenilir yolu Kur'an ve sünnete sýðýnmaktýr. Ýlk emri "Oku" ile baþlayan yüce kitabýmýz Kur'an'ý bir kere bile okuyup anlamayan insanlarýn bu batýl kýskacýn pençesinden kurtulmalarý pek kolay deðildir.

    Kur'an'ýn ifadesiyle batýl inanýþ köpük gibidir; Hak karþýsýnda yok olmaya mahkûmdur.

    SORALIM ÖÐRENELÝM

    Erkeklerin altýn yüzük takmalarý haram mýdýr?

    Veli TOK/ZONGULDAK

    Kur'an'da, erkeklerin altýn yüzük kullanmalarýný yasaklayan bir ayet yoktur. Ancak Hz. Peygamber, erkeklerin altýn yüzük takmalarýný israf, debdebe ve gösteriþi çaðrýþtýrdýðý için yasaklamýþtýr. Sadece altýn niþan yüzüðü bir akdin belirtisi olduðundan buna izin verilmiþtir.

    Birisi "ahdým olsun" dediði halde ahdýný yerine getirmedi. Bunun hükmü nedir?

    Osman TÝRÝTOÐLU/BALIKESÝR

    Meþru bir iþte söz verip de yerine getirmemek ahlaki bir davranýþ deðildir. Hz. Peygamber, sözünde durmayanlarý nifak alameti olarak saymýþtýr. Kur'an-ý Kerim de "Gerek Allah'a ve gerekse insanlara verdiðiniz sözü yerine getiriniz, ahde vefa gösteriniz" buyurmuþ ve ahdinde duranlarý müjdelemiþtir. Ahde vefanýn dinimizde çok önemli bir yeri vardýr.

    Bir vaiz, bayramda elinize kolonya sürmeyin, dedi. Bunun dini açýdan ne mahzuru var?

    Fevzi TAN/ERZURUM

    Kolonya her ne kadar alkol ihtiva etse de temizlik maksadýyla kullanýldýðýndan ele sürülmesinde hiçbir sakýnca yoktur. Aslýnda alkol ihtiva eden maddelerin içilmesi yasaktýr.

    Kur'an ayetleri olaylar üzerine mi inmiþtir?

    Adem KAYA/BÝLECÝK

    Kur'an'ýn bütün ayetleri olaylara dayalý olarak inmemiþtir. Ancak bazý ayetlerin belli olaylar üzerine indirildiði bilinmektedir. Mesela Hz. Peygamberimize birçok konuda sorular sorulmuþ, olaylara bir çözüm getirmesi istenmiþ, bunun üzerine vahiy gönderilmiþtir. "Yetimler sorarlar, de ki...", "Senden fetva isterler, de ki..." gibi. Bazen de bir olay meydana gelmiþ, soru da sorulmamýþ, ancak onun üzerine ayet inmiþtir. Ýçkiyle ilgili ayetler gibi

  7. #7

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Binbir Batýl Ýnanç


    Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Týp Fakültesi Fiziksel Týp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalý Baþkaný Prof. Dr. Mustafa Güler, birlikte yaþayan insanlar arasýnda kimi zaman korkudan, kimi zaman çaresizlikten, kimi zaman da rastlantýlardan doðan bir takým inanýþlar olduðunu belirtti.

    Prof. Dr. Güler, bu tür inanýþlarýn, ilk insanýn var oluþundan günümüze kadar sürüp geldiðini ifade ederek, 'Bu tür inanýþlarýn çoðunun bilimsellikle, akýlla, çaðdaþlýkla bir ilgisi yoktur. Ýnanýþlar kiþiden kiþiye deðiþmekle birlikte ortak yanlarý vardýr. Bu tür inanýþlarýn insan üzerinde negatif etkisi de bulunmaktadýr' dedi.
    Batýl inançlar
    -Ziyaret yerlerindeki aðaçlarý kesenler çarpýlýr.
    - Türbeden dýþarýya bir þey, bir nesne götüren kiþiler çarpýlýr.
    -Mezarlýðý parmaðý ile iþaret etmek iyi deðildir. Parmaklarý ile iþaret eden kiþilerin parmaklarý kurur.
    -Kurban kesilirken hayvan dilini dýþarý çýkarýrsa kurban sahibi o yýl içerisinde ölür.
    -Bir çocuk sürekli aðlarsa o evde mutlaka ölüm meydana gelir.
    -Ayakkabý çýkarýldýðýnda ters dönerse, ayakkabý sahibinin tez vakitte öleceði düþünülür.
    -Yatarken çoraplarý baþ tarafa koymak iyi deðildir, insan çabuk ölür.
    -Ölünün elbiseleri ölü yýkayýcýlarýna verilir.
    -Mezarlýktan aðaç kesilmez. Aðaçta cin olduðuna inanýlýr.
    -Gece ölen kiþinin üzerine sabaha kadar býçak konulur.
    -Yoðurdun güzel olmasý için mezardan çýrpý toplanarak, kaynayan sütün altýna atýlýr.
    -Ölünün yýkandýðý evde üç gün ýþýk yanar.
    -Baþ saðlýðýna gelen kiþilerin ayakkabýlarý ters çevrilmez.
    -Mezar kazýcýsýna para verilmezse ölünün rahatsýz olacaðýna inanýlýr.

