Giriş

Orijinalini görmek için tıklayınız : Çoksesli Müzik ve Topluma Etkileri



sarıkanarya_41
05-09-2008, 22:40
Atatürk’ün, Türk Aydınlanma Devrimi sırasında çoksesli müziğin üzerinde önemle durmuş olması bir rastlantı değildir. O, “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür” derken içi boş bir söz söylemiyordu. Atatürk sanatın, özellikle müziğin, bir ulusun ekinini (kültürünü) oluşturan toplumsal kurumlardan biri olduğunu, bu kurumun bütün öteki kurumlarla ilişkileri, etkileşimleri olduğunu pek iyi biliyordu.
Aile, eğitim, gelenekler, bilim/teknik, devlet/din gibi toplumsal kurumlar arasında sanat, özellikle müzik, toplum içindeki bireyin kendini bütün öteki kurumlara göre daha özgür bir biçimde anlatabildiği, bir bakıma toplumun geleceğe yönelişiyle ilgili yeniliklere de izin veren bir çıkış yoludur; bireysel bir karşı çıkıştır, bir özgürleşme eylemidir.
Aile içinde, örneğin iki çocuğun ana-babalarıyla birlikte Mozart’ın bir yaylı çalgılar dörtlüsünü bir Pazar günü kendi aralarında amatörce seslendirmeye çalıştıklarını düşünün. Büyük küçük her üyesinin, kendi kimliğini değişik seslerle, uyum içinde hep birlikte dile getirebildiği böyle bir ailede uyumsuzluk, anlaşmazlık, mutsuzluk yaşanır mı? Lise öğrencilerinin, okulda müzik dersinde ya da dışarıda kendi aralarında oluşturdukları küçük bir oda orkestrasında, Tomaso Albinoni’nin Adagio’sundaki uyumu, her biri kendi katkısını verebilmek için çaba göstererek, amatörce seslendirmeye çalıştıklarını düşünün. Bu çocukların, ileride birer mühendis, hekim, öğretmen ya da yöneticisi olarak üstlenecekleri görevlerde, içinde yaşadıkları toplumla, çevreyle iletişim sorunları, uyum sorunları olur mu? Toplumun, ulusun, insanlığın oluşturduğu orkestranın “uygarlık” denilen uyumunu bozan aykırı davranışlar onlardan beklenebilir mi?
Benim babam mühendisti, ama iyi keman çalardı. Çocukluğum, her gün onun kemanından dinlediğim Türk müziğiyle geçti. Bu müziğin duygusal güzelliği içime işledi. Öte yandan, radyodan dinlediğim müziğin çoksesliliğinden düpedüz büyülendim.
Aydınlanmanın bir ürünü olan çoksesli müzik her zaman, dünkü teksesli, baskıcı geleneksel toplumdan, yarınki çoksesli, uyumlu demokratik topluma geçişin, davranışlarımıza ruhlarımıza yansıyan değişimin duygusal, kararlı, gür sesi gibi gelmiştir bana.
Picasso’nun Müzisyenler’inde, Ortaçağ İtalyan Tiyatrosu Commedia dell’Arte’nin, sahnede hep yer alan üç baş kişisi gösterilir: Elinde çalınacak notayı (anayasayı) tutarak Devlet’i temsil eden Papaz ile Halk’ı temsil etmek üzere elinde kavalıyla duran çobanın arasında, gitarını çalmakta olan “sanatçı” oturur.
Sanatçı müzisyendir, şarkılar, şiirler söyler; ama o, egemen güçleri eleştirmek üzere oradadır; ne Devlet’e, ne Kilise’ye, ne de geleneklerinden kopmak istemeyen halka yaranmak zorunda değildir. Sanatçı dalkavukluk yapmaz. O müzisyendir, ozandır, bireylerin ruhlarına seslenir, onları etkiler; kimileyin de ip üzerinde yürüyen cambaz ya da uçurtmasının ipine sarılıp kendi de uçan palyaço olarak şaşırtır. Onun herkesi alaya alışı, geleneklere karşı çıkışı hoşgörülür. O dünü, bugünü değil, insanlığın yarınını, olması gerekeni anlatandır, geleceğe ışık tutan.
İnsanbilimde tanımlanan ekin (ya da kültür) kuramına göre, bütün toplumsal kurumlar birbirlerini etkiler, toplum bu etkileşimler ağı ile sarılır, bu etkileşimlerle evrilir, gelişir.