    Hayvanlarla ilgili batýl inançlar
    -Yýlan öldürülüp, suya atýlýrsa ve yýlan suda kaybolursa yaðmur yaðar ve durmaz, seller olur.
    -Kurt uluyunca ya ayaz olur ya kar yaðar.
    -Bir evin baþýnda baykuþ öterse, o evde biri ölür ya da bir yýkým olur.
    -Ýnek doðurunca eve aðýr bir þey alýnýrsa ya da aðýr bir þey kaldýrýlýrsa ineðin sütü kesilir.
    -Ýneðin sütünü yere saðmak iyi deðildir, hayvan hastalanýr.
    -Ýlk yaylaya çýkýþta sýðýrlarýn ortasýndan bir yabancý geçerse sýðýrlar hamile kalmaz, doðum yapmazlar.
    -Bir kiþinin önüne tavþan çýkmasý uðursuzluktur, mümkünse gidilen yoldan geri dönülür.
    -Çakal uluyunca yere tükürmek gerekir, yoksa insanýn baþýna bir yýkým gelir.
    -Çakal ulumaya baþlayýnca hava açacak, günlük güneþlik olacak demektir.

    Ocak ve ateþle ilgili batýl inançlar
    -Ateþe tükürmek, ateþe sövmek, ateþe týrnak atmak, su dökmek uðursuzluk getirir.
    -Sabah evinden baþkasýna ateþ verenin ocaðý söner.
    -Ocaðýn üstünü boþ býrakmak uðursuzluk getirir.
    -Sacayaðýnýn birdenbire devrilmesi evin baþýna bir yýkým geleceðini gösterir.
    -Tencerede su boþu boþuna kaynarsa düþmanlar çoðalýr.
    -Lamba yakýlmayan evin ocaðý her vakit kararýr. Ayný zamanda ev sahibinin öldükten sonra mezarý da karanlýk olur.
    -Hastalanan hayvanlarý ateþten geçirmek iyidir.
    -Ateþi söndürmek için su dökülmez, ateþ toprakla örtülür.
    -Ateþ çok önceden sönmüþ olsa dahi külün yanýnda yatýlmaz. Külde cin ve þeytanýn oynak yaptýðýna inanýlýr.
    -Ateþin çýkardýðý ses ateþi yakan kiþi hakkýnda dedikodu yapýldýðýna iþarettir.

    Tarým ve bitkilerle ilgili batýl inançlar
    -Kara aðaçtan düþen yaþamaz.
    -Kara aðaçtan beþik, sandýk yapýlmaz.
    -Ýncir aðacýnýn altýnda uyuyanlarý þeytan alýr götürür.
    -Ceviz aðacýnýn altýnda yaþayanlarý þeytan alýr götürür.
    -Tarlada zina yapýlýrsa bereket olmaz.
    -Üzümün tanesini, karpuzun sap kýsmýndaki kabuðunun içini yiyenler yetim kalýr.
    -Çocuðun bezleri yabani aðaca asýlýrsa çocuk yabani olur.
    -Nar tanelerini yere dökmek günahtýr, nar cennet meyvesidir.

    Ýnsan vücuduyla ilgili batýl inanýþlar
    -Diþ düþürülünce o diþ kimsenin göremeyeceði bir yere saklanmalý ya da gömülmelidir.
    -Elleri diz üzerinde kavuþturmak, parmaklarý birbirine geçirip el baðlamak iyi deðildir, insanýn kýsmeti kapanýr.
    -Parmaklarýn çatýrdamasý iyidir, insanýn saðlýklý olduðunu gösterir.
    -El yýkanýrken önce sað elden baþlamalý, önce sol elden baþlamak uðursuzluk getirir.
    -Tokalaþýrken ya da birisine bir þey verirken sað el kullanýlmalýdýr, sol el uðursuzluktur.
    Baþ taranýrken dökülen saçlarý dökmek doðru deðildir, bunlar toplanýr, ölünce o kiþinin kabrine konur. Çünkü bu saçlar kýyamet gününde tekrar bitecektir.
    -Hamile kadýn aþ eridiði sýrada neye bakarsa doðacak çocuk ona benzeyecektir.

    Karanlýk ve ýþýkla ilgili inanýþlar
    -Akþam soðan yenen yere melekler gelmez.
    -Gece aynaya bakanýn ömrü kýsa olur.
    -Gece acý (biber, soðan, sarýmsak) evden dýþarýya verilmez.
    -Yoðurt, süt, peynir gece dýþarýya verilmez. Vermek gerektiðinde üzerine kömür, üzerlik veya yeþil bir dal konularak verilir.
    -Gece ýslýk çalmak günahtýr.
    -Gece evden eve tuz verilmez.
    -Akþam kapýnýn önü süpürülmez.
    -Ekmek aktaracaðý evden eve verilmez.
    -Çocuklar gece beþ taþ oynarsa düþman gelecek denir.

    Bereketle ilgili halk inançlarý
    -Deðirmenden ilk gelen unla yapýlan ilk ekmeði yiyen kiþinin karýsý ölür.
    -Ekmek kýrýntýlarýný yere atmak, ayakla çiðnemek evin bereketini götürür.
    -Gurbete giden kiþinin azýðýndan bir parça ekmek çalýnýr.
    -Bir kiþinin üzerinde dikiþ dikilirse o kiþinin kýsmeti baðlanýr.

    Evle ilgili batýl inançlar
    -Evin temeline kara taþ koymak iyi deðildir.
    -Kapýnýn önünde oturan kiþi iftiraya uðrar.
    -Duvar dibinde uyumak iyi deðildir, insan çarpýlýr.
    -Evin içerisi temiz olmazsa oraya melekler deðil þeytanlar gelir. Böylece o evde mutluluk deðil geçimsizlik olur.
    -Evden bir kiþi gurbete gittiði zaman o gün ev süpürülmez, dýþarýdan misafir alýnmaz.
    -Eþya taþýmak için kullanýlan ala iple komþunun evine girilmez. Komþunun baþýna bir uðursuzluk geleceðine inanýlýr.
    -Kapý eþiðinde oturulmaz, insan fakir olur.
    -Kapý eþiðinde oturulmaz, insan bekar kalýr.
    -Urganla komþunun evine girilmez. Aksi halde komþunun evinde kýtlýk olur.
    -Kapý eþiðinde oturulmaz, kapý eþiðinde þeytan bulunur.
    -Yaðmur yaðarken kapý eþiðinde oturmak günahtýr.

    Cinsiyetle ilgili batýl inanýþlar
    -Odanýn ýþýðýný evin erkeði yakarsa o ev daima nur içinde ve bereketli olur.
    -Kadýnýn yolda erkeðin önünü kesmesi uðursuzluktur.
    -Bir kadýn iki erkeðin arasýndan geçerse çocuðu olmaz.
    -Bir adam iki kadýnýn arasýndan geçerse sözü geçmez.
    -Bir erkek iki kýz arasýndan geçerse köse olur.
    -Yarým çay içen kadýn dul kalýr.
    -Ava gidecek kiþinin önünden kadýn geçerse avlanamaz. Bundan dolayý o kiþi ava gitmekten vazgeçer.
    -Kýz çocuðunun ilk kez kesilecek saçýný dayýsý keserse saçý gür olur.
    -Oðlan çocuðunun saçýný ilk kez amcasý veya dayýsý keser.
    -Kýz baba evinden perþembe veya pazar günü çýkar.
    -Koç katýmýnda koçun üzerine kýz çocuðu bindirilirse doðacak kuzu diþi, oðlan çocuk bindirilirse erkek olur





    --------------------------------------------------------------------------------

  8. #8

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Bir Garip Batýl Ýnanç


    Konya'da bazý kiþiler, ziyarete geldikleri mezarlýklara, dileklerinin yerine gelmesi için asma kilit býrakýyor.

    Konya'daki Hz. Mevlana gibi birçok büyük düþünür ve Ýslam aliminin kabirlerinin bulunduðu mezarlýklarý her gün yüzlerce vatandaþ ziyaret ederek, dualar okuyor. Kent merkezinde bulunan Üçler Mezarlýðý yetkilileri, ölen akrabalarý ya da büyük alimlerin mezarlarýný ziyarete gelen birçok vatandaþýn, ziyaret sonrasýnda mezarlarýn üstlerine dileklerinin kabul olmasý için çeþitli eþyalar býraktýðýný belirtti.

    Bunlar arasýnda asma kilitlerin ön plana çýktýðýný ifade eden yetkililer, çeþitli boylardaki asma kilitlerin çocuk sahibi olmak isteyen, hayalindeki üniversiteye girmeyi hedefleyen ya da benzeri dilekleri olan kiþiler tarafýndan býrakýldýðýný kaydetti.

    Mezarlarýn bakým ve temizliði sýrasýnda mezarlarýn üzerlerinden her gün onlarca asma kilit topladýklarýný belirten yetkililer, bazý vatandaþlarýn bu kilitlerin iç kýsmýna fotoðraflarýný ya da dileklerinin yazýlý olduðu kaðýt bile býraktýðýný söyledi.

    Bazý vatandaþlarýn da dileklerinin gerçekleþeceði düþüncesiyle mezarlardan taþ ve kum alarak evlerine götürdüðünü bildiren yetkililer, kendilerinin böyle olaylara müdahale ettiklerini, ancak her þeye raðmen bu tür olaylarla karþýlaþtýklarýný belirtti.

    Selçuk Üniversitesi Ýlahiyat Fakültesi Öðretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Abdülkerim Bahadýr ise Allah'a dua etmenin insanlarýn en temel ihtiyaçlarýndan biri olduðunu belirtti. Bu anlamda her yerde dua etmenin doðal olduðunu, ancak dua ederken dikkatli olunmasý gerektiðini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Bahadýr, þunlarý kaydetti:

    "Özellikle bir ölü odaklanarak ya da ön plana çýkarýlarak birþey istemek doðru deðildir. Bunlar tamamen batýl inanýþtýr. Çocuk veya hedeflediði üniversiteyi kazanmayý isteme, yaygýn olarak ülkenin her yerinde var. Ancak bunlarý mezarlýklarda aramak çok yanlýþ. Bunlardan uzaklaþmak gerekiyor. Ölüler için sadece dua edilir, onlardan birþey beklenmemeli

  9. #9

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Boyunlarýnda Cevþen, Muska vb Þeyler Takanlara Uyarý



    Ukkabe bin Âmir el- Cuheni'den (R.A.) þöyle rivayet etmiþtir: Resulullah'a (S.A.V.) bir topluluk geldi dokuzu ile bey'atleþti ve birinden el çekti. Dediler ki; "Ya Resulallah, dokuzu ile bey'at ettin bunu neden terk ettin?" Resulullah (S.A.V.); "Þüphesiz ki onun üzerinde temime (muska) var." dedi ve buna mütakiben elini soktu ve onu koparttý ve onunla bey'atleþti, müteakiben þöyle buyurdu: "Kim temime (muska) takarsa, kuþkusuz ki þirk koþmuþtur." Bu tür takýlarla fayda celbetmek, Rasulullah'ýn (S.A.V.) sünneti deðildir.

    Muskalar için sünnette meþrû yönde bir delil olmadýðý gibi, muskacýlarýn bu iþi para için yaptýðý herkesin mâlumudur. Ýlk zamanlar kurnazca reklam için parasýz muska yazanlarýn veya dinini bilmeyen akýlsýzlarýn bile âkýbeti, þeytanýn oyuncaðý olmak ve cahil halkýn müracaatlarýný istismar edip toplumu ifsad etmek olmuþtur.