*
Müzikte çokseslilik arayışları Yenidendoğuş (Rönesans) ile başladı, Aydınlanma ile gelişti.

sarıkanarya_41
05-09-2008, 22:41
Duygularımızın dışa vurumu, bir anlamda acılarla sevinçlerin dile getirilişidir. Müziğin sihri, bulunduğumuz ortamla, coşku ve hüzün duygularımızın bağdaşarak anlam kazanmasını sağlamaktadır. Yani, duygu ve düşünceleri, kulağa hoş gelen ses veya enstrümanla notalar yardımıyla anlatma sanatıdır müzik. Kimi zaman uyuyan duygularımızı harekete geçirip, çalar saat görevi de görmektedir. Duymak isteyip de duyamadığımız sözleri, duymuş gibi hissetmemizi sağlar müzik. İnsanın aklına girdikten sonra geri alınmaz. Müzik, insanın kendini eserlerle anlatmasına olanak vermekle beraber, sözsüz icra edildiğinde zihni aşıp duygulara ulaşır.
Tek evrensel dildir…
Duygu pekiştiriciliğinin yanında, müzik evrenin sesi olma özelliğine de sahiptir. Kimi zaman efkâr dağıtan, adeta sinir alan müzikle kendini bulur insan. Ses ve sazın uyumu içimizde sanki bir devi uyandırır. Yaşadığımız duygu şiddetini anlatan, kulak algısı diyebileceğimiz ve kimin seslendiğini fark ettiren, beyne jimnastik yaptıran, ses egzersizleriyle insana zaman ve değişik mekânlar sunan içinde nefes alıp soluklanabileceğimiz, mesafeleri öğrenebileceğimiz, belki de kendimizi kurtarabileceğimiz yerlere götüren ve her yeri evimiz gibi hissettiren bir güzelliktir müzik.
Düşünceyi etki altına almaya yarıyor… Sesi güzel birisine “patlat şuradan bir şarkı” veya sesi göreceli olarak kötüyse “karga sesinle şarkı söyleme” denir. Müzik, kimi zaman kulağa hoş gelir, kimi zaman da kulağı tırmalayıp içimizi karartabilir. O zaman haklı olarak denir ki “müzik var, müzik var!”.

Müzik, seste bir renktir. Sahneye ancak sizin isteğinizle çıkar, açıkça ne söylenirse o duyulur..
Müzik, bir filmin kurgusunda en önemli öğelerdendir. Filme heyecan katar. Sinemamızda Cahit Berkay’ın yeri başkadır. Son dönemde çekilen “Hatırla Sevgili” adlı TV dizisinin müziklerini anımsayın: Erdal Güney ve Kemal S.Gürel’in müzikleri dizinin etkisini daha da arttırmış, zenginlik katmıştır. İnsana hayatın en güzel duygularını kat kat yaşatabilme özelliğine sahip, paylaşım sağlatabilen, geçmiş özlemini uyandıran, zihnimizdeki fotoğrafları sayfa sayfa açmada anahtar görevi gören, anılarımıza can verebilen, sevilesi insanları bize getiren, kendinize dönmek, dünyanıza dalmak için birebir olan, dinlenmesi ve icra edilmesi güzel bir sanat türüdür.
Müzik sosyal olaylardan bağımsız değildir…Her adımda, hayatın içinde, insanın bedeninde var olan, kimilerinin ellerinden kimilerinin seslerinden süzülüp gelen, bağımlılık yapıcı bir sanat dalıdır müzik. Ozan dile gelir, barış ve dostluk için beste yapar. Yusuf Hayaloğlu’nun “Ah Yüreğim” adlı şiirindeki “ben dururum kuşlar gider aşkın uzak ülkesine/ben dururum deniz başlar bitmeyen türküsüne” dizesiyle dile getirdiği gibi dalgaların karaya haykırdığı, duyguyu sözle buluşturan bir Banu Kırbağ yorumuyla uzaklara ulaşıp yeryüzünün büyük korosu olur.

Herkesin anlam çıkardığı bazı sözlerin beyinlerde bir izi olur huzur verir. Sabahattin Ali’nin “Hapishane Şarkısı” şiirinde “"görmek istersen denizi/yukarıya çevir yüzü/deniz gibi bir gökyüzü/aldırma gönül aldırma"deyişindeki gibi. Sinop Cezaevi duvarları ardından ses vermiştir insanlığa. Selda Bağcan ve Edip Akbayram’ın yorumuyla geniş kitleler bu yapıtı dinledi.
Nazım Usta’nın 1963’ ten önce yazdığı bir şiir olan “Hoşçakal Kardeşim Deniz” , 1970’li yıllarda Zülfü Livaneli tarafından bestelenmiş ayrıca Leman Sam yorumuyla kitlelerce sevilip ona farklı anlamlar bile yüklenmiştir.
Kimi zaman ***if veren, kimi zaman sakıncalı ilan edilendir müzik.
Hiçbir ozan sosyal olaylara duyarsız kalamaz. Karacaoğlan, Pir Sultan, A.Veysel ve Yunus Emre’yi anımsayın. Onlar çabalarıyla öncü oldular; ancak halkın sanatçısı olmanın bedelini ağır ödediler. Hatta, Grup Yorum’un, 32. gün belgeselinde dendiği gibi ‘’çok fazla saz çalmaktır’’ onların suçu..