    Hazýr satýlan cevþen de bir ticaret metaý olmuþtur. Bunun dýþýnda tavsiye edilmesini gerektirecek sahih bir delile dayanmamaktadýr.

    Peygamber (S.A.V.) savaþa giderken, Cebrail'in gelip; "Zýrhýný çýkar bunu tak!" demesi, reklam için uydurulmuþ apaçýk iftiradýr. Üstelik bu reklam, tevhide aykýrý birçok yön içermektedir.

    Sahabe de Kurâný okur; fakat, onu boyunlarýnda gezdirmekle fayda ummazlardý.

    Bu takýlar, gerçekten Allah'a tevekküle mânidir. Düþünün ki bunlarý takan bir kimse; bir sabah cevþen veya muskasýný takmayý unutup evden çýkýp gitse, dýþarýda onun yokluðunu hissettiðinde aniden korkuverir. Ýþte bu anlýk his, onun kalbini muskaya baðladýðýný ve Allah ile olan baðýný zayýflattýðýný gösterir. Dolayýsýyla bu takýlar, tevekküle manidir.

    Cevþeni okumanýn da özel bir sevabý yoktur, çünkü onun tertibinden efdal olan, Kurân'dýr, sevap kazanmak isteyen Kur'an okumakla ve kendisine faydasý olacak ilmi öðrenmekle kazansýn ve sahih kaynaklarda bulunmayan uydurma iþlerle uðraþmasýn.

    Ümmetin kurtuluþu, dünyada ve ahirette saadeti, dinini saf membaýndan almasýna baðlýdýr. Þifa için içilmesi gereken sularý þiþelere doldurup boynumuza astýðýmýzda veya evimizin bir köþesine koyduðumuzda nasýl ki þifa olmazsa; okunup amel edilmesi gereken Kurân-ý Kerim veya ondan bazý ayetleri boynunda gezdirmek de kula fayda vermez. Bu tür uygulamalar, zaten tevhid peygamberlerinden hiçbirinin öðretmediði þeylerdir.

    Hurafe, boncuk ve takýlarla saadet arayanlarý ise Yüce Allah taktýklarý þeylere havale eder ve asla felah bulmazlar.

    Sen, ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarýnýn günahlarýndan haberdar olarak o yeter.[1]

    Benzer Yazýlar
    1.Cevþen, Bir Þia Bidati Midir?
    2.Ýslamiyette Muskanýn Hükmü Nedir?
    3.Kalabalýklar Dininin Sevap Kaynaklarýna Reddiye
    4.Muskacýlarýn Dayanaðý
    5.Muskacýlarýn Sonu

  10. #10

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Cindâr (Cinci), Üfürükçü, Astrolog ve Medyumlar Üzerine


    Ýnsanoðlunun gelecek hakkýnda bilgi sahibi olma isteði, arzusu, bu yoldaki çabalarý ve gelecekten haber verdiðini sandýðý kiþilere baþvuru tarihi, insanlýk tarihi ile beraberdir. insaný en çok rahatsýz eden durumlardan birisi de gelecek endiþesidir. Bu endiþe, gelecekte ne olacaðýný bilme arzusu o kadar yoðun ve rahatsýz edici boyutlara ulaþabilmektedir ki; insanoðlu, bu endiþeden kurtulmak için her türlü çabayý ve yöntemi kullanmaktadýr. Elbette her talep karþýsýnda bir de arz bulacaktýr. Ve insanlarýn bu taleplerini karþýlamak için bir takým insanlar ortaya çýkacaktýr.[1]

    Öðretim düzeyi nispeten yüksek bir grup oluþturmalarýna raðmen, çoðu vakanýn týp dýþý yöntemlere (cinci, falcý, medyum, üfürükçü gibi) tevessül etmiþ olmalarý da ilgi çekici sosyokültürel bir bulgudur.[2]

    Manevi inançlar, Obsesif - Kompulsif Bozukluk (OKB)'ta hastalýk ile baþa çýkmada yardýmcý olabilmekle birlikte, bazen hastalýða karþý yanlýþ tutumlar alýnmasýna yol açabilir (Insel 1990). Ülkemizde OKB olan hastalarýn %33'ü SYAD öncesinde doktor dýþý (hoca, cinci ya da üfürükçü gibi) baþvurusu olduðunu ifade etmiþtir (Kýran 2004). Çoðu toplumda sosyokültürel ortamýn etkisiyle hastalar bu tip davranýþlara yönelmektedirler (Okasha 2004). OKB'li hastalarýn diðer psikopatolojilere oranla bu tür davranýþ eðilimlerinin daha fazla olduðu deðerlendirilmiþtir. Tüm ruhsal hastalýklar göz önüne alýndýðýnda ise Ankara'da hastalarýn % -1'i, Erzurum'da %14'ü ilk baþvurularýný bu yolla gerçekleþtirmiþtir.[3][4]

    Ruhsal sýkýntýsý olanlar bu cincilere gitti mi, kiþi hakkýnda bedenindeki cinler aracýlýðý ile yaþantýlarý hakkýnda bilgi verirler, hayrete düþürüp, kendilerine inandýrýrlar. Geçmiþi veya o andaki hayatý ile ilgili bilgiyi alan þahýs, "ilim sahibi, önemli bir þahsiyete baþvurduðunu zanneder." Böyle düþünüldü mü, artýk tuzaða düþülmüþtür. Size bilgileri veren cincinin bedenindeki cinlerdir. Sizin bedeninizdeki cinlerde ayný bilgileri verebilir. Burada hayret edilecek bir þey yoktur. Bilgiyi verir ama sizi asla kurtaramaz. Ýnsanlarý avuçlarýnýn içine aldýklarý zamanda, akýl almaz ve dinimize tamamen aykýrý olan haram yöntemleri uygularlar. Cinin veya büyünün ortadan kalkmasý için; muska yazmak, hastanýn belinde süpürge sopasý kýrmak (vurarak deðil) dört yol ortasýna besmelesiz hayvan kestirip koydurmak. Pis ve kirli sular içirmek, yedi çeþmeden su aldýrýp içirmek, Karanlýk bir odada oturtmak, belli bir süre banyo yaptýrmamak, kaplumbaða kaný içirmek, vefk, týlsým veya ne olduðu belli olmayan yazýlar yazmak vb. daha yüzlerce þeytani iþler uygularlar.

    Ne yazýk ki, ruhsal rahatsýzlýða yakalanan vatandaþlarýmýz, kendisi cinli olan bir kiþiden þifa ve medet ummaktadýrlar. Cincinin ilmi olsa önce kendini tedavi eder. O sýkýntýlarý yaþamaz. Halkýmýz hala cin ve büyü tedavisinin cinci tarafýndan yapýldýðýna inanýr. Bana gelen bazý kiþiler, "Hocam cinleri neden çaðýrýp onlara sormuyorsunuz? ” gibi sözler ediyorlar. Ben de onlara diyorum ki: "Þimdiye kadar kaç cinciye gittin?" Ýçlerinde üç beþ taneden tutun da elli altmýþ cinciye gittiðini söyleyenler var. On, on beþ, yirmi yýl cinci kapýlarýnda gezenleri de gördük, sonuç sýfýr. Onlara o zaman soruyorum; ”Sen, bu kadar cinciye, bu kadar yýl devam ettin, onlar cinlerini toplayýp seni neden iyi edemediler ki bana geldin?" Bu sorumada cevap veremiyorlar. Ben, onlarý Allah-u Teala'nýn izniyle iyi edince þimdiye kadar yanýldýklarýný ifade ediyorlar. "Cinci hocayým." diye geçinen, her gün kapýsýna en az elli kiþi gelen bir cincinin soyadý ayný en yakýn akrabasýný ben tedavi ettim. Onu, bedenindeki sekiz tane þeytandan kurtardým. En yakýnýna þifa veremeyen cinci baþkasýný mý iyi edecek?

    Cincinin bedenindeki cinlerle, hastanýn bedenindeki cinler aralarýnda anlaþýrlar, hastayý rahat býrakýrlar. Siz bunun farkýnda olmazsýnýz. Rahatsýz olan oradan ayrýldýktan bir süre sonra hastalýðý daha da artar. Bazýlarý ise okuma yaparlar, fakat kýsa bir süre sonra uzun uzun esnerler, gözlerinden yaþlar akar ve sýkýntýdan bayýlanlar bile olur. Bu durum cincinin cinlere gücünün yetmediði anlamýndadýr. Ýslami yönden geçerli olmayan bir yöntemdir ve asla tedavi edemezler.

    Hastalarý iyi edici beceri ve bilgileri olmadýðý için; bu kiþiler, yýldýzname, rüya tabiri, çeþitli türlerde fal bakma, numaraloji, bilmem ne loji gibi þeylerle ilgilenirler, halkýmýzda ne yazýk ki böyle þeylere inanýr.[5]

    Eskiden "sihirbaz", "büyücü", "cinci" ve "üfürükçü" denilen bu kiþiler, artýk günümüzde bu kelimelerin aþaðýlayýcý, toplum dýþýna itici anlamlarýndan kurtulmak için halk tarafýndan daha kolay kabul edilir ve masum ilmi bir terim olan "medyum" kelimesini kullanmaya çalýþmaktadýrlar. "Astrolog" da bu anlamda kullanýlmaktadýr.

    Oysa bütün semâvî dinler ve en son din olan Ýslâm'ýn kitabý Kurân-ý Kerîm'de Cin Sûresinin 26. âyetinde; "Bütün gaybý bilen Allah, gaybe dair olan ilmini hiç kimseye açmaz." buyurarak geleceðe ait bilginin ancak kendisinde olduðunu, hiç kimsenin gelecek hakkýnda bilgisinin olamayacaðýný kesin hükme baðlamýþtýr. Sadece Müslümanlar deðil; diðer semâvî dinlere mensup kiþiler de gelecek hakkýnda bilgi sahibi olmak için yanýp tutuþmaktadýrlar. En masumlarý, toplumumuzda çok yaygýn olan kahve ve iskambil fallarýdýr. Ayrýca her gün hemen hemen bütün baþýnda burçlara göre günlük, haftalýk hattâ yýllýk fallar yer almaktadýr. Oysa bilim adamlarý, "yýldýzlarýn ne birbirleri ile iletiþimlerinin, ne de konumlarýnýn insanlarýn geleceði hakkýnda bilgi veremeyeceðini, teleskopla bir kez gökyüzüne bakma ile bile ortada ne fal ne de astroloji ile uðraþanlarýn iddia ettiklerinin doðru olmadýðýnýn görüleceðini" bildirmelerine raðmen insanlar, yine de gelecek hakkýnda bilgi sahibi olma istek ve arzularýndan vazgeçememektedir. Bu haliyle astroloji, hem birilerini zengin etmekte, hem de birbirleriyle çeliþtiði için insanlarýn aklýný karýþtýrmaktadýr.[1]