Halk müziğinin rotasını değiştirebilen ve bu ülkenin türkülerine yeniden can veren Ruhi Su Ustamıza reva görülenleri anımsar mısınız? Onun, bu ülkede değerini bilemediler; üstelik yok etmeğe de çalıştılar. Oysa, “Bir ulusun türkülerini yapanlar, yasalarını yapanlardan daha güçlüdür” dememiş miydi yüzyıllar önce W.Shakespeare?

sarıkanarya_41
05-09-2008, 22:44
GÜNÜMÜZ MÜZİK EĞİTİMCİSİ NASIL OLMALIDIR?

Yard. Doç. Dr. Efe AKBULUT∗

ÖZET

Günümüzde bilim ve teknolojideki baş döndürücü ilerlemeler diğer sistemlerde olduğu gibi eğitim
sisteminde de birçok gelişime ve değişime yol açmıştır. Bu gelişmelere paralel olarak eğitim sistemimizle ilgili
değişkenlerde de (öğrenci, öğretmen, öğretim programları vb) alternatif arayışlara girilmiştir. Örneğin, öğretmen
merkezli eğitim anlayışı yerini öğrenci merkezli anlayışa terk etmiştir. “Nasıl bir eğitim gereklidir ve özellikle de
günümüz öğretmeni nasıl olmalıdır? Hangi yeterliklere sahip olmalıdır?” soruları son yıllarda daha sıkça
gündeme gelmektedir. Söz konusu soruların temel odağı, gelecek kuşakların yetiştirilmesi olgusundan ve
öneminden kaynaklanmaktadır. Bu perspektifle yapılan bu çalışmada, genel anlamda öğretmenlik mesleği
üzerinde durulmakta ve spesifik anlamda ise, “Günümüz müzik öğretmeni nasıl olmalı ve hangi yeterliklere
sahip olmalıdır?” soruları irdelenmektedir.

Anahtar Kelimeler: Müzik Eğitimi, Müzik Öğretmeni, Günümüz Müzik Öğretmeni

WHAT QUALITIES A CONTEMPORARY MUSIC TEACHER SHOULD BEAR

ABSTRACT

Amazing developments in science and technology have given rise to many changes in education as well as in
other areas. With respect to these changes, there has occurred necessity to search for alternative movements in
the variables of education such as student, teacher, educational programs. For instance, teacher centered
education has been replaced by learner centered education. The questions ‘What kind of education is needed?’
and ‘What are the necessary qualities of a contemporary teacher?’ are nowadays more commonly asked in the
field of education. These questions originate from the significance of the fact that new generations must be well
raised. Within this perspective, this study aims to focus in general on the profession of music education and
specifically on what a music teacher should be like and what qualities they should bear.

*** Words: Music Education, Music Teacher, Compotorary Music Teacher

GİRİŞ

İnsan doğumundan ölümüne kadar nasıl bir ses atmosferi içinde yaşıyorsa, benzer şekilde
kendini eğitim süreçlerinin de içerisinde bulur. Toplumun bireylerinin iyi yetiştirilmesi kendisine,
yaşadığı çevreye ve bağlı bulunduğu topluma faydalı hale getirilmesi gereği günümüzde daha da önem
kazanmış ve bir bakıma temel bir zorunluluk haline gelmiştir. Bireylerde olumlu yönde davranışların
oluşturulması ve istendik davranış değişikliğinin meydana getirilmesi, eğitimle mümkün olmaktadır.
Davranış değişikliğinin meydana getirilmesi için devreye konan ve sergilenen etkinliklerin
tümü eğitim etkinlikleridir. Bu eğitim etkinliklerinde ve süreçlerde öğretmen önemli bir rol
oynamaktadır. Öğretmen, bireylerin yetiştirilmesinde eğitim sisteminin en önemli halkalarından birini
oluşturur. İnsanın eğitim amacıyla bilgi edinmesi, beceri kazanması, tutum geliştirmesi, değerler
kazanması, çevresindeki varlıkları tanıması, olay ve olgular arasında ilişki kurması, öğretmen aracılığı

ile mümkün olabilmektedir.
Konuyu spesifik anlamda ele almadan önce genel anlamda “Öğretmen kimdir, nitelikleri ve temel
görevleri nelerdir?” soruları üzerinde durulacak ve daha sonra “Günümüz müzik eğitimcisi nasıl
olmalıdır” sorusuna yanıt bulmak için; “Müzik öğretmeni kimdir, nitelikleri ve temel görevleri
nelerdir?” soruları irdelenecektir.
“Öğretmen kimdir?” sorusuna kuşkusuz birden çok yanıt verilebilir. Erden (1998 s: 38) e göre
öğretmen; “örgün eğitim kurumlarında öğretimi sağlayan ve belli bir program çerçevesinde planlı

eğitim etkinlikleri düzenleyerek öğrencilerde programlar doğrultusunda istendik davranış değişikliği
∗ PAÜ egıtım fakultesı GSEB muzık egıtımı anabılım dalı..