    Cinci, Cinci Hoca ve Cindârlar
    Cindâr (جندار)'ýn lügât anlamý, cinci, afsuncu demektir. Cindârlýk ise; cincilik, afsunculuk, muskacýlýk anlamýna gelir.[12] "Türkiye Türkçesi Aðýzlarý Sözlüðü"nde ise "cindâr", "Cinleri toplayýp konuþan, geleceðe dair bilgiler ortaya atan adam" anlamlarýna gelir.[13]

    Cinlerle arkadaþlýk kurmak, belki de son zamanlarda hepimizin sýkça rastladýðýmýz, hatta bazen ise kýskanarak bakýlan bir olay halime gelmeye baþlamýþtýr. Fakat, bazý insanlarýn "Benim iki tane cinim var, benim üç tane cinim var." gibi birtakým dengesiz laflar ortaya koymasý, konunun aydýnlanmadýðýnýn bir yanýtý olarak karþýmýzda durmaktadýr. Oysa ki insanýn yaradýlýþýndaki üstünlüðünü kabullenemeyen Þeytân ve yandaþlarý, insanlarý alt etmek için ellerinden gelen gayreti göstererek insanlardan üstün olduklarýný kanýtlamaya çalýþmaktadýrlar. Þeytân, Allah'tan, insanoðlundan üstünlüðünü kanýtlamak için izin almýþtýr.

    Toplumda kendilerine "cinci hoca" diyen insanlarýn bir çoðu, sadece ve sadece cinlerle diyalog kurduklarýný ve onlarý gördüklerini savururlar. Oysa ki, günümüz cinci hocalarýn sadece ve sadece kötü niyetli iþlerle uðraþtýklarýný, çok azýnýn ise iyilik yönünde bir takým iþlemler yaptýðý bilinen bir gerçektir.. Cinler, hocalara ilk baþta birtakým olaylar için doðru bilgi verirler. Ýleriki zamanlarda da duygu ve algýlama ile ilgili birtakým his vererek, kiþinin her konuyu bilmek istemesi, her þeyi ben bilirim sevdasýna kapýlmalarýna yol açar.

    Daha sonraki zamanlarda kiþi, kendine verilen en büyük nimet olan akýl ve mantýðýný çalýþtýrmadan sadece kalbine gelen hisle ve cinlerin yönlendirmelerine bakarak konu ve hayat akýþýný saðlamaya çalýþýrlar. Bazý ileriki boyutlarda ise durumlar daha da artarak verilen bilgiler doðrultusunda güven saðlayan cinler kiþinin evliyalýk mertebelerine ulaþtýklarýný anlatýr ve o kiþin evliyalýk makamýnýn üst düzeylerine kadar gideceðini söyleyerek, kiþinin kendini üstün bir varlýkmýþ gibi hissederek kibirlenmesini saðlarlar. Ýþte bu andan itibaren, bakan kiþi, sorunlarla karþýlaþma zamaný gelmiþ olacaktýr. Bir baþkasýnýn sözü doðru bile olsa kabullenmeyerek tek doðru olarak kendini göstermeye çalýþýr.

    Buradaki en önemli olan olay; cinlerle dostluk kuran kiþiler, belli bir aþamadan sonra, cinlerin verdikleri bilgilerin tutarsýz ve yalan çýkmasý üzerine psikolojik bunalýmlara düþtükleri, kabullenemedikleri ve onlarýn yanlýþ bilgilerini doðru sayarak kendilerini aldattýklarý görülmektedir. [6]

    Her þeyden önce iyice bilmemiz geren bir þey var ki: cinci, büyücü, falcý, medyum, yýldýznameci bunlarýn hepsi isimleri ayrý isleri ayni olan isimleri deðiþtirilerek sanki ayrý ayrý çalýþan sektör gibi gösterilerek bu sektör isim zenginliðine boðulmuþtur. Ýnsanlarýmýzýn kafasý karýþtýrýlarak. Hepsi ayni olan cinciden büyücüye büyücüden medyuma medyumdan yýldýznameciye sanki havale edilerek bir güzel soygun planlarý yapýlmýþtýr. Simdi gelelim konumuza.

    Bu tür kiþiler gerçekte karþýsýndakinin sorunlarýný bilmek, çözmek yerine onlarý aldatmaktan baþka bir þey yapmýyorlar. Ýþte benim amacým, cinci, medyum, falcý, yýldýznamecilerin çalýþmalarýnýn bu þekilde çalýþmanýn dýþýna çýkmadýðýný ve zaten inanmaya hazýr önüne gelen kiþileri aldatarak soyduklarýný anlatmak ve uyarmaktýr.

    Gayet saðlýklý olduðunuzu biliyorsunuz üç tane medyum seçin. Mesela ip ucu vereyim. Büyülü insanda sebepsiz aðlama, basta hapýn kesmediði aðrý, uykusuzluk iþtahsýzlýk, göðüs kafesinde daralma olur. Cin çarpmasýnda aðlama olmaz fakat ilave olarak hýrçýnlýk saldýrganlýk aþýrý sinirli haller olur. Ve hiçbiri namaz kýlamaz. Bunlar, tespitte anahtar kelimeler. Ve doðru kiþi, bu anahtar kelimelerle kendini de test edebilir. Diyelim ki siz de bunlarýn hiç birisi yok.

    Birinci medyuma ya da cinciye gidiyorsunuz. O, sizi çözmek için sizden bilgi almak isteyecek. "Þikayetiniz ne?" dediðinizde büyü belirtilerini sayýn. "Durup dururken içim doluyor, aðlýyorum." deyin. O, biliyor ya verdiðiniz cevabýn büyü belirtisi olduðunu, devamýný sayacak: "Az uyuyorsunuz, iþtah yok, namaz kýlamýyorsunuz." vs. Size tastiklettire tastiklettire devam edecek. Hemen büyü teþhisini usta ve emin bir þekilde koyacak.

    Ýkinci medyuma gidiyoruz ona da cin çarpmasý ile ilgili belirtileri anlatýyoruz. "Size cin çarpmýþ." diyor. Ýnandýrýcý olmasý için de yine klasik laflar: "Ya cini çiðnemiþsin, üstüne su dökmüþsün, sana cin aþýk olmuþ, üzerine tuvalet yapmýþsýn." vs. vs. Emin adýmlarla anlatýyor da anlatýyor. Siz, onu hangi þekilde yönlendirirseniz, o yönde anlatýyor da anlatýyor. Bir de "Doðru söylüyorsun, haklýsýn..." gibi kelimelerle önünü çekersen, iþte o zaman mangalda kül býrakmýyor.

    Üçüncü cinci ya da medyuma gidiyoruz. Cin, genelde ayak parmaklarýndan ya da ellerden girer ya.... Önüne geldiðinizde baðýrýyor, çaðýrýyor, nara atýyorsunuz. Elleri ya da ayaklarý titreterek bayýlýyormuþ numarasý yapýyorsunuz. Onun ilk diyeceði; "Bunda cin var, bedenine cin girdi."

    Bunlar, aynen bu þekilde geliþecek aksini iddia eden denesin.

    Peki siz, hasta deðilsiniz. Cin de yok bedeninizde. Peki ne bu adamlar. Bilgileri fos çýkmýþ olmaz mý? Bu iðrençlik, hâlen ülkemizde "Þifacýyýz!!!" diye baðýran, utanmadan televizyona çýkýp; "Ben, bunu yaparým. Ben, sunu yaparým." diyen sahtekârlarla dolup taþýyor. Tabiî ki gerçekten Allah için þifa daðýtmaya çalýþanlar da var. Bizim onlarla bir alýp veremediðimiz yok. Bizim hesabýmýz, yukarýda anlattýðýmýz kalýba giren iðrenç dolandýrýcýlarla...

    Þu da bir gerçektir ki; bu kiþiler, genelde kendileri cin hastalarýdýr. Bütün bu çalýþmalarýnda onlarýn da yönlendirmeleri ile çalýþýrlar ve asýl kendileri ki cinlerin uþaklarýdýrlar.[7]

    Cindârlýðýn Tarihçesi
    Antik kültürlerde iyi ilahlar saðlýk bilgileriyle mücehhez ve saðlýðý korumakla görevliyken, habis þeytanlar, hastalýk ve saðlýksýz yaþamdan sorumluydular. Tarihte ilk olarak Sümerler hastalýk þeytanlarýný tanýmlamýþlardý. Bu tanýmlama daha sonra Mezopotamya, Mýsýr, Yunan, Roma ve Kuzey kavimleri tarafýndan da benimsendi. Þeytanlarýn gücünün hastalýk yaptýðý inancý Hýristiyan egzorsizm ayinlerinin de temelini teþkil eder. Ülkemizde bazý hastalýklar için cinci hocalardan medet umulmasý da bu inancýn bir uzantýsýdýr.[8]

    Cinci Ya da Falcýya Gitmenin Ýslam'daki Hükmü
    Cinci hocanýn cinden kurtardýðýna inanarak, ona ücret vermek caiz deðildir. Çalýnanlarý, kaybolanlarý bilirim diyen ve buna inanan da kâfir olur. “Bana cin haber veriyor, onun için biliyorum.” derse, yine kâfir olur. Çünkü cin de gaybý bilmez. Gaybý yalnýz Allah-u teâlâ, bir de onun vahiy ve ilham ettikleri bilir. Cin, bu iki yoldan öðrendiðini haber verirse, “Bana falanca evliya bildirdi” derse küfür olmaz. Cinden arkadaþ edinip, olmuþ þeyleri ona sorup, ondan öðrenmek ve bunlarý baþkalarýna bildirmek de caiz deðildir. Çünkü cinlerin gördüðü þeyleri doðru anlatýp anlatmadýðý bilinemez.

    Cincilere ve büyücülerin, söylediklerine, yaptýklarýna inanmak, bazen doðru cýksa bile, Allah'tan baþkasýnýn her þeyi bildiðine ve her dilediðini yapacaðýna inanmak olup, küfürdür. Büyü öðrenmek de, öðretmek de haramdýr. Müslümanlarý zarardan korumak için öðrenmek de haramdýr. Hayýrlý iþ yapmak için de haram iþlemek, büyü çözmek için büyü yapmak da caiz deðildir. Büyü yaparken, küfre sebep olan bir þey yapmak küfürdür. Böyle olmazsa, büyük günahtýr. Hadis-i þerifte; "Büyü yapan ve yaptýran ve bunlara inanan, bizden deðildir." buyruldu. (Bezzâr)

    Burçlara göre fal açmak da hurafedir. Her burçta doðan ayni karaktere sahip olsa, bütün dünyadaki insanlar burç sayýsý kadar yani 12 karakterli olurlar. Ayni burçta doðan iki kiþiden biri âlim, diðeri zalim, biri sert, öteki yumuþak olabilir. Ýnsanlarýn karakterlerini burçlar tayin etmez.[9]

    Bazýlarý için çok ilginç olup gece ve gündüzünü bunlara adayan hatta meslek haline getirip bundan maddi menfaat saðlayanlarýn sayýsý çok fazladýr.

    Peki, bu iþte Allah'ýn rýzasý var mýdýr? Ýsterseniz biz cevaplayalým; "Hayýr bu iþlerle uðraþmakta ve geçimini temin etmekte Allahýn rýzasý yoktur." Aksine bu tarz olaylara dalýnmasý halinde yaradan Rabbini býrakýp baþka mahluklardan fayda beklendiði için sýkýntýlar doðar ve iman tehli***e girer.

    Kul, o dur ki; þifayý Allah'tan dileyip neticesini ve tahakkuk edeceði zamaný sabýrla bekler. Birtakým çýkar ve menfaatler uðruna insanlarýn imanlarýný tehli***e atan cinci-falcý hocalara gitmek ve onlardan medet ummak çok yakýþýksýz bir davranýþtýr.

    Bir evlat sahibi olduðunuzu hayal edin. Evladýnýzýn maddi veya manevi bir takým sýkýntýlarý var ve sizinle paylaþmak yerine falanca mahalledeki adamýn birine derdini anlatýp ondan yardým istiyor ve size hiçbir þey söylemiyor. O adam da aslýnda bu iþin ehli deðil yani sizin evladýnýza yanlýþ tavsiyelerde bulunup hayatýný karartacak..
    Oysa siz onun harçlýðýný çok fazla þeker yediði için diþleri çürümesin ve daha az þeker alabilsin diye kýsmýþtýnýz.. O ise gidip sizin verdiðiniz terbiyeyi bir baþkasýna þikayet etti. Babaya bu durumda evladýna sert çýkma hakký doðabilir.

    Bu maddi çalkantýlarý "acaba bende veya evde büyü mü var" diye gidip cinci hocalardan sormak yukarýda örneðini verdiðimiz baba evlat misaline benzer.

    Her aile içinde zaman zaman geçimsizlikler görülür. Bu tip hadiseler eþlerden bir tanesinin haklý da olsa alttan almasý ve susmasý ile çözülebilir. Bu gibi durumlarda aslýnda kavgayý susan kazanmýþtýr. Çünkü nefsini yenen o dur..

    Gavs-ý Sani Seyyid Abdulbaki Hazretleri birgün þöyle buyurdular;

    "Eþiniz size karþý hata yaparsa, onu affediniz. Allah-u Teala affedenleri çok sever"

    Eþler arasýnda hoþgörüyü ilk gösteren o maçýn galibidir. Bir tebessüm ve "özür dilerim" ile bitmeyecek münakaþa yok gibidir.

    Nice aileler biliriz ki eþler arasýndaki geçimsizlikleri "büyü ve cinlerden" bilmiþler ve nefslerinden olduðunu anlamamýþlardýr. Gidilen her hocadan dolayý evlerine ve kendilerine daha da büyük sýkýntýlar isabet ederek kurtulacaklarý yerde bulunduklarý bataklýk onlarý içine çeker olmuþtur. Kul isteyeceðini mürþidini vesile ederek Allah dan istediði takdirde o iþ onun için hayýrlý olacak vakte eriþtiðinde kendisine verilir. Aksi yapýldýðý takdirde yani cinlerden ve hocalardan medet umulduðu zaman baþýný sýkýntýdan kurtaramaz. Elindekini avucundakini de kaybeder ve evinde huzur kalmaz.

    Cinler de insanlar gibi aciz mahluklardýr. Tek farklarý latif olarak yaratýlmýþ olmalarýdýr. Dolayýsýyla onlar bir fayda saðlayamayacaðý gibi Allah'ý býrakýp aciz bir mahluktan fayda beklemek imana zarar verir.

    Eðer bir insana cinler musallat olmuþlarsa bunun sebebini insan "Ben nasýl bir günah iþledim de Allah'ýn gücüne gitti ve bana bu sýkýntýyý verdi" diye kendinden sormalýdýr. Allah'ýn izni olmadan hiç bir mahluk insana zarar veya fayda veremez. Bu gibi durumlarda samimi bir nasuh tevbesi ile geçmeyecek sýkýntý yoktur.[10]

    Büyü Yaptýrmanýn Ýslam'da Hükmü
    Ýlk yüzyýllardan beri, en ilkel topluluklardan itibaren yeryüzünde görülen bir meslek ve iþ vardýr. Bu mesleðe "büyücülük", yapýlan iþe de "büyü" denir. Bu iþten gaye, bir insaný etki altýna alýp, ona istemediði bir þeyi zorla yaptýrmak ve bazen da hastalarýn iyi olmasýný temine çalýþmaktýr...

    Büyü, özü Allah'a dayanan bütün dinleri teblið eden Nebi ve Resûllerce yasaklanmýþtýr. Bütün dinler büyüyü insana haram kýlmýþlardýr. Keza Ýslâm dini de büyüyü "haram" kýlmýþ ve büyü yapan ve yaptýranlarýn Ýslam dininden çýkmýþ olacaklarýný açýklamýþtýr.

    Büyünün yasaklanmasýndaki özellik, insanlarýn iradelerinin baþkasý tarafýndan zoraki bir þekilde kaldýrýlmasý veya kýsýtlanmasýnýn önüne geçmek; onlara serbestçe hareket, seçme hakký tanýmaktýr... Tâ ki böylelikle insan yaptýðýndan sorumlu tutulabilsin.[11]

    Ýlgili Hadisler
    «Falcýnýn, buyucunun söylediklerine inanan, Kurân-ý Kerîm'e inanmamýþ olur.» (Taberânî)

    «Fal baktýran, falcýya inanmasa bile, kýrk gün namazý kabul olmaz.» (Müslim)

Sayfa 1/3 123 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Þu an Bu Konuyu Gorunteleyen 1 Kullanýcý var. (0 Uye ve 1 Misafir)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok
  